Anadolu ‘Propaganda’ Ajansı – Mustafa Alp Dağıstanlı (5 Ne? 1 Kim?)

Gazeteciliğin tarafsız olamayacağını söylediğimiz yazımızın ardından sizlere iktidarın medyası olan Anadolu Ajansı ve medya sektörünün arka planından kısa pasajlar sunuyoruz. Eski bir medya çalışanı olan Mustafa Alp Dağıstanlı’nın “5 Ne? 1 Kim?” kitabının linkine pasajların sonunda ulaşabilirsiniz.

***

AKP iktidara geldiğinde AA’nın genel müdürü Mehmet Güler’di.
Güler ılımlı bir adamdı; pozisyonunu korumak için herşeye evet
dedi, ama yine de AKP, istediği militan kadrolaşmayı bir türlü
sağlayamadı. Her gelen hükümetin AA’da bazı atamalar yapması
bilmediğimiz bir şey değil. Ama bu atamalar genel müdür ve yar-
dımcıları düzeyinde olurdu en kabadayısından. AKP iktidarda
yerleşince, 2000’lerin sonuna doğru genel müdür yardımcılarını,
daire başkanlarını, haber müdürünü, ekonomi ve dış haberler gibi birim müdürlerini, müdür yardımcılarını, kısacası tüm yöneticileri değiştirdi.

***
AA’nın hükümetin borazanı olduğunu söylesem kimse “Aaa!”
demez. Onun için, sondan başlayalım hikâyemizi anlatmaya.
Anadolu Ajansı’ndaki fütursuz AKP kadrolaşması, sonunda bu
işyerinde örgütlü olan Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın tasfiye-
sine kadar vardı, çünkü en büyük engel oydu ve en uçuğundan
sapsarı yeni bir sendika kuruldu: Medya-İş.

***

Medya-İş’in başkanı
Gürsel Eser, sendikayı kurabilmek için kredi çektiğini söylü-
yordu. Fakat kuruluş maliyetlerini karşılamak için Gürsel Eser’e
AA yönetiminin 60.000 lira ödediği iddia ediliyor. AA yönetimi-
nin İş Bankası’na yazdığı havale yazısında bu paranın “Sandık
alacağına mahsuben” aktarıldığı söyleniyor. Olabilir tabii. San-
dık dedikleri AA çalışanlarının yardımlaşma sandığı. Bu sandık,
çalışanlardan ve AA’dan kesilen paralardan oluşuyor ve emekli
olanlara nemalandırılmış olarak ek bir ödeme yapıyor. Peki, ma-
dem o Sandık hesabında para vardı, AA yönetiminin emekliliğe
zorladığı 200 kadar çalışanın Sandık alacakları neden çok büyük
oranda ödenmedi? Bu yüzden hâlâ süren alacak davaları açtı
emekliye ayrılanlar. İşte bu Medya-İş o kadar uçuk kaçık sarı
bir sendikaydı ki, o kadar olur yani; ilk genel kurulun açılışını,
sendikanın genel başkanı Gürsel Eser ile AA’nın genel müdürü
Kemal Öztürk yanyana oturup beraber yaptı.

***

TGS’nin çalışmalarını engellemekle kalmadılar, çalışanların TGS’den ayrılıp kurulan sarı sendikaya girmesi için de tatlı söz, deliğinden çıkan yılanla korkutma, işten atma gibi her tür baskı uygulandı. Böylece TGS çoğunluğu kaybetti. İlk başvurulan emekliliği teşvik uygulamasıyla 200 kadar kişi ayrıldı; çoğunun emekliliği dolmuştu. AA’da kadrolu personel sayısının 550 civarında olduğunu düşünürseniz, ayrılanların ne kadar büyük bir yer işgal ettiğini idrak edebilirsiniz.

***

Biraz kıdemli gazetecilerin bildiği, AA’da birim müdürlüğüne
kadar yükselmiş bir arkadaşın da söylediği gibi, siyasi baskı her
zaman kendini hissettirirdi, ama bu, haberin unsurlarının eksik olmasına yol açmazdı. Haberin en önemli tarafı, kimi zaman,
başlığa/spota çıkarılmayabilirdi, ama içeride mutlaka olurdu.
Biz gazetelerde, televizyonlarda çalışan gazeteciler de bunu
bilirdik ve ajansın haberlerini son noktasına kadar okurduk;
dipte önemli bir bilgi yerleştirilmiş olabilir diye.

***

Gazetecilik, bir olayı yazmaktan ibaret bir iş değildir, her
olayda bir bit yeniği aramaktır, etrafını kurcalamaktır, merakı
diri, şüpheyi canlı tutmaktır.

***

Kitabın tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

https://5ne1kim.wordpress.com/5ne1kim-kitap/