Asgari ücrette vergi oyunları – Emre Ergüven

Asgari ücretin yılın belli bir ayından sonra ilk vergi dilimi olan %15’lik dilimin üstüne çıktığından ve bunun sonucunda çalışanların eline yılın son birkaç ayında daha az ücret geçeceğinden şu yazıda bahsetmiştim. İlk defa Aralık 2014’te karşımıza çıkan ve Aralık 2015’te de devam eden sorun 2016’da 3 aya yayılıp işçilerin eline geçen ücrette önemli bir fark yaratınca yoğun tepkilere yol açtı ve hükümet asgari geçim indiriminde geçici bir düzenleme yapıp 2016’da durumu idare etmeye çalıştı.

Geçenlerde yayınlanan 299 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile de 2017’de işçilerin eline geçen ücretin 1404,06 TL’nin altına düşmemesi için bir yasal düzenleme yapıldı. Yalnız bu düzenleme çocuğu olmayan ve bekar (veya evli olup eşi çalışan) işçiler baz alınarak yapıldı.

Malum, şu sıralar Hazine tam takır, devlete para lazım. 2017’de ücretlilerin milli gelirden aldığı pay düşerken kâr, faiz, rant gelirleri büyük bir artış gösterdi. Devletin sermayeye aktardığı doğrudan ve dolaylı kaynaklar da büyük artış gösterdi son zamanlarda. OHAL koşulları da bu durumun sürdürülmesinde önemli rol oynadı. Gerek iç gerek dış koşullardan dolayı kaynak bulmanın zorlaştığı koşullarda devlet sermayeye aktaracağı kaynakları bulmak için vergi artışlarına ve emekçilerin ücretlerini aşındırmaya yöneldi.

İşte asgari ücretteki vergi numarası da bu hamlelerden sadece bir tanesi. 2017’de yıllık 13.000 TL’nin altındaki gelirler %15’lik vergi diliminde kalıyor; asgari ücretlilerin ikinci vergi dilimine geçmemesi için bu tutarın en az 18.130 TL’ye çıkarılması gerekiyordu. Ama AKP hükümeti son 2-3 senedir bunu yapmamak için bin dereden su getiriyor. Amaç basit tabii ki: sermayeden alamadığı vergiyi kısmen de olsa ücretlilerden almak. Yaptığı tek şey ise, gelen tepkiler üzerine yılın son aylarında asgari geçim indirimi tutarını artırarak ele geçen ücretin 1404,06 TL’nin altına düşmesini engellemek oldu.

Bu noktada 1404,06 TL’nin ele geçen ücret olduğunu hatırlatmakta fayda var (yani net ücret + asgari geçim indirimi). 2017’de brüt asgari ücret 1777,50 TL olarak belirlendi; net asgari ücret de ilk 8 ay için 1270,75 TL, Eylül’de 1240,86 TL, son üç ay 1195,21 TL oldu. Asgari geçim indirimi ise çalışanın (varsa) eşinin çalışıp çalışmamasına, kaç çocuğu olduğuna göre 133,31 TL ile 226,63 TL arasında değişiyor. İşte son gelir vergisi genel tebliği ile yapılan düzenleme sadece bekar veya evli olup eşi çalışan asgari ücretlilerin ellerine geçen ücretlerin yıl sonuna doğru düşmemesini sağlıyor; çocuğu olan asgari ücretlilerin ellerine geçen ücret ise Eylül ayından itibaren düşüyor, aradaki fark devlete, oradan da sermayeye gidiyor. (Aynı şekilde, asgari ücretin üzerinde ücret elde eden emekçilerin gelirlerinin de bir kısmına el konmuş oluyor.)

Örneğin, devlet büyüklerinin telkinlerine uyarak 3 çocuğu olan bir asgari ücretlinin eline geçen ücrete bakalım. Bu çalışanın eline geçen ücret ilk 8 ay 1497,38 TL iken, Eylül 2017’de 1467,49 TL’ye, yılın son üç ayında da 1421,84 TL’ye düştü. Yani yapılan düzenleme, çocuğu olanları kapsamıyor. 2018 asgari ücret “pazarlıklarının” sürdüğü şu günlerde bu hususu da göz önünde bulundurmak ve asgari ücret artışının yanı sıra ilk vergi dilimi tutarının da artırılmasını talep etmek gerekiyor.

Burada, başta cumhurbaşkanı olmak üzere siyasi iktidarın her fırsatta çok çocuk yapmayı telkin etmesine rağmen neden çocuğu olanların eline geçen ücretin bir kısmına el konduğunu soracak olursanız, o sorunun muhatabı bellidir!