Canan Kaftancıoğlu esas olarak kimi CHP’li yayınlar tarafından hedef gösterildi!

CHP İstanbul İl Başkanı seçilmesinin üzerinden 24 saat geçmeden hakkında ‘terör propogandası’ ve ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ iddiasıyla soruşturma açılan CHP Parti Meclisi üyesi Dr. Canan Kaftancıoğlu iktidar medyasının yanında kimi CHP’li yayınlar tarafından da hedef gösterildi.

CHP Parti Meclisi üyesi Canan Kaftancıoğlu hakkında eski İl Başkanı Cemal Canpolat karşısında seçimi kazanması sonrasında linç kampanyası devam ediyor. Yeni Şafak “CHP’ye darbeci eylemci başkan”, Akşam “Hem densiz hem terör sevici”, Star “CHP’ye HDP’li başkan” ifadeleri ile linci sürdürdü.  Aydınlık da “Dersimli Kemal’e Kobanici Canan” manşeti attı.

İktidara yakın medyanın ‘tetikçi’ olarak çalıştığını, muhalif seslerin kesilmesi için her tür yola başvurabileceğini biliyoruz. Asıl ilginç olan CHP’deki koltuk kavgasının varabileceği noktanın ‘ihbarcılık’ dahi olabilmesi. CHP’nin televizyonu Halk TV 13 Ocak tarihinde ”Canan Kaftancıoğlu’ndan Ermeni Soykırımı iddialarını kabul eden tweet!” şeklinde servis ettiği haberinde, Kaftancıoğlu’nun yıllar öncesinde yaptığı sosyal medya paylaşımlarını devlete adeta ‘hatırlattı.’ CHP çizgisinde yayın yapan ve haberlerinden Cemal Canpolat’ı desteklediğini anladığımız Çağdaş Ses internet sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Ece Sevim Öztürk’ün 11 Ocak’ta kaleme aldığı yazıda Kaftancıoğlu’nu açıkça ihbar ettiği görülüyor. Kaftancıoğlu’nu ‘gelin’, ‘soyadı avantajına sahip’, bir erkek parti yöneticisinin yönetim listesini ‘sevimli getirebilmek adına listesine aldığı kadın’ olarak tanımlayarak cinsiyetçi ve eril dili sonuna kadar kullanmaktan çekinmeyen Öztürk, Kaftancıoğlu’nun attığı eski twitleri hatırlatarak aynen şöyle yazıyor:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirmek için “Dağdaki çobanla Cumhurbaşkanının arasında zerre fark yok” diyen, siyasi söylemi de bu seviyede geliştirebilen Canan Hanım’la… Daha nice hakaret içerikli tweetlerini gördüm de… İhbarcılık sayarım, asla paylaşmam. İhtiyacımız olan dil asla bu değil… Gerçekten değil.

Canan Kaftancıoğlu’nun yaşadıkları elbette iktidarın, kendi dışındaki partileri kimin yöneteceğini de belirlemek istemesinin bir karşılığıdır. Bunu Kürt siyasetçilerin yaşadıklarından biliyoruz, yeni değil. Fakat toplumsal muhalefet açısından esas önemli olan CHP’nin içinden kimi kliklerin koltuk uğruna insanları savunmasız bir şekilde devletin önüne atabileceğinin ortaya çıkmasıdır.

Sol görüşlü ve barış isteyen bir kadın siyasetçinin Türkiye siyasetinin belirleyici kenti İstanbul’da önemli bir konum elde etmesinin sadece iktidarı değil kendi partisi içindeki kimi çevreleri de rahatsız ettiği gün gibi ortada. Akademisyenlerin, gazetecilerin, milletvekillerinin, belediye eş başkanlarının cezaevlerine mutlaka ‘uğradığı’ faşizm dönemlerinde ‘içimizde’ görünen ve solun argümanları ile rant elde edenlerin, ulusalcıların, şovenistlerin teşhiri de önemli bir görev olarak toplumsal muhalefetin önünde duruyor.

Medya Merceği