Beyaz yakalılar: “Çalışırken ölmek, ruh ve beden sağlığımızı yitirmek istemiyoruz”

Bankacılık sektöründe çalışanlardan ard arda gelen ölüm haberleri üzerine beyaz yakalılar, “çalışırken ölmek, ruh ve beden sağlığımızı yitirmek istemiyoruz” diyerek açıklama yaptılar.Son olarak 8 Şubat’ta Şanlıurfa’da Yapı Kredi Bankası çalışanı Kemal Özden’in hayatını kaybetmesinin ardından beyaz yakalılar “çalışırken ölmek, ruh ve beden sağlığımızı yitirmek istemiyoruz” diyerek çalışma hayatında mobbinge karşı düzenlemeleri içeren taleplerle iktidara, emek ve meslek örgütlerine seslendi. Çağrıyı yayımlayanlar Plaza Eylem Platformu, Kaç Bize Gel, Toplumcu Mühendisler ve Mimarlar Meclisi, Mimarlıkta Dayanışmacı Taban Hareketi ve Politeknik oldu.

Açıklamada, banka sektöründe yaşanan ölümlerinin nedenleriyle ilgili şu ifadeler yer alıyor:

“Son birkaç on yılda iş hayatında huzur tümüyle ortadan kalkmıştır. Çalışanlar işletme karşısında güçsüzleştirilmiş, çalışma değersizleştirilmiştir; mobbing olgusu ortaya çıkmış ve iş yaşamının temel meselelerinden biri olmuştur. Profesyonel meslekler itibar kaybetmiş, müşteri ve hizmet veren, doktor ve hasta, öğretmen ve veli vb. arasında fiziksel çatışmalar gündeme gelmiştir. Bunun sonucunda çalışanlar, çalışma kaynaklı olarak zincirleme sağlık yitimine uğramaya başlamıştır. Çalışanların bedensel ve manevi bütünlüğü tahribata uğramakta, toplumsal hayatımızı derin bir çalışma acısı kuşatmaktadır.

‘Bankacılık’, itibar yitiminin hızlı yaşandığı ve çalışanların hayatının gittikçe kabusa döndüğü bir sektör olmaktadır. Çalışanlar intihar ve kalp krizi, beyin kanaması gibi bilimsel olarak stresle ilişkilendirilen sağlık sorunları sonucunda hayatını kaybetmektedir. ‘Hasta bina sendromu’, mobbing ve stres çalışanlarda zincirleme olarak ciddi ruh ve beden sağlığı sorunları yaratmaktadır.”

Beyaz yakalılardan mobbinge karşı talepler

  • Yapı Kredi Bankası’nda çalışırken beklenmedik şekilde ve genç yaşta hayatını kaybeden çalışanlar, basına birkaç ay içinde yansımış olan Nadide, Esra, Alpay, Burcu, İbrahim ve Kemal’in vefatı başta olmak üzere, çalışma koşullarından kaynaklanan riskler açısından incelenmelidir.

  • Bu ölümler, iş müfettişleri, Meclis komisyonları ile emek ve meslek örgütlerinin oluşturacağı bağımsız denetim birimleri tarafından soruşturulmalı, çalışma koşullarıyla olası ilişkileri açığa çıkarılmalıdır.

  • En az Yapı Kredi Bankası kadar sorunlu olan tüm diğer finans kuruluşlarındaki kayıplar ve sağlık yitimleri çalışma kaynaklı riskler açısından taranmalı, soruşturulmalıdır.

  • İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili mevzuatta meslek hastalıklarının kapsamı manevi bütünlüğün ihlalini ve zincirleme sağlık kayıplarını içerecek şekilde genişletilmelidir. Bu riskleri önlemek amacıyla ilgili bakanlıklar harekete geçmeli, bedensel ve manevi bütünlüğün tahribatı ile ‘çalışma acısını’ önlemeyi hedefleyen özel bir kurumsal düzenleme yapılmalıdır.

  • Psikolojik desteğe işyeri sağlık hizmetleri kapsamında gereken önem verilmeli, sağlık birimleri işletmelerin istismarına imkân vermeyecek şekilde çalışanların denetimine açık olmalıdır.

  • İşyerlerinde mobbing ve psikolojik şiddete karşı işçilerin denetiminde olan psikolojik destek komisyonları kurulmalıdır.

  • Bu konularda işletmelerin ve devletin resmi düzeyde atılması gereken adımlara ayak diremesi beklenebilir. Bu adımları beklemeden emek örgütleri, meslek örgütleri ve demokratik kitle örgütleri acilen ve fiilen denetim görevlerini üstlenmeye gayret etmelidir. Bu anlamda sektör temelli çalışma ve denetim zeminleri veya çalışanların danışabileceği mekanizmalar oluşturulabilir. Sendikaların şimdikinden daha aktif olup çalışanların katılımını sağlayarak işyeri temelli denetim organları oluşturmaları mümkündür.