Ağva’da bir haftasonu tatilinden erkek egemenliğin binbir yüzü

Sultan Eylem Keleş 

Gazete Hayır’a mail yoluyla, bir kişinin kendi beyanlarıyla Ağva’da tatildeyken yaşadığı tacizi anlattığı bir ifşa mektubu iletildi. Ağva’da tatil yapan kişinin; tatil beldesinin can kurtaranı tarafından görüntüsü çekiliyor, şikayet etmek üzere başvurduğu jandarma tarafından kötü muameleyle karşılaşıyor, sonrasında da şikayet etmek üzere başvurduğu jandarma karakolundan başka bir jandarmanın kişisel sosyal medya hesabından kendisini eklemesine ve mesajlarına maruz kalıyor. Bir haftasonu tatilinden elde kalanlar erkek egemenliğin binbir yüzü oluyor: Taciz, dijital şiddet, erkek dayanışması, kötü ve suçlayıcı muamele, görevi kötüye kullanma, psikolojik şiddet! 

Günlerden 18 Haziran.. Olay  Şile’nin Ağva beldesinde bir plajda yaşanıyor. Maruz kalan kişi, arkadaşlarıyla tatil yapıyor, denizde yüzüyor. Cankurtaran kendisine yakınlarda yüzmesini talep ediyor; kişi bunun haklı bir güvenlik talebi olduğunu düşünüyor. Denizden çıktığında arkadaşlarının uyarısıyla cankurtaranın kendisinin görüntüsünü çektiğini anlıyor ve cankurtarana sorduğunda -kendi ifadesiyle- ‘tipik tacizci sırıtışıyla’ cankurtaran uzatmamasını söylüyor. Bu ifade ne çok şey anlatıyor; hayatlarımızda o kadar hemhal olmak durumunda kalmışız ki bu erkek egemen tavırla, artık tanıyoruz onu! Bunun sonrasında cankurtaran ne mi yapıyor? Herkese defolup gitmesini söyleyerek “Burası benim plajım, hepinizi kovarım” diyor. Bir belediye çalışanına bu özgüveni veren nedir dersiniz? 

Olay yerine jandarmanın gelmesiyle birlikte, jandarmanın kendisine kötü muamelede bulunarak, işini yapmayı reddettiğine aynı zamanda cankurtarana da özel muamelede bulunduğuna tanık oluyor kişi. Jandarma cankurtaranı da alıp araçla karakola doğru giderken, maruz bırakılan ve arkadaşlarına da kendi imkanlarıyla gelmelerini söylüyor. 1 saat sonra karakola vardıklarında da “Ben telefona baktım, bir şey yokmuş” diyor aynı jandarma. Bunlar yaşanırken elbette cankurtaran ‘sırıtarak” bütün olanları rahatlıkla seyrediyor. Kişi şikayetini geri çekmediğinde ifadesini alan aynı jandarma, hem çok kişisel ve gereksiz sorular sorarken maruz bırakılan kişi bunların konuyla alakasını sorduğunda “Sus! Burada soruları ben sorarım” diyor. Akabinde de “Plajda ne giyiyorsun?”, “Neden taciz ediliyorsun?”, “Cankurtaran senin hakkında bir şeyler anlattı” gibi şeyler söylüyor. O karakoldan şikayette bulunmuş çıkarken, kaldıkları tesisin işletmecisinden aynı cankurtaranla ilgili hep benzer sorunlar yaşandığını öğreniyorlar.

O günün akşamı maruz bırakılana sosyal medya hesabı üzerinden tanışmak istediğini belirten, art arda atılmış mesajlar ve cevapsız aramalar vardı. Aynı karakoldan başka bir jandarma.. 

Bunlar bir kişinin haftasonu tatiline sığdırılan şiddet ve taciz hikayeleri.. Hayatımızın her alanı böyle şiddet sarmalı içerisindeyken; ısrarla çıkış kapısı bulmak üzerine düşünmeliyiz. Zira kolluk kuvveti, güvenlik güçleri, hukuk, yargı onların egemenliğinde! 

*Sosyal medyada hala dijital şiddet hem görünmez hem de reddedilen bir yerde dururken bahsetmek isterim: Bir kişinin rızası olmadan görüntüsünü çekip kaydetmek dijital şiddettir! Bir kişinin, başka bir amaç için vermiş olduğunuz kişisel bilgileri kullanarak sizinle dijital ortamdan ilişki kurmaya çalışması dijital şiddettir!