Dersim’de yangın sürerken: Tekelci medyanın gözünü “bal” bürümüş

Aşağıdaki haber, Dersim ormanları yakıldığı ve yangına resmi kurumların müdahale etmediği bir zamanda bütün tekelci medyada yer aldı. Güya Dersim-Mazgirtli bir köylü, meşe ormanlarından yabani arıların balını topluyor. Ağaçları motorlu testereyle keserek tahrip ediyor ve içine yerleşmiş kovan kaçkını arıların balını alıp yüksek fiyattan satıyor. Dersim dağları, yabani sarmısağı, çağşır mantarı, ters lale gibi nadir çiçekleri, yaban keçileri, alabalığı ve sayısız canlısıyla bir bütündür. Dersimli çevresine saygılıdır, yağmalamaz. Aşağıdaki haber ise yüksek fiyatlarla satılıyor diye bal avcılığı altında çevre yağmasını özendiriyor. Yörede piknik yapmaya gidenleri bile izleyen devlet, yüzlerce yıllık meşe ağaçlarını kesip biçen bu şahsa dokunmuyor.

Posta gazetesinde yer alan habere göre, Mazgirt ilçesine bağlı Öreniçi köyünde oturan Cemal Halisdemir, 40 yıldır arıların ağaç kovuklarına yaptığı balı toplayarak geçimini sağlıyor. Camal Halisdemir, oğlu Taylan ile birlikte ilkbahar aylarında günlerce meşe ormanlarını gezerek arıların bal yapabileceği ağaçları tespit edip, işaretliyor. Baba oğul, ağustos ayı ortalarında ise işaretlenen ağaçları kontrol edip, balları topluyor.

Tunceli’nin en meşhur ağaç balı avcısı olarak bilinen Cemal Halisdemir, her yıl Öreniçi köyü yakınındaki Şişik Ormanları bölgesi ile köyün diğer bölgelerinde 5-6 ağaçta arıların bal yaptığını tespit ettklerini belirterek, balları aldıktan sonra arıların yaşaması için kovanları alarak evde beslediklerini söyledi.

Özel müşterisi var

Halisdemir, Avrupa ile İstanbul ve diğer batı illerinde birçok özel müşterisinin olduğunu, başta kanser olmak üzere farklı hastalıklara iyi geldiğini öne sürdüğü doğal ağaç balını bu kişilere sattığını belirterek, “Biz bu balları şifa niyetine bulup çıkarıyoruz. Özellikle kansere iyi geldiği bilindiği için kanser hastaları gelip benden özel sipariş alıyor bir yıl öncesinde. Bazı yıllar 50 kiloya kadar buluyoruz, ama mevsim şartları iyi gitmezse bazı yıllar 10 kilo ancak alabiliyoruz. Bu yıl mevsim şartları iyi değildi, hava Haziran ortalarına kadar yağmurlu olduğu için arı beslenemedi ve verim çok az. Bu yıl 10 kilo ancak çıkarabiliyoruz, kendimiz bile yemeyeceğiz, önceden sipariş veren kanser hastalarına vereceğiz” diye konuştu.

“Yılda 5-6 yuva buluyorum”

Cemal Halisdemir, ormanlık alanda arıların bal yapacağı ağaçların tepsiti konusunda ise, “Nisan ayı itibari ile ben bizim köyün yakınlarında bulunan Şişik Ormanları başta olmak üzere bölgedeki meşe ormanlarını günlerce geziyorum. Arı daha çok meşe ağaçlarının gövdesinde yuva yapar. Buralarda 200-300 yıllık kalın gövdeli meşe ağaçları çok fazla, biz bu ağaçları hiç kesmeyiz, sadece budarız. Meşe ağaçlarının gövdeleri kalınlaşınca içleri çürüyerek boşluklar oluşuyor, arılar da bir giriş bularak bu ağaç gövdeleri içinde yuva yapıyorlar. Ağaçları günlerce tek tek gezerek, arı yuvalarını tespit ederek ağaçları işaretliyorum. Her yıl en fazla 5-6 ağaç balı üreten arı yuvası buluyorum” dedi.

Balın ağaçtan çıkarılması sürecini de anlatan Hasdemir, şöyle konuştu:

“Oğlum Taylan ile tespit ettiğimiz arı yuvalarını Ağustos ayı ortalarında açmaya başlıyoruz. Önce yuvanın yerini net tespit ediyoruz. Yuvayı kontrol ediyorum. Kulağımla ağaç gövdesinde arının bal yaptığı ve arıların içerde çalıştığı yeri tam tespit ederek işaretliyorum. Sonra oğlum motorlu testere ile dörtgen şeklinde bir pencere açıyor. Saldırı olmasın diye arıyı sakinleştirmek için duman veriyoruz. Daha sonra balları çıkarıyoruz, balları çıkardıktan sonra karanlık çökünce bütün arılar aynı yuvada toplanıyor ve bu arıların yaşaması için bu kez arıları kendi kovanlarımıza alarak eve götürüp, orada besliyoruz. Sonra arılar baharda tekrar ormanlık alana gelip yuva yapıyorlar, biz bu yuvaları tespit edebilirsek tekrar gelip balı çıkarıyoruz.”

Kilosunu 500 liradan satıyoruz

Ağaç balı avcısı Cemal Halisdemir, balı genelde kanser hastalarına verdiklerini ifade ederek, “Durumu iyi olanlara kilosunu 500 liraya satıyoruz. Durumu iyi olmayan hastalara ücret almadan veriyoruz. Bu ballar her derde deva ilaç gibidir, hiçbir katkı maddesi yok, doğal bal. Aslında bu balların piyasada bin 500 liraya kadar satıldığını biliyoruz, ama biz paragöz değiliz, insanlar sağlığına kavuşsun, bu bizim için en büyük kazançtır. Ben 40 yıldır ağaç balı satıyorum ve bölgenin en iyi ağaç balı avcısıyım. Son yılarda oğlum Taylan da bu işi yapıyor, birlikte ağaç balı bularak çıkarıp satıyoruz. Kendimize ait arıların ürettiği ballar da var, onlar da tamamen organik geçimimizi bu yolla sağlamaya çalışıyoruz” dedi.