Ali Serkan Eroğlu cinayetinde zaman aşımı

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Ali Serkan Eroğlu’nun öldürülmesinin üzerinden 20 yıl geçti. Cinayetten 20 gün önce gözaltına alınıp işkence gören ve bırakıldıktan sonra savcılığa suç duyurusunda bulunan Eroğlu, “Başıma bir şey gelirse, sorumlusu terörle mücadele şubesine bağlı polislerdir” demişti. Herhangi bir dava açılmayan cinayet zaman aşımına uğradı.

Sol’un haberine göre; İzmir’de 1997 yılında gözaltına alınıp bırakıldıktan sonra Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi tuvaletinde asılı halde bulunan Ali Serkan Eroğlu cinayeti, üzerinden 20 yıl geçtiği için zaman aşımına uğradı.

Polisin intihar süsü vermek istediği olayın cinayet olduğunu ikinci kez otopsi yapılmasında ısrar ederek ortaya çıkaran ablası doktor Aylin Eroğlu Şimşek dün Facebook hesabında “23 Aralık 1997’de öldürüldü 19 yaşındaki Serkan kardeşim. 20 sene önce bugün… Zaman aşımı bugün gerçekleşti… Artık çanak çömlek patladı diyerek ortaya çıksalar bile adalet tecelli etmeyecek. Bilmedikleri tek şey şu ki; ilahi adalette zaman aşımı yok!” diye yazdı.

Cinayetten kimse yargılanmadı

Aylin Eroğlu Şimşek, dava edilecek bir muhatap bulunmadığı için dava açılmadığını söyledi. Şimşek “Olayın olduğu yerde belli bir kişiyi suçlayabilecek bir kanıt bulunamadı. O yüzden de belli bir kişiye dava açılamadı. Emniyet müdürüne (Ahmet Demir) belki açılabilirdi, ona da açılamadı. Cinayet olduğuna dair bir kanıt var sonuçta, ama kimin yaptığına dair bir kanıt bulunamadığı için dava açılamadı” diye konuştu.

Katiller cezasız kalacak

“Zaman aşımından sonra adamlar çıksalar, ‘biz yaptık’ deseler bile artık onlara hiçbir ceza verilmiyor diye biliyorum” diyen Şimşek, geçen yıl zaman aşımından önce yeni bir hukuki sürece girip girmemek konusunda danıştığı anne-babasının buna soğuk baktığını ve psikolojik olarak yeni bir süreci kaldıramayacakları için bir girişimde bulunmadığını ifade etti.

Polislerce ajanlık teklif edilmişti

Kaldıraç dergisi okuru olan Eroğlu, gazetecilik bölümü 2. sınıf öğrencisiyken 27 Kasım 1997 tarihinde Karşıyaka Vapur İskelesi önünde sivil polislerce gözaltına alınarak götürüldüğü İzmir Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde işkenceye maruz kalmış, polislerce kendisine ajanlık teklif edilmişti. Eroğlu, serbest bırakılmasının ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına işkence gördüğüne dair suç duyurusunda bulunmuş ve “Başıma bir şey gelirse, sorumlusu terörle mücadele şubesine bağlı polislerdir” demişti. 23 Aralık 1997’de dersten çıktıktan sonra ortadan kaybolan Eroğlu, 24 Aralık’ta Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi tuvaletinde asılı halde bulunmuş, ilk incelemelerde Eroğlu’nun 24 saat önce yaşamını yitirdiği tespit edilmişti.

İkinci otopsi raporu cinayeti ortaya çıkardı

Abla Dr. Aylin Eroğlu’nun ısrarı sonucu yapılan ikinci otopside Eroğlu’ndan kan örnekleri alınarak İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmiş, kurumun 20 Mart 1998 tarihli raporunda, Eroğlu’nun kanında bir insanı bayıltacak miktarda kloroform ve etanol bulunduğuna yer verilmişti. Rapora göre asılma olayı, kloroform koklatılarak bayıltılmasından sonra gerçekleşmişti.

Yirmi dört saat boyunca tuvalette asılı kaldığı iddia edilen Eroğlu’nun cenazesinin bir gün boyunca kimse tarafından görülmemesi, akşam saatlerinde temizlik görevlileri tarafından bulunmuş olması da cinayet şüphesini artırmıştı. Bornova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan “Olay Yeri Keşif ve Ölü Muayene Tutanağı”na göre Eroğlu’nun cansız bedeni bulunduğunda bir ayağı klozet kapağı üzerinde basılı haldeydi. Yine raporda Eroğlu’nun kesici aletle kesilen çantasının kol askısı ile kendini astığı belirtilirken, cesedin üzerinde herhangi bir kesici alet izine rastlanmaması da dikkat çekmişti.

Delilleri toplatmadılar, ‘delil yok’ diyerek dosyayı kapattılar

Cihan Başakçıoğlu’nun geçen yıl Evrensel’de yayımlanan haberine göre, Eroğlu’nun katledilmesinin ardından ölü bulunduğu tuvalette Savcı İskender Kutlu tarafından herhangi bir parmak izi incelemesi yaptırılmazken, dönemin İzmir Emniyet Müdürü Ahmet Demir daha soruşturma sonuçlanmadan ve deliller tam anlamıyla toplanmadan olaya “intihar” diyerek dosyayı kapatmıştı. Emniyet Müdürü Demir, olaydan 1 yıl sonra 1998 yılında Nesim Malki cinayetinde olayı örtbas ettiği ve mafya lideri Alaattin Çakıcı’nın Fransa’da tutuklanmasının ardından katil zanlısı Erol Evcil’e yardım ettiği gerekçesiyle açığa alınmıştı.