3. Havalimanı işçilerinin yargılandığı dava 26 Haziran’a ertelendi

3. Havalimanı işçilerinin kötü çalışma ve yaşam koşullarına karşı başlattıkları eylemlerin ardından tutuklanan ve ilk duruşmada serbest bırakılan işçilerin yargılandığı davanın 2. duruşması bugün görüldü. 3 işçi dışında tüm işçilerin adli kontrol şartı kaldırıldı. 

3. Havalimanı inşaatında “Köle değiliz” diyerek başlattıkları eylemlerin ardından 401 işçi gözaltına alınmış, 31 kişi tutuklanmış ve 62 kişinin yargılandığı davada tutuklu bulunanlar 6 Aralık 2018’de tahliye edilmişti. İnşaat işçilerinin yargılandığı davanın 2. duruşması bugün Gaziosmanpaşa Adliyesi’nde görüldü.

Bir önceki duruşmada işçiler adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış, işçi Serhat Bilici duruşmaya katılamadığı ve başka bir dosyadan tutuklama kararı olduğu gerekçesiyle serbest bırakılmamıştı.

Bugün görülen duruşmada bulunmadığı için ifadesi alınamayan üç işçi dışında tüm işçilerin adli kontrol şartı ve yurt dışına çıkış yasağı kaldırıldı. Karar aşamasında söz alan avukat Tamer Doğanişsizliğin had safhada olduğu bu şartlarda adli kontrol şartının tutuklamayla eşdeğer olduğunu belirterek “Bu işçiler, bir yere iş başvurusunda bulunduklarında ‘Haftada 2 gün imza vereceğim’ derlerse işe alınmıyorlar. Yurt dışına çıkmak hayati bir durum işçiler için. Adli kontrol şartının kaldırılmasını istiyoruz.” dedi.

“Torba şeklinde” iddianame hazırlandı

Duruşmada söz alan avukat Mustafa Karakuş “3. Havalimanı inşaatında en üst düzey yetkili olan Kadri Samsunlu, Haber Türk’e verdiği bir röportajda ‘İşçi arkadaşlarımdan özür dilerim, haklıydılar. Sorunlar varmış, birikmiş. Ancak benim haberim olmadı’ şeklinde bir beyanı var. Bu ifadelerin dikkate alınmasını ve beraat verilmesini istiyoruz” dedi.

Avukat Songül Beydilli ise 2.Havalimanı’nın iktidar için kritik konumuna değinerek “Hazırlanan iddianame torba şeklinde oluşturulmuş. Hiçbir delil sunulmadan işçiler sanık konumuna sokulmuştur. Hükümetin prestij projesi olduğu için, 3. havalimanı inşaatının bitirilmesi işçiler tarafından geciktiriliyormuş gibi gösterilerek torba iddianame hazırlandı. Hukuki bir metin olmaktan uzak bir iddianame olmuştur. Derhal beraat istiyoruz” dedi. İşçilerin iş cinayetlerine, tahtakurularına, insanlık dışı çalışma koşullarına isyan ettiğini ifade eden Beydilli, “İş yasasına göre işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin yerine getirilmemesi durumunda işçilerin eylem yapma hakkı vardır. Doğal ve yasal bir eylem yargılanıyor. Sendikal haklar yargılanıyor” ifadelerini kullandı.

İşçilerin birliği: “İşçi arkadaşlarım yürüdüğünde ben de yürüdüm, oturunca ben de oturdum”

Avukatların savunmları ardından işçiler söz alarak konuştular. İşçi Tuncay Yalçın, “33 gündür yatağım yoktu. Ranzada yatıyordum. Tahtakurularına karşı alerjim vardı. Sabah geldim. Arkadaşlarım kötü koşullara karşı grev yapıyorlardı. Bu olumsuz koşullardan ben de etkileniyordum. Bu dertlerimi dile getirmek için ben de işçi arkadaşlarıma katıldım” dedi.

İstanbul Havalimanı inşaatında servis şoförlüğü yapan Yasin Yalçın da yargılananların kendileri olmaması gerektiğine dikkat çekerek “İşçi arkadaşlarımın yağmur altında saatlerce kaldığına tanık oldum. Hastalıklı olabilecek yataklar vardı. Biz bunların değişmesini istediğimizde topu alt işverene attılar. Dışarıdan getirilmesi de yasak dediler. İşe gitmeme kararının doğru olduğunu düşündüğüm için eyleme destek verdim. Her gece uyuduğunuzda tahtakurularının kanınızı emmesini kabul ediyorsanız ben de ederim. İşçi arkadaşlarım yürüdüğünde ben de yürüdüm, oturunca ben de oturdum. Burada asıl yargılanması gereken ben ve işçi arkadaşlarım değil oradaki yöneticilerdir. Burada yargılanması gereken biz asgari ücrete mahkum edilen işçiler değil, bizi bu koşullara mahkum edenlerdir” ifadelerini kullandı.

Yasalar yine dikkate alınmadı : Avukat eşliğinde alınmayan ifadeler okundu

Mahkeme başkanı yasal olmayan şekilde işçilerin gözaltındayken alınan ifadelerini okudu. İşçilerin ifadelerinin avukatlarıyla görüştürülmeleri engellenerek alındığını belirten avukatlar, hazırlık beyanlarının yasa dışı olduğunu ve okunmamasını talep ettiler. Hakimin ifadeleri ısrarla okumaya devam etmesi üzerine avukatlar “Avukat huzurunda alınmayan ifade yasak delil niteliğindedir, duruşmada okunmaz” dediler.

Duruşma 26 Haziran’a ertelendi

Mahkeme, ifadesi alınamayan üç işçi için yakalama kararı verdi. İşçilerin gözaltı sırasında duruşmaya katılmama ve gözaltı esnasındaki eşyalarına el koyma kararının kaldırılması talebi reddedildi. Mahkeme, tanıkların dinlenmesine, suçtan zarar görenlerin zararları bildirmelerine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik beyan için süre verilmesine karar vererek duruşmayı 26 Haziran 2019 Çarşamba gününe erteledi.