Anketör Neslihan Acar: Hayatımızdan çalıp kendilerine aldıkları yatları dinlemek istemiyoruz

26 Ağustos Pazartesi günü yıllardır anketörlük yapan Neslihan Acar, sosyal medya üzerinden eski patronunun yazdığına cevap verdi ve patronunun ikiyüzlülüğüne isyan etti. Neslihan Acar, şu an sektörden aforoz edilmiş durumda ve işin iç yüzünü anlattığı için kendisine iş verilmiyor.

Gazete Hayır olarak anketörlerin çalışma koşullarını, sektör içinde yaşananları ve örgütlenmeyi Neslihan ile konuştuk.

Merhaba Neslihan. Geçtiğimiz günlerde sosyal medya üzerinden isyan ederek anketörlerin yaşadıkları sorunlara değindin. Biz de bu konuya daha yakından bakmak istedik. Peki süreç nasıl gelişti anlatabilir misin?

26 Ağustos Pazartesi günü Twitter’da dolaşırken eski patronum Hüseyin Çalışkaner’in dolar hashtaginin altında yaptığı bir paylaşımı gördüm. İktidara sitem ettiği, solculuk oynadığı twit fazlaca da beğeni alınca sinirlendim. İnsanlar bunun gerçek yüzünü de birazcık bilsin diye bir twit attım. Paylaşımı yaptıktan sonra hızlıca etkileşim aldı ve aradan 10 dakika geçmeden Artı Bir Araştırma Şirketi sahibi Hüseyin Çalışkaner’in beni engellediğini gördüm. Bunu da paylaşınca gören arkadaşlar arka arkaya twitler atmaya başladı ve hızlıca onları da engelledi.

Hüseyin Çalışkaner’in beni engellemesinin nedenini biliyorum. Kendisi araştırma şirketlerinin en eskilerinden biridir ve anketörlerin çalışma şartlarına dairde, bana dair de fazlaca fikri var. Bu yüzden paniğe kapıldı. Çünkü ilk defa bir anketör çıktı ve kendi mahallesi gibi gördüğü sosyal medyada gerçek yüzünü deşifre etti.

Anketörlerin çalışma şartlarını biliyor dediniz. Nedir bu çalışma şartları, ne gibi sorunlar yaşıyor anketörler?

Birçok sorun var aslında. Taşeronlaşma mesela. Araştırma şirketlerinde çalışanların yüzde 80’i taşeron firmada saha kısmında çalışıyorlar. SGK’ları yapılmıyor, yıllık izinleri olmuyor. Günlük en az 3 araç değiştirerek çalışma alanlarına gidiyorlar, günde 10 saatten fazla çalışıyorlar ama yol ve yemek hakları verilmiyor. Bunun dışında esnek çalışma şartları tam bir zulme dönüşüyor. Esnek çalışma adı altında 10-16 saat arasında çalışıyorsun. Gece saat 2’de işvereniniz sizi arıyor. Ararsa açmak zorundasın eğer telefonu açmazsan sabah büyük olasılıkla işsiz kalırsın çünkü.

Bütün bunlar karşılığında gün sonunda ne kazanacağında belli değil tabi. İşin bir de bu tarafı var. Anketörler birim fiyatı ile çalışırlar, maaşları yoktur. Ne kadar anket yaparsan o kadar para kazanırsın. Fakat bir anketörün günlük kazancı 80 liranın üzerinde değildir. Buna yol ve yemek giderleri de dahildir. Yapılan işin ödemesi elden yapılır ve asla ne kadar ödeme alacağınızı önceden bilemezsiniz. Çünkü işverenin Excel oyunlarına kalmıştır sizin alacağınız ödeme miktarı.

Peki işin bir de ofis kısmı var. Burada çalışma şartları nasıl?

Ofisin çalışma şartları da sahadan pek farklı değil. Üç bin TL’nin altında para almazsınız ama SGK’nız asgari ücretten yatar. Her gün işverenin çığlıkları, hakaretleri, aşağılamaları ile çalışmak zorundasınızdır. İstisnasız her işveren ofis çalışanına hakaret eder ve mobbing uygular. İşten çıkanlar ise ender olarak tazminatlarını alabilirler. Yine ender olarak yıllık izin kullanabilirler. Ben 8 yıldır yıllık izin alamamış ofis çalışanı arkadaşlar biliyorum. Maaşınız işverenin insafına kalmıştır belirli bir maaş günü yoktur. Eğer ay içinde kendini iyi hissettiği bir gün varsa maaşınızı verir.

Ofis çalışanının maaş aldığı hafta anketör ödemesi yapılmaz. Aldığınız maaş da kursağınızda kalır çünkü iş yaptırmak zorunda kaldığınız anketörlerin sahada yol parası ve yemek parası yoktur.

Araştırma şirketleri anketörlerin birçok temel hakkını yok sayıyor. Bütün bunları da organize bir şekilde yapıyor. Bu dayanağı nereden alıyor?

Araştırma şirketlerinin bağlı olduğu TÜAD (Türkiye Araştırmacılar Derneği) var. İşverenlerin hepsi burada örgütlü, anketörlerin günlük ne kazanacağı, sektöre gelen işin kime nasıl gideceğini, eğer bir saha firmasının başı çalışanı ile belaya girmişse (dava hak talebi vs.) bunun nasıl çözüleceği, anketörlerin ve süpervizörlerin nasıl örgütlenmeyeceğine dair kararlar alırlar. İpsos CEO’su Sidar Gedik’te, taşeron Artı Bir Araştırma Şirketi sahibi Hüseyin Çalışkaner de oradadır.

Biraz da sizin örgütlenmenizden bahsedelim. Siz anketörlerin örgütlenmenizin önündeki engeller neler peki?

Tam tarih bilmiyorum ama 30 yıldır Türkiye’de bu iş yapılıyor. Bir tane anketörler derneği kurulamamış. Alo 170’i arıyoruz dönüş olmuyor. Çalışma Bakanlığı’na, bölge çalışma müdürlüklerine yazıyoruz dönüş olmuyor. Çalışma Bakanlığı’nın işini yaptığınız da bile sigortanız olmuyor.

Sendikalar, “SGK’nı yaptır gel, SGK olmadığı için seni örgütleyemem” diyor. Yani bir sürü cümle ile tekrar TÜAD’ın kucağına atılıyorsunuz. Bu durumda da anketörlerin bu çalışma koşullarına direnmesi pek mümkün olmuyor. 7 yıl önce anketörler meclisi oluşturmaya çalıştık. Biz daha fikri tartışırken onlarca anketör arkadaş sektörde yasaklandı. Kendilerine günlük 20 TL kazanacakları projeler dahi verilmedi, yıllarca başka isimlerle anketler yapmak zorunda bırakıldılar. Kendi isimlerini kullanamadıkları için çoğu parasını dahi alamadı. Şu an anketörlerin açmış olduğu onlarca hizmet tespit davası var daha bir tane emsal karar çıkmış değil çünkü ispatlayamıyorsunuz. Üstelik avukatlar da davalarınızı almak istemiyor.

Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?

Artık yeter!

Sahada 16 yıldır çalışan arkadaşlar sırtında günlük 20 kilo taşıdığı ve kilometrelerce yürüdüğü için artık yürüyemez duruma geldiler ve tedavilerini dahi yaptırmıyorlar. Bizim hayatımızdan çalıp kendilerine aldıkları yatları, katları, lüks tatil hikayelerini dinlemek istemiyoruz.