Ankara İSİG Meclisi’nin yerel seçimlere dair söyleyecekleri var

Ankara İSİG Meclisi  yerel seçimler öncesi bütün belediye başkan adaylarına ve kamuoyuna belediyelerin hem işveren olarak hem de sınırları içerisindeki işyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği konusundaki görev, sorumluluk ve yetkilerini tekrar hatırlattığı bir açıklama yayınladı.

Ankara İSİG Meclisi yerel seçimlere dair İSİG Meclisi’nin sayfası üzerinden yayınladığı açıklamada işçi ölümlerine, sendikalaşmaya, taşeron işçiliğe, belediyelerin işçilerine yönelik görevlerini aksatıyor oluşlarına değindi. Belediyelere bahsi geçen konulara ilişkin görev ve sorumluluklarını yeniden hatırlattı.

Belediyeler, Belediye İşçisinin Sağlığını ve Güvenliğini Korumakla Yükümlüdür

Belediyelerin belediye işçilerinin sağlığını ve güvenliğini korumakla ilgili yükümlülüklerinin madde madde açıklayan İSİG özellikle sendikalaşma ve taşeron işçilik üzerinde durarak şu maddelere de yer verdi;

“İş cinayetlerinde ölenlerin %98’i sendikasızdır. İş cinayetlerinin önlenmesi ve sağlıklı-güvenli çalışmanın ön koşulu, işyerlerinde işçi sağlığı ve güvenliği yönetiminde ve denetiminde işçilerin de söz sahibi olmasıdır. İşçiler ancak sendikalaşarak bunu sağlayabilir. Belediye yönetimleri, işçilerin sendikal haklarına saygı göstermek durumundadır, işveren olarak belediyelerin işçilerin sendikal tercihlerine müdahale hakkı yoktur.”

“İşçilerin bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde yazılı çalışma saatlerine uyulması, insanca yaşayabilecek ücret verilmesi, işçilik haklarının eksiksiz ve öncelikle ödenmesi, “iyi belediyecilik” değil bir işveren sorumluluğudur.”

“Belediyeler, yıllar içerisinde taşeron uygulamasının kamudaki başat uygulayıcıları olmuş; işçiler belediyenin işini yaparken kağıt üzerinde taşeron şirketin işçisi olarak göründüğü için güvencesiz, ucuza, hakları gasp edilerek, sağlığı ve güvenliği tehlikeye atılarak çalışmaya mecbur edilmiştir. İşçilerin canını ve sağlığını tehlikeye atan özelleştirme, taşeronlaştırma uygulamalarına tümden son verilmelidir. Belediyeler “alt işverenlik” adı altında, hileli işlemin bir tarafı olmamalıdır.”

İSİG belediyeleri yalnızca belediye işçilerine karşı değil, sınırlarında bulanan iş yerlerindeki bütün işçilere karşı olan sorumlulukları konusunda da uyardı.

Yayınladıkları açıklamanın ilk kısmında belediyenin belediye işçilerine karşı sorumluluk ve görevlerini açıklayan İSİG Meclisi, açıklamanın ikinci kısmında belediyelere ve belediye balkan adaylarına yalnızca belediye çalışanlara karşı değil sınırları içerisindeki bütün işçilere karşı sorumlulukları olduğunu hatırlattı. Burada da özellikle iş güvenliği ve sağlığının üzerinde duruldu.

” Belediye, tüm işyerleri ve işletmelere ancak insan sağlığına zarar vermemek, çevre kirliliğine yol açmamak ve yangın, patlama, genel güvenlik, iş güvenliği, işçi sağlığı, trafik ve karayolları, imar, kat mülkiyeti ve doğanın korunması ile ilgili düzenlemelere aykırı davranmamak koşullarıyla ruhsat verir.”

“Belediyelerin, sınırları içinde güvenlik tedbirleri alınması gerekli görülen arsaların çevrilmesini sağlama, açıkta bulunan kuyu, mahzen gibi yerleri kapattırarak zararlarını ve tehlikelerini giderme, kanalizasyon ve foseptik çukurlarının sızıntı yapmalarına mani olmayı sağlama, hafriyat atıklarının müsaade edilen yerler dışına dökülmesini önleme, yıkılacak derecedeki binaları boşalttırma, yıkım kararlarının uygulanmasında gerekli tedbirleri alma sorumluluğu vardır.”

“Belediyeler pek çok hizmette yapılabileceği üzere bu denetimleri de halka açık/denetlenebilir şekilde yürütebilmelidir. Yapılacak denetimlere, meslek odaları gibi bağımsız kurumların da dahil edilmesi, belediyenin halka karşı sorumluluğu ve işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin politikası olmalıdır.”

Çocuk işçi Eren Eroğlu’nun kurban gittiği iş cinayetinden belediye sorumludur.

Aynı açıklamanın üçüncü bölümünde 2008’den bu yana olan bazı iş cinayetleri sıralanarak bu cinayetlerden belediyelerin sorumlu olduğunun altı çizildi. Sıralanan iş cinayetleri arasında;

2008’de patlama ve yangın nedeniyle 20 işçinin yaşamını yitirdiği, 130 kişinin yaralandığı Davutpaşa katliamı,

2013’te İstanbul Esenyurt’ta ruhsat ve kullanım izni verilmemesi gereken Özel Doğa Hastanesi’nin tabelasını onarırken elektrik akımına kapılarak can veren çocuk işçi Eren Eroğlu iş cinayeti,

2014’te, asansörün 32. kattan yere çakılması sonucu 10 işçinin öldüğü Torunlar katliamı,

16 Ocak 2019’da mobilya fabrikasında çıkan yangında 5 mülteci işçinin yangın merdiveni olmayan, kaçış yolu, havalandırması bulunmayan binada yaşamını yitirdiği Ankara Siteler’deki katliam da yer alıyor.

Mücadeleye devam!

Açıklama “Bu iş cinayetlerinde belediyeler de iş cinayetinin açıkça faili iken, dava sürecinde sorumlu kamu kurumları hakkında hiçbir işlem yapılmamıştır. İş cinayetlerine ilişkin hukuk ve ceza davalarında işverenlik niteliği yoksa kamunun, kamu görevlilerinin sorumluluğuna gidilmemiş, bilirkişi raporlarının çoğu işvereni ve kamusal denetimi sorumsuz kılmıştır. Hukuki sorumluluğun işlememesi ve cezasızlık iş cinayetlerini daha da arttırmıştır, artıracaktır.” şeklinde devam ederken, Ankara İSİG Meclisi bir kez daha işçilerin sağlığı ve güvenliği ile oynayan yöneticilere, belediyelere ve politikalara karşı mücadele edeceğini kamuoyuna duyurarak açıklamalarını sonlandırdı.