Ankara’da kadınlar müftülük yasasına karşı harekete geçiyor: ‘Kadınlara sordunuz mu?’ bildirisi 

Ankara’da kadınlar müftülere resmi nikah yetkisi vermeyi öngören yasa tasarısını ve tasarıya karşı nasıl mücadele edeceklerini konuşmak için bir araya geldi. Kadınlar, Meclis’in açılacağı ve tasarının görüşülecek 1-2 Ekim günlerinde tasarıya karşı sokakta buluşma kararı aldı.

Ankara’da kadınlar “Hayatlarımıza sahip çıkıyoruz” diyerek müftülere resmi nikah yetkisi vermeyi öngören yasa tasarısını konuşmak, mücadele programını belirlemek için Ankara Kadın Platformu’nun çağrısıyla buluştu.

Tüm-Belsen’de gerçekleşen buluşma kadınların oynadığı bir skeçle başladı. Skeçte, küçük yaşta zorla evlendirilmek istenen bir çocuğu ve annesini, imam nikahına ikna etmeye çalışan imama karşı kadın dayanışması canlandırıldı.

Skecin ardından kadınlar serbest kürsü kurarak yasa tasarısını tartıştı. Serbest kürsüde konuşan kadınlar, yasa tasarısının hem mücadele ederek kazandıkları haklara karşı bir saldırı olduğunu hem de çocuk istismarının önünü açtığını söyledi.

1-2 Ekim’de kadınlar sokakta buluşuyor

Serbest kürsüde kadınlar, mahallelerde yasa tasarısıyla ilgili bilgilendirici broşürler dağıtarak tasarı hakkında bilgi sahibi olmayan kadınlara tasarının içeriği ve kadınların hayatını nasıl etkileyeceğini anlatma kararı aldı. Kadınlar, Meclis’in açıldığı 1 Ekim’de tasarıya karşı sokağa çıkmaya ve tasarının görüşüleceği 2 Ekim’de Meclis önünde bir araya gelerek tasarının yasalaşmasına karşı mücadele etmeye karar verdi.

Yasa tasarısına karşı “Kadınlara sordunuz mu?” başlığıyla bilgilendirici broşür hazırlayan kadınlar, tasarıya neden karşı olduklarını şöyle anlatıyor:

Müftülük Yasası olarak bilinen Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı bu haliyle geçemez! Çünkü:

1. Müftülere nikah yetkisi, eşitsizliği derinleştirmektedir Nüfus Hizmetleri Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin tasarıyla il ve ilçe müftülüklerinin de evlendirme memurları arasına eklenmesi öngörülüyor. Müftülerin kıyması tasarlanan bu nikahta; çocuk yaşta evliliklerin ve çok eşliliğin önü açılacaktır. Aynı zamanda medeni kanun ve medeni hakların yok edilmesidir.

2015 senesinde resmi nikah olmadan imam nikahını kıydırmanın suç olmaktan çıkarılmasıyla zaten bu yasanın alt zemini hazırlanmıştı. Ayrıca içinde bulunduğumuz koşulları da göz önüne aldığımızda sosyal politika alanında ve ailenin şekillendirilmesinde kadınla erkeğin eşitliğini temel almayan bir yaklaşımla çalışan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın söz hakkının her geçen gün artmakta olduğunu görüyoruz. Evlendirme işlemi için müftülüklerin yetkilendirilmesiyle çoğu kadın evlenmek için, ailede sorun yaşadığında kadın-erkek eşitsizliğini doğal sayan, erkeklerin çıkarına olacak şekilde dini referansları temel alan, kadınların boşanmaması gerektiğini savunan bir kuruma başvuruyor olacak. Diyanet İşleri Başkanlığı sosyal politika alanından ve medeni haklarımızla ilgili konulardan çekilmelidir.

Ayrıca müftülüklere nikah kıyma yetkisi verilmesi iddia edildiği üzere resmi nikahsız imam nikahlarını azaltmayacak, çünkü görüyoruz ki erkekler resmi nikah kıymayarak aslında kız çocuklarıyla veya birden fazla kadınla evleniyor ya da boşanma durumunda mal paylaşımından kaçabiliyorlar. Bu amaçla hareket eden erkekler, müftülük vasıtasıyla yapılacak resmi nikahı da tercih etmeyeceklerdir. Öte yandan, belediyeler ve müftülüklerin nikah kıymasının oluşturacağı ikilik hali toplumsal kutuplaşmayı (nikahın kim tarafından kıyılacağı konusunda) pekiştirecek, bizler üzeride “tek tip hayat” dayatmasını artıracak, kararı biz kadınların değil çevremizin almasına yol açacaktır.

Bu madde tasarıdan kesinlikle kaldırılmalıdır!

2. Çocuk yaşta evlendirme cinsel istismardır; kesinlikle engellenmeli, açıkça suç olarak düzenlenmelidir:

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda yapılmak istenen değişiklikte “sağlık personeli takibi dışında doğan çocukların doğum bildirimi nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılır” şeklinde bir ibare bulunuyor. Dolayısıyla sözlü beyan cinsel istismarın üzerini örtmenin bir yöntemi haline gelecek. Biz kadınlar bundan endişe duyuyoruz. Çocuk yaşta evlendirme bir cinsel istismar biçimidir ve örtbas edilmesi için yasalarda ve uygulamada herhangi bir açık bulunmamalıdır.

3. Muğlak bir “genel ahlak” şartı sadece kadınlara zarardır Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayanların evlilik yoluyla vatandaşlığa başvurabilmesi için getirilen genel ahlak kriteri nasıl ve kime uygulanacak? Genel ahlakın içeriği, sınırları, kişilerin buna uyup uymadığını belirleyecek olan illerdeki Vatandaşlık Başvuru İnceleme Komisyonlarının kimlerden oluşacağı, nasıl çalışacağı dahi tamamen muğlak durumda. Zaten evlilik yoluyla vatandaş olmak için “evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama” ve “kamu düzeni bakımından engel teşkil etmeme” şartları halihazırda kadınların aleyhine uygulanırken bir de “genel ahlak” gibi iyice muğlak bir şartın eklenmesini kabul etmiyoruz.

4. Şiddetin kadın-erkek eşitsizliğinin bir sonucu olduğunu görmezden gelen bir Mağdur Hakları Yasası, şiddet karşısında kadınları güçlendiremez, şiddetin önünü alamaz:

Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi yani İstanbul Sözleşmesi’yle uyumluluk amacıyla yapıldığı iddia edilen ve bu yönde bazı düzenlemelere sahip bu kanun sözleşmenin esasını, yani biz kadınların yaşadığı şiddetin kaynağı olan eşitsizliği yok sayıyor. “Kadına yönelik şiddet” gibi kapsayıcı ve cinsiyete dayalı ayrımcılığı açıkça vurgulayan ifadelerin kullanılmadığı bu tasarıyı kadınlar olarak asla kabul etmiyoruz.

5. Resmi şikayette bulunmayana hak ve hizmet yok:

Şiddete uğramış kadınların örneğin tedavi gibi hak ve hizmetlere erişebilmek için suç duyurusunda bulunmak ve soruşturma-kovuşturma süreci başlatmak zorunda olmaları; hele cinsel saldırı ve cinsel istismar suçlarında sağlanacak olmaları asla kabul edilemez. Olması gereken bu kararın kadına bırakılmasıdır.

6. Kadınların can güvenliği erkeklere mali külfetten daha önemsiz olmasın diye çocuk teslim sürecinde kararı kadınlara bırakın:

Tasarıda çocukların anneye teslimi ve çocukla kişisel ilişkileri için boşanmış babalara masraf çıkaran icra yerine mağdur hakları daire başkanlıkları üzerinde yeni bir usul oluşturulması öngörülüyor. Yapılacak yeni bir düzenleme kadınların bu süreçte erkek şiddetine maruz kalma ve hatta öldürülme risklerinin olduğunu göz önüne almak zorundadır. Tasarı ise bunu yapmak yerine belki de şiddetten kurtulmak için boşanmış annenin çocuğu alma sırasında mevcut bulunma kararını kendisine değil, adli destek uzmanı veya memuruna bırakıyor.

7. “Haksız fiil” maddesi kadınların maddi yardıma erişimine engel: Mağdurun haksız fiilinin maddi yardımın redde gerekçesi sayılması şiddete uğrayan kadınların kolaylıkla maddi yardımdan yoksun bırakılması anlamına gelebilir. Nasıl ki bir kadının “başkasıyla mesajlaştığını düşünmüş olmak” veya giyimi veya aldattığı sanılması veya maç varken televizyonun önünden geçmesi veya geç saatte sokakta olması öldürüldüğünde, yaralandığında veya cinsel saldırıya uğradığında mahkemelerce haksız tahrik gerekçesi – haksız bir fiilin kişide meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin sonucu- sayılabiliyorsa bu durumlarda maddi yardımın reddedilmesi de mümkün kılınacak; çünkü örneğin “aldatılmış olma ihtimali” medeni hukuka aykırı (dolayısıyla haksız) fiil olarak yorumlanabilecek. Bu sebeple şiddete maruz bırakılan bir kadın maddi yardım için başvurduğunda bu sefer de haksız fiili sebebiyle yardımın kısıtlandığı veya reddedildiği yanıtını alabilecek! Haksız fiilin sınırları net bir biçimde belirlenmedikçe kadınların zararına uygulanması engellenemediğinden bu tasarıdaki tüm muğlak ifadeler açıkça tanımlanarak tekrar düzenlenmelidir.

Bu yasal düzenlemeler kuşkusuz bazı ihtiyaçların varlığına da işaret ediyor. Ayrıca çıkarılmaya çalışılan yasaların toplumun sadece belli bir kesiminin -erkeklerin- yararına olacak şekilde aceleyle hayata geçirildiklerinde neler olabileceğini biliyoruz ve bunun sonuçlarına katlanacak olan yine -kim olursak olalım veya nasıl hayatlar yaşarsak yaşayalım- biz kadınlar olacağız. Bu nedenle bu yasa tasarılarının meclisten geçirilmesine izin vermeyeceğiz.