Beka Mitingi – Can Cebeci

24 Mart 2019 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne bir hafta kala son büyük miting, Reis’in önderliğinde Cumhur İttifakı tarafından Yenikapı Miting Alanı’nda yapıldı. Saat 14.00’da başlayacak miting için Kadıköy’den Eminönü vapuruna binip sonrasında da tramvaya binmeyi planlıyorduk ki, iskeleye vardığımızda miting alanına gitmeye hazır Şehir Hatları’ndan kiralanmış vapura denk geldik. Bunun yanı sıra ilçe örgütleri tarafından ayarlanmış irili ufaklı tekneler de vardı. İlçe örgütlerinin ayarladığı teknelerdeki samimi ve daha eğlenceli ortama istinaden Kadıköy’den kalkan bu büyük vapur, dağıtılan ücretsiz su, sandviç, meyve suyu, Türk Bayrağı ve arada geçen konuşmalar ile mescidin yerini soranlar hariç normal tarifeli seferden farksızdı.

Yenikapı miting alanına geldiğimizde ise miting alanına sakin şekilde yürüyen bir kitle vardı. Müzik çalanlar, fotoğraf çekenler, namaz kılanlar ve seyyar satıcılar ortamı hareketlendirse de alana doğru giden kitlede çok fazla heyecan gözükmüyordu. Küçük çocuklardaki “Reis İzindeyiz” bandajları ve Tayyip Erdoğan’ın helikopterle alana geldiği sırada yanımda duran genç bir kadının elini kalbine koyarak dua etmeye başlaması dikkatimi çeken hususlar oldu. Alanın hemen dışında çimlere yayılmış aileler ve yine toplu halde namaz kılanlar dikkat çekiyordu.

Alana girdiğimde ise yine heyecandan eser yoktu ve sahneye doğru rahatça yürümenizi sağlayacak büyük boşluklar vardı. İlk bakışta alanı dolduran insanların genelde yoksul ve muhafazakar kesimden oluştuğu göze çarpmakdaydı. Varsıl veya orta sınıf denebilecek kitle hemen dikkat çekiyordu. Yarım saat boyunca kitleden slogan ve heyecana dair bir kıpırtı olmazken sonrasında sahneye kötü bir hatip olduğunu öğrendiğimiz Mevlüt Uysal çıktı, ancak çıktı mı çıkmadı mı çok da belli olmadan en ufak bir alkış almadan sahneden indi. Konuşmaları da sırasıyla Binali Yıldırım, Devlet Bahçeli ve Recep Tayyip Erdoğan izledi.

Vurguların hemen hemen “bekaya” yönelik olduğu konuşmalaraa en çok tepki, nefret söylemlerine verildi. Devlet Bahçeli’nin Yeni Zelanda terör saldırısına yönelik yaptığı “gelin de görelim” sözleri, kitleyi heyecanlandıran ve “ne güzel konuştu” yorumlarına sebep olan çarpıcı noktaydı. Devlet Bahçeli, hayatı boyunca kendisi için bir araya getiremeyeceği kitleye ustaca konuşarak müthiş bir fırsatı değerlendirmişe benziyordu. AKP seçmeninin Rabia işareti yanına Bozkurt işaretini de seve seve eklediği görünüyordu. Aslında gündemi oluşturan bütün söylemlerin ve bin yıl boyunca bitmeyecek beka mücadelesinin orijinali sahnedeydi. Devlet Bahçeli’nin konuşmasının ardından MHP tabanının miting alanını Bozkurt işareti yaparak terk etmeye başlamasıyla ortaya çok açık bir resim çıktı: AKP tabanının MHP tabanına beslediği sempati ve sevgi karşılık bulmuyordu, yerini MHP’lilerin Bozkurt işareti yapan diğer MHP’lileri uyardığı saygıya bırakmıştı. İttifakın temelleri bu alanda halk arasında rahatça görülebiliyordu.

Reis-i Cumhur çıktığında ise hissedilen tek şey, tıpkı arka fonda çalan “Bir Aşk Hikayesi” şarkısındaki gibi başlı başına bir aşktı. Duygusal ve heyecanlı. Ayrılık ve sağlıksız bir aşk üzerine kurulu olan bu şarkının AKP’nin kan kaybettiği bir dönemde seçilmesi de oldukça manidar.

“Bizimkisi bir aşk hikayesi
Siyah beyaz film gibi biraz
Gözyaşı umut ve ihtiras
Bizimkisi alev gibi biraz”
“Bu güller senin için
Bu gönül bizim için
Hiç üzülme ağlama
Sen gülümse daima”

Sanki seçmeniyle Recep Tayyip Erdoğan arasında olan herşey bir aşk hikayesiydi ve içinde göz yaşı, umut ve ihtiras olması gayet doğaldı. Yüksek sesle şarkıyı söyleyen Tayyip Erdoğan’ın da bu alanı dolduran seçmenden beklentisi buydu ve karşılık da buluyordu. Asrın lideri ve seçmeni zor yollardan geçmiş, mücadeleler vermiş, badireler atlatmış, yeri geldiğinde en yakınları tarafından kandırılmış ve artık tek davası kendi bekalarını korumak olan bir aşk yaşıyordu ve Yenikapı, onlar için önemli bir alandı. Bu alanda 15 Temmuz ruhu oluşturulmuş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı bu alandan uğurlanmıştı. Ancak geçmiş mitinglerdeki o heyecanın yerinde güneşin altında insanı üşüten yeller esiyordu. Yenikapı’da geçmişin duygu yüklü anıları geleceğe biraz kaygılı biraz da gergin bakıyordu. Daha önce bu alana festival arasında gelen yüzbinler bu sefer görev bilinciyle gelmiş gibiydi. Nitekim Samatya, Kocamustafapaşa ve Aksaray gibi mahallerdeki evlerine dönenler Türk Bayrakları’nı sallayarak görevlerini yerine getiren kişilerin gururunu barındırıyordu.