Demirtaş 460 gün sonra savunma yaptı: “Erdoğan’ın talimatıyla tahliye olacaksam olmayayım daha iyi”

HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş tutuklu bulunduğu dosyaya ilişkin 460 gün sonra savunma yaptı. Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada salona 20 kişilik ziyaretçi sınırı getirildi.

Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasının ardından hakkında düzenlenen 31 fezlekedeki suçlamalarla ilgili tutuklu bulunan HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş 460 gün sonra savunma yaptı. Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli’nin de izlediği duruşmaya, 20 kişilik izleyici sınırlaması getirildi.

Almanya, Norveç, Danimarka, Kanada, İsveç, Birleşik Krallık, Hollanda, Fransa, İrlanda büyükelçiliklerinin temsilcileri ve duruşmayı izlemek için gelen yabancı heyetler salona alınmadı.

Davanın ilk duruşmasına kelepçe takılmasına karşı çıktığı için getirilmeyen Demirtaş, kimlik tespitinin ardından savunmasına başladı.

Dokunulmazlıkların kaldırılmasından önce yandaş medyada yer alan manşetler ile algı operasyonu yapıldığını belirten Demirtaş, gazeteleri mahkemeye heyetine göstererek “Şu kadar yayını Demirtaş uzaylıdır diye yazsalardı, herkes benim uzaylı olduğuma inanırdı” dedi.

“HDP bir anda suç işleme kararı mı aldı?”

Meclis kararı olmadıkça tutuklanamayacağını ancak 15 aydır tutuklu olduğunu belirten Demirtaş “Mahkeme bu denetimi de 15 ay boyunca yapmadı. Milletin iradesini korumanız lazım Selahattin Demirtaş’ın değil! Parlamento korkuyor, yargının cesur olması lazım. Denetim ancak böyle sağlanır. Her gün kanunlar çıkarılıyor, Anayasa değişikliği yapılmaya çalışılıyor, milletin iradesi olan bizler de bu olanları bir hücrede izlemek durumunda bırakılıyoruz. Biz de izliyoruz, yargı da izliyor” dedi

Yapılan dokunulmazlık değişikliğinin CHP tarafından Anayasa Mahkemesine götürmediği için Anayasa Mahkemesi denetiminden geçemediğini aktaran Demirtaş “Ana muhalefet partisi ‘Anayasaya aykırı ama evet’ dedi. Fakat Anayasa Mahkemesine de götürmedi. Bizim de sayımız yetmedi. Şimdi siz mahkeme olarak Demirtaş’ı korumak için değil, halkın iradesini korumak için durma kararı verip Anayasa Mahkemesine gönderin” sözleri ile değişikliğin Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesini talep etti.

1 yıl içinde 3 bin HDP’linin tutuklandığını hatırlatan Demirtaş, “HDP durup dururken suç işleme kararı mı aldı? Yargı bir anda HDP hakkında karar mı aldı? Anayasa değişikliğini yapmak için HDP’yi kriminalize etmeleri gerekiyordu o nedenle usule uygun olmayan şekilde bizleri tutukladılar” dedi.

“Adil yargılanacağıma dair en ufak bir izlenim edinmedim”

“31 fezlekeden 1 fezleke tarafıma tebliğ edildi. Geri kalan 30 fezlekeden gizlilik kararı sebebiyle haberdar olamadık ama 31 fezleken savunmam isteniyor” diyen Demirtaş savunmasında “Soruşturmadan bu yana dosya önünüze siyasi saiklerle geldi. Ancak siz usule aykırılıkları gidermek yerine, heyet olarak emniyet müdürlüklerine yazı yazarak başka deliller elde etmeye çalıştınız. Şu ana kadar adil yargılanacağıma dair en ufak bir izlenim edinmedim. Lehime olan delillere dair tek işlem yapılmadı. Heyet olarak bugüne kadar olan hukuk rezaletine ses çıkarmadınız. İçeride de olsak dışarıda da olsak bu ülkenin demokratikleşmesi için çalışmaya devam edeceğiz” sözlerine yer verdi.

“Erdoğan’ın sözlerine mahkeme müdahalesi”

Savunmasında Tayyip Erdoğan’ın dokunulmazlıklar hakkında söylediği sözleri hatırlatan Demirtaş’a mahkeme heyeti “Usule ilişkin itirazlarınızı açıklayın, başka konulara giriyorsunuz” diye müdahale etti. Demirtaş ise, “Dokunulmazlık bu kadar önemli, böyle olacaksa savunma yapmam o zaman. Dokunulmazlığı kaldıran Erdoğan’sa buna dair söz söylemem gerek” karşılık verdi.

“Kişiye özel anayasa değişikliği yapılamaz”

Usule uygun Meclis kararı bulunmadığını, Anayasa değişikliği ile geçici madde koymanın Meclis kararı olmadığını söyleyen Demirtaş, bu süreçte CHP’nin tavrına da dikkat çekti ve ekledi: “Anayasaya aykırı bir düzenlemeye evet derken ne oldu işte CHP milletvekili de içeride.”

CHP, Anayasa Mahkemesine götürmediği için yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesi denetiminden geçemediğine dikkat çeken Demirtaş, “Anayasa değişikliği kişiye özel yapılamaz. 132 milletvekilinin milletvekilliğini kaldırmak kişiye özgü düzenlemedir” dedi.

“Biz bu ülkenin paryaları değil evlatlarıyız”

Tutuklu yargılandığı dosyayla ilgili eleştirilerde bulunan Demirtaş, “Benim itirazlarımı dinlemeniz lazımdı. Biz bu ülkenin yurttaşlarıyız. Bu vatanın evlatlarıyız. Biz bu ülkenin paryaları değiliz. Adalet mülkün temelidir. Sarsılırsa mülk sarsılır. Yargıçların hukukun egemenliği ilkesini sonuna kadar savunması gerekir. Yapmazsanız sıkıntı olur. Yaparsanız ne olur yurttaş sıkıntı yaşar. Türkiye batmaz. Demokratik bir ülke olacak. Bunun için var gücümüzle çalışacağız. Bu suçu işleyenler yargı önünde hesap verecekler” dedi.

“Erdoğan ‘vekil tutuklu yargılanmaz’ dese içeride vekil kalmaz”

“Ailelerin, çocukları için avukatlara değil AKP başkanlıklarına gittiği” bir dönem yaşandığını söyleyen Demirtaş şöyle devam etti:

“Halkın iradesine inanmayan liderin kalıcılığı yoktur ama onlar kendi dönemlerinin majesteleridir bu da gerçektir. Örneğin Recep Tayyip Erdoğan, ‘milletin vekili tutuklu yargılanamaz bu milletin iradesine aykırıdır’ desin içeride milletvekili kalmaz. Böyle tahliye olacaksam hiç olmayayım. Benim dosyam üzerimde yargılamaya kim boyun eğer bilmiyorum ama ben boyun eğmeyeceğim. Bu bir kumpas davasıdır. Zorba iktidarların rüyası halkın kabusudur. Her imparatorun rüyasının arkasından koşulmaz.”

Demirtaş konuşmasının sonunda itirazları doğrultusunda yargılamanın durdurulması, düşürülmesi gerektiğini söyledi. Mahkeme talepleri değerlendirmek için öğlen arası verdi.

Jandarma’dan Çin Seddi

Mahkeme başkanı ara verdikten sonra Demirtaş’ın çevresindeki jandarmalar ayağa kalktı, Demirtaş’ın çevresinde ellerini birbirinin omzuna atarak bir çember oluşturdu. Bu manzara avukatlar ve siyasetçilerin “Bu nedir? Çin Seddi mi kuruldu? Halay mı çekiliyor” itirazlarına yol açtı. Mahkeme başkanı güvenlik için olduğunu söyledi.

İmralı’dan talimat alıyorlar suçlaması ile ilgili: “Bakanın kendisi İmralı’dan yazı getirdi”

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre aranın ardından İmralı’dan talimat aldıkları suçlamasına cevap veren Demirtaş savunmasına şu şekilde devam etti:

Şahsımla ilgili de özel bir hassasiyeti var. Sadece partimle ilgili değil. 2010 referandumunda partim boykot kararı aldı. Bizim üzerimizde ‘evet’ oyu verilmesi için baskı oluşturuldu. O dönemde partimin içinde olmadığı bir çözüm süreci vardı. Oslo süreci olarak bilinen Hükümet ve PKK yetkililerinin yüz yüze görüştüğü süreç. Anayasa teklifi sunuldu. Biz 2 şeye itiraz ettik. Birincisi kimlikle ilgili düzenleme olmamasına, ikincisi de HSYK ve yüksek yargıyla ilgili düzenlemelerdeki tehlikelere dikkat çektik. Diğer maddeler mavi boncuk olarak yer aldı.

Boykot kararı aldık. Ne yaptılar biliyor musunuz? ‘Bunlar İmralı’dan talimat alıyor’ diyorlardı ya. Abdullah Öcalan’ın el yazısıyla Bakanın kendisi İmralı’dan yazı getirdi. Bana getirdi. Niye, referandumda hem parlamentoda hem dışarıda ‘evet’ oyu vermemiz için. İnkar ederlerse tanıkları burada dinleteceğim. Kabul etmedik. Hem yazıda öyle bir şey yok. Abdullah Öcalan’ın el yazısı. Defalarca adada, 8 defa ben İmralı’ya gittim. Yazı şu: “Partimiz hangi kararı verirse saygı duyuyoruz. Ama Anayasa değişikliği acaba yeni bir diyaloğun, çözüm sürecinin önünü açar mı, parti olarak değerlendirmenizi rica ediyorum.”

Destekleyin ya da desteklemeyin demiyor. Bunu İmralı’nın talimatı diye hükümet getirdi. Bizim İmralı’dan talimat aldığımızı söyleyenler Öcalan’ın el yazısıyla getirdi. Kabul etmedik. Boykot tavrımızı sürdüreceğiz dedik, uzlaşı istiyorsanız diğer maddelerdi. HSYK ve dil kimlik ile ilgili değişiklikleri geri çekin dedik. Kabul etmedik.

“Partimize karşı siyasi baskıyı başlatan bizatihi kendisidir”

Majesteleri öfkelendi tabi, “Hani İmralı’dan talimat alıyorlardı” demiş bakanlarına. Onlar da “bilmiyoruz vallahi” demişler. Bizimle ilgili asıl kriz, o zaman başladı. Sen misin biz Oslo’da çözüm süreci yürütürken, benim Anayasa değişikliğimi desteklemeyen. Partimize karşı siyasi baskıyı başlatan bizatihi kendisidir

“Adaylığımdan rahatsız oldu!”

Bu sözlerinin devamında “Niye bu iddianameler siyasi saiklerle hazırlandı, niye benimle husumeti var anlatıyorum. Tanıklarını da dinleteceğim” diyen Demirtaş, devamında şunları söyledi:

2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi. 2014’te de İmralı çözüm süreci vardı. Hiçbir şekilde Cumhurbaşkanı adayı olma talebim yoktu. Ama partim beni aday gösterme kararı aldı. Onur duydum. Ne yaptı, İmralı üzerinde adaylığımı geri çekme baskısı yaptı. Tanıkları var. Devlet adına görüşmeyi yürüten heyet, ‘Beyefendi (Erdoğan) çok rahatsız oldu adaylığınızdan, hem çözüm süreci yürütüyor hem niye aday oldunuz’ dedi. Biz kendisinin kölesi miyiz? Cevabım buydu. Biz demokratik siyaseti güçlendirmek için çözüm süreci yürütüyoruz. Biz PKK’ye silah bıraktırmak için uğraşıyoruz da HDP’ye siyaseti bıraktırmak hedefler arasında değil. Biz demokratik siyasette güçleneceğiz deyince niye rahatsız oluyor? Çözüm sürecinin ruhuna bu aykırıdır.

Kampanyasının ortasında, gene tanık dinletebilirin, şu anda yüksek bürokraside görevli birisi geldi ve “beyefendi çok rahatsız” dedi. “İkinci tura kalmamım kendisi açısından ne yararı var, çözüm sürecini hiç mi düşünmüyor.” Çünkü anketler yüzde 10’un üzerinde gösteriyor beni, diğer aday Ekmelettin İhsanoğlu beklenen oyu alsaydı, ikinci tura kalıyordum. Cevabım aynen şu oldu, “Kendisine söyleyin demokratik siyasete inanıyoruz. Demokratik bir şekilde de çalışmamızı yürütüyoruz. Bunun çözüm sürecine nasıl aykırı olduğunu iddia edebilir. Ben aday oldum son güne kadar da kampanyayı en güçlü şekilde yürüteceğim.

İnanamıyorum, niye uğraşsın ki koskoca cumhurbaşkanı bir siyasetçiyle niye uğraşsın. Uğraşır, uğraşacak çok şey bulur. 7 Haziran seçiminde parti olarak seçime girmeyelim diye İmralı üzerinden bize baskı yapmaya kalkıştılar. Devlet İmralı Heyeti; “Çözüm sürecine aykırıdır” dedi. “20-25 milletvekili neyinize yetmiyor, bağımsız girersiniz” dedi.

Niye AKP’ye 400 milletvekili lazım. Tek başına Anayasa değiştirecek. Bir gün sonra HDP, PM kararı olmamasına rağmen parti olarak seçime gireceğini açıkladı. Partim 7 Haziran’da parti olarak seçime girmeliydi. Doğru yaptı. PM de hemen ardından oy birliği ile bu kararı aldı. Çünkü kendisi engellemeye çalışıyor. Kandil’in, İmralı’nın talimatlarıyla “Demirtaş şunu yaptı” diyenler, bana bunları yaptırmaya çalıştılar.

“İnsanlığa karşı suç işleyenler er veya geç hesap verecekler”

Bu durumun bir siyasi partinin yargı eliyle tasfiyesidi olduğunu belirten Demirtaş, Erdoğan’ın “Artık biz yargı yoluyla parti kapatma istemiyoruz”, “Partinin içini boşaltacağız” sözlerini hatırlatarak, “Temelde insanlığa karşı bir suç işlendi. Partililerimize karşı, siyasi düşüncelerinden dolayı, sistematik bir şekilde, yargı eliyle. Bunu yapanların tamamı TC Devleti’nde ilelebet AKP iktidarı olacağını düşünmüyorlardır. Er veya geç hesap verecekler, bu iddianameyi hazırlayanlar da dahil olmak üzere” dedi.

Bu kadar baskıya rağmen 7 Haziran-1 Kasım seçimlerinde demokratik siyasetten taviz vermediklerini aktaran Demirtaş savunmasına şu şekilde devam etti:

2 seçimde de ağır baskılara rağmen, Hazine yardımı almamamıza rağmen, parti binalarımız, 120 parti binamız, Genel Merkezimiz dahil ateşe verilmesine rağmen barajı aştık. Genel Merkezimiz güvenlik güçlerinin gözleri önünde saatlerce yandı. Yakan kişi de 45 gün tutuklu kaldı, tahliye oldu. Mersin, Adana binalarımız havaya uçuruldu. Kayseri binamız yakıldı. Partililerimiz katledildi. Sorumluları yok.

“Her fezleke için ayrı dava açılmalıdır”

Bu iddianame bu siyasi saiklerle hazırlatıldı. Fezlekeler önceden vardı, ama iddianameye dönüşmesi yenidir. Her fezleke için ayrı dava açılmalıdır. Ama hiçbirinin birbiriyle alakası olmayan fezlekeler birleştirildi. Emir büyük yerdendi. Demirtaş’ın tutuklanması gerekiyormuş. Aliya İzzet Begoviç’in dediği gibi, 150 yıl istenecek ki, kamuoyu ikna olsun. 2 yıl olsa nasıl tutuklayacaksınız. Desinler ki, 150 yıl isteniyorsa, demek ki, bir şey yapmış.

“Karşılarında baş eğmez bir irade vardır”

İddianamenin hazırlanmasına giden süreçte Diyarbakır’da 5 Haziran’da benim de katılacağım mitingde IŞİD katliamı yaşandı. Çıktık serinkanlı sükunet çağrıları yaptık. Fakat birilerinin içi soğumamış olacak ki, 7 Haziran’dan sonra Suruç’ta bileşenimiz ESP gençlik yapısı, Kobane’ye oyuncak götürürken paramparça edildi. Daha 7 Haziran’dan yeni çıkmışız. Diyarbakır katliamını yapanlar Suruç katliamını yapanlarla bağlantılı çıktı. Doymamışlar. Ankara Garı’nda katliam yaptılar. 102 arkadaşımız katledildi. Bizler tüm o katliamlar içinde, linç devam ederken seçimi kazanıp parlamentoya gittik.

Öfkesinin büyüklüğü budur. Baş eğmez bir irade vardır. Onu çıldırtan budur. Oysa ben cumhurbaşkanı olsam, diz çökmeyen muhalefetten gurur duyarım. Ama hazmedemiyor. İlle intikamı alınacak. 15 Temmuz darbe girişimi de buna fırsat sağladı. Bütün güçleri elinde topladı, milli dini duygularla algı yaratarak bugüne kadar getirdi.

Kaynak: Sendika.Org