ÇHD yöneticisi Av. Ünder: ÇHD TV’yi kurarak gazetecilerin mesleğine el atmak zorunda kaldık

ÇHD yöneticisi Av. Mürsel Ünder iktidarın toplumsal muhalefete yönelik baskısının ÇHD TV’nin kuruluş sürecinin yolunu açtığını belirterek, ”Kitle iletişim araçlarının ve internetin gücünü bilerek, gazetecilerin ve televizyoncuların mesleğine el atmak zorunda kaldık” dedi.

22 Kasım 2016 tarihinde yayınlanan 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor. Kuruluşundan beri yurttaşlara yasal-anayasal haklarını anlatan ve bu hakların kullanımı için mücadele veren fakat meşru olmanın önemini müdahil olduğu her davada açıkça ortaya koyan ÇHD’yi kapatma kararı da durduramadı. 22 Haziran’da yayın hayatına başlayan ve programlarını izleyicilerle buluşturan ÇHD TV henüz sadece Facebook üzerinden yayın yapıyor.

Avukatların sunucu ve konuk koltuğunda oturduğu internet televizyonu, başta adalet sisteminde olmak üzere, iktidarın olduğu her yerde yaşanan adaletsizliklere halkın, ezilenlerin avukatları olarak söz söylemeyi ; yurttaşları hakları konusunda bilgilendirmeyi amaçlıyor. Soma, Ermenek, Suruç, Ankara gibi kamuya mal olmuş birçok davayı takip eden ÇHD’li hukukçular, bu davaların toplum nazarında güncel kalması ve içeriklerinin erişilebilir olmasını da yine ÇHD TV aracılığıyla sağlamak istiyorlar.

ÇHD TV’nin öyküsünü, televizyonun kurucularından ÇHD yöneticisi Av. Mürsel Ünder ile konuştuk.

ÇHD olarak bir televizyona neden ihtiyaç duydunuz?

İlk olarak; toplumsal muhalefeti oluşturan tüm kesimlere yönelik bir sindirme operasyonu var. Bundan hukuk örgütleri de payına düşen kısmı alıyor. Toplumsal muhalefetin içerisinde Çağdaş Hukukçular Derneği’nin de 40 yıllık mücadele pratiği ile çok ciddi ve etkili bir yeri var. Biz sadece mahkeme salonları ile sınırlı olan bir hukuk anlayışına sahip değiliz. Mahkeme salonları da dahil olmak üzere yaşamın tüm alanlarında hukuka bakış açımız, adaleti gerçekleştirmek üzerine hedeflerimiz her alanda var olmaya devam ediyor. Mücadelemizin tüzel kişiliklerin sonlandırılması yoluyla bitirilmesi mümkün değil. İktidar bizi gayrı meşru alana doğru sürüklemeye çalıştı. İkinci olarak da ÇHD operasyonu ve daha sonrasında kapatma sürecinde ÇHD’yi bile ÇHD olmadan konuştular. Büyük televizyon kanallarında ÇHD konuşulurken, iletişim kurma çabamıza rağmen bizden hiçbir yetkili yayına alınmadı. Bunlar ÇHD TV’yi kurma nedenlerimizdendir. Bizim halkla, ezilenlerle, toplumsal muhalefet ile bağımızı güçlü tutmamız gerekiyor. Bu bağı mahkeme salonlarında, dernek tüzel kişiliği sona erse de sürdürmeye devam edeceğiz. Kitle iletişim araçlarının ve internetin gücünü bilerek, gazetecilerin ve televizyoncuların da mesleğine el atmak zorunda kaldık.

ÇHD TV ne tür alanlarda yayınlar yapacak, programlar hangi konuları içerecek?

Sermaye desteği olmadan, tamamen gönüllü olarak ilerleyen bir süreç söz konusu. Öncelikli olarak her Perşembe saat 20.00’de ülke gündemiyle ilgili bir yayınımız oluyor. Daha sonrasına ilişkin; işçi hakları, göçmen hakları, kadın hakları, hapishanedeki tutsakların hakları üzerine hem insanları güncel konularla ilgili bilgilendirecek hem de insanların ihtiyaçlarına cevap bulabileceği interaktif programlar yapmayı düşünüyoruz. Toplumsal muhalefet içerisinde yer alan, dayanışma içinde olduğumuz toplum kesimlerine de alanımızı açmayı istiyoruz.

Peki hukukçular dışındaki toplum kesimleri nasıl dahil olabilirler bu organizasyona?

Bizler örneğin sosyal medya konusunu -takipçi sayısı, izlenme oranları- başlangıçta çok ciddiye almadık. Yaptığımız programların bazıları milyona yakın sayıda paylaşıldı. Bir milyonu geçen paylaşılma rakamlarına ulaştık. Bu sayılar çok ciddi bir etkileşim alanının olduğunu gösteriyor. Devletin, iktidarın uygulamalarından rahatsız olan herkesi gücümüz yettiğince kapsayıp bu alanlara dönük söz söylemek, iş yapmak ve alanda bulunanlara alt yapı desteğimizi vererek onların da sözlerini söyleyip, programlarını yapmalarını sağlamak gibi bir yönelimimiz var. Çünkü bu karanlıklardan çıkış yolu hep birlikte olacak, bunun bilincinde hareket ediyoruz.

Siz iyi bir hukukçu olarak medyaya adım attığınız bu süreçteki deneyiminizi aktarır mısınız?

Hayat sürükledi açıkçası. Böyle bir isteğim de yönelimim de yoktu ama bu işin yapılması gerekiyor. Arkadaşlarımızla konuştuğumuzda böyle bir projenin gerekli ve iyi olacağına karar verdik. İşin bir yerinden hep beraber tutmaya çalıştık ve epey bir yük aldık. Hayatın bize yüklediği rol de bu dönem bu; elimizden geleni yapmaya çalışacağız. Televizyonculuk keyifli fakat bir o kadar da zor bir iş. Medya işleri dışarıdan bakınca parıltılı görünür ama arka planında çok ciddi ve yoğun bir emek var. Hukukçular olarak medya işinin üstesinden gelip gelemediğimizi, televizyonculuğu yapıp yapamadığımızı aslında bizi izleyen ve dinleyen insanlara sormak lazım.

ÇHD ön ayak oldu ve hukukçuların ekranı kuruldu. Diğer hukuk örgütleriyle bu ekranı paylaşma noktasında iletişim nasıl ilerleyecek?

Biz diğer hukukçu örgütleriyle hayatın dayatmış olduğu şekilde sırt sırta ve yan yana yürüyoruz. Gerek Özgürlükçü Hukukçular, gerek Çağdaş Avukatlar ve diğer hukuk büroları, dernekleri ile hep beraberiz. Onlarla da dayanışma içinde olacağız. Bir programımıza CHP’li bir hukukçu milletvekili katıldı. Dün akşamki programa HDP’li hukukçular katıldılar. Önümüzdeki hafta da Suruç ve göçmen meselesi ile ilgili bir program yapacağız. Sadece meslektaşlarımız ile değil toplumsal muhalefetin içinde olan herkesle temas etmeye çalışıyoruz. Hayat hukukçular ve diğerleri diye bir ayrım yapmıyor.

Planladığınız program içeriklerine dair biraz ipucu alabilir miyiz?

Hapishane komisyonunda, hapishaneler ile ilgili programlar olacak. Hapishaneler hakkında genel bilgiler içerecek bu programda hapishanelere ne getirilir, ne getirilmez, görüş günleri nelerdir, hapishanede bulunanların yakınları ne tür sıkıntılar yaşıyorlar gibi konularda o alanda bulunan arkadaşlarımız yayın yapacaklar. İşçilerle ilgili örneğin; teorik işçi hakları bilgilendirmesi, ilerleyen zamanda da işçilerin arayabileceği, mesaj atabileceği interaktif bir sistemle çalışacağız. Göçmenlerin sorunlarını gündemleştiren programı yapabilirsek Arapça bilen bir arkadaşımız üzerinden yapacağız.

İktidarın basına saldırısı malumunuz…Hukukçu olarak karşılaştığınız baskıları muhalif basın olarak da görmeniz mümkün. Gazetecilerin ikinci evi de cezaevi. Bu konuda hem bir hukukçu hem de medyaya adım atmış bir insan olarak ne düşünüyorsunuz?

Bu durum tüm muhalefet güçleri için olasılık dahilinde. Bugün ana muhalefet partisi başkanı ve bir çok parlamenter dahi hapishane tehditleriyle susturulmaya çalışılıyor. İktidar gücünü kaybetme korkusuyla tüm muhalefet güçlerini, gazetecileri, akademisyenleri, işçileri bununla kontrol altına alacağını zannediyor. Ama bu da kar etmeyecek bu karanlık günler geçecek. Hapishanelere doldurdukları insanlar bu günlerini bir övünç nişanı olarak taşıyacaklar. Zulme boyun eğmediklerinin nişanı olarak.

Kısıtlı imkanlarla ortaya kaliteli bir iş çıktı, devamını diliyoruz. Kamuoyundan bir talebiniz var mı?

Bizler hukukçu olarak çalışmaya devam ediyoruz. Kurduğumuz bu yayın aracında gönüllü olarak çalışıyoruz. Medya işini biz çok iyi yaparız gibi haddini aşan bir iddiamız yok. Medyayı bilen arkadaşlarla, dostlarla dayanışmaya ve onların yardımına ihtiyacımız var. Birlikte yol aldığımız zaman çok daha kaliteli işler çıkar diye düşünüyoruz.

gazetehayir.com