Dersim’deki yangın 10 günü aştı, devlet ise hala izliyor: “Amaç insansızlaştırmak”

Dersim’in Ovacık, Çemişgezek ve Hozat ilçeleri arasında bulunan Aliboğazı, Bozan Yaylası, Zoğar, Dereköy, Kozulca, Zengi, Değirmendere, Dündül Deresi ve Geyiksuyu bölgelerinde askeri operasyonlar sonucu çıkan yangın 10 günü aşkın süredir devam ediyor. Yangının söndürülmesi girişimlerine ise “yasaklı bölge” denilerek kolluk kuvvetleri tarafından engel olunuyor.

Dersim’in Hozat ilçesinde askeri operasyonlar sebebiyle başlayan yangın, rüzgarın etkisiyle artarak yayılıyor. Ovacık ve Çemişgezek ilçelerine dek yayılan yangına ise kolluk kuvvetleri, bölgeye girişin yasaklı olması sebebiyle müdahele edilmesine engel oluyor.

Yangını söndürmeye yönelik girişimlerin engellenmesine dair birçok yerden tepkiler yükseldi. Dün bir basın açıklaması gerçekleştiren Tarım ve Orman Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tarım Orkam-Sen) “Ülkemizde onlarca yıldır savaş ve şiddet politikaları uygulanıyor. Bu savaşın en acımasız sonucu ise 90’lı yıllarda köy yakma, boşaltma ve faili meçhullerdi. Bu politikalar sonucunda binlerce köy boşaltıldı. Milyonlarca insan zorunlu göçe tabi tutularak yerinden, kültüründen uzaklaştırılıp metropollerde açlık ve sefalet içerisinde yaşamaya mahkûm ettirildi. Bu yöntem ile Türkiye’nin en büyük sorunu olan Kürt sorunu daha da derinleşerek büyük ayrışmalara öfke ve nefrete dönüştü. Baskı ve şiddet politikaları çözüm olmamasına rağmen 90’lı yıllarda uygulanan bu politika son 3 yıldır düzenli ve planlı bir şekilde tekrardan uygulanıyor” ifadelerini kullandı.

Açıklamayı okuyan Tarım Orkam-Sen Genel Başkanı Hamit Kurt “Siyasi iktidarın doğaya ve orman varlığımıza en küçük bir sevgi ve saygısı olmadığı da yaptıkları icraatlarla ortadadır.  Onlar için rant ve kar uğruna her şey feda edilebilir, son 17 yılda AKP iktidarı Orman Kanunu’nda onlarca kez değişiklik yapılmıştır. Torba yasalara tıkıştırılan; yasal düzenlemelerle de Orman kanunu delik deşik edilmiştir. Ve her düzenleme orman alanlarımızın daraltılmasına, çıkar çevrelerine peşkeş çekilmesine olanak sağlayacak niteliktedir” dedi.

Ardından açıklamada söz alan KESK Eş Genel başkanı Mehmet Bozgeyik ise O bölge kamu kaynaklarının yoğun olduğu bir bölge, hem karadan hem de havadan hava araçlarıyla müdahale ederek 4 saat içerisinde söndürülebilir bir yangın vardır. Ancak devlet maalesef bu yangınları da izleyerek ekosistemin tamamen yok olmasına hayvancılığın ve orman alanlarında çeşitliliğin tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik bu 30 yıldır sürdürmüş olduğu güvenlikli politikalar Kürt sorununda demokratik barış içerisinde yaklaşımı ekosisteme zarar veren sonuçları ortaya çıkarmıştır. Devlet aynı gemide olduğumuzu ifade ediyor. Aynı gemide olmuş olsaydık, devlet nasıl ki Marmaris’te Bodrum’da orman yangınlarına hemen anında müdahale ederek söndürüyorsa Dersim’deki bu orman yangınlarına da ötekileştirme politikalarında uzaklaşarak anında müdahale ederek yangınları söndürebilirdi. Hozat belediyesi, konferedasyonumuza bağlı üyelerimiz DKÖ’nin  orman yangınlarına dair müdahalelerini engelleyen valilik hakkında da savcıların soruşturma başlatması gerekirdi” dedi.

Geçtiğimiz günlerde bir diğer açıklamayı ise Tunceli Barosu yaptı. “İlimiz Hozat ilçesinde devam eden yangına derhal müdahale edilmesi hukuksal zorunluluktur” diyen Baro’nun açıklamasının tam metni şöyle;

Basına ve Kamuoyuna

Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.

Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.

Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.

Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz hükmü bulunmaktadır. Bu kapsamda İlimiz Hozat İlçesi’nde devam eden yangına derhal müdahale edilmesi gerekmektedir… Ülkemizin en önemli florastik ve faunastik zenginliğini barındıran coğrafyamızda Orman Yangınları kültürel ve doğal miras sahalarımızı yoğun şekilde tahrip etmektedir…6831 sayılı Orman Kanunu; 2872 sayılı Çevre Kanunu hükümleri ile mer’i mevzuat hükümleri çerçevesinde gerekli iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesi hukuksal zorunluluktur.

Baro olarak hukuki sürecin takipçisi olacağız.

TUNCELİ BAROSU

Yaşananları protesto etmek amacıyla Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ise Taksim Galatasaray Meydanı’nda bir eylem gerçekleştirdi. Alevi örgütleri, HDP, CHP ve birçok siyasi kitle örgütünün katılımıyla gerçekleşen eylemde “Dersim’de yanan yüreğimizdir” ve “İnsanlık yakılıyor, sessiz kalma, ses ver” dövizleri taşındı. Sık sık “Toprağıma suyuma ormanıma dokunma”, “Katil devlet hesap verecek”, “Ormanlar bizim, yakan el devletin”, “Dersim onurdur, onuruna sahip çık” sloganları atıldı.

Basın açıklamasını okuyan DEDEF Başkanı Ali Haydar Ben “Doğal nedenlerle çıkan orman yangınları, yanan ormanların sadece yüzde 3’ünü oluştururken Dersim’in bölge illerinde ‘terörle mücadele’ adı altında uzun yıllardır binlerce hektar ormanın yok olduğunu kaydedildi. Doğanın, savaşın aracı hale getirilmesi iç yakıcı bir durumdur. Buradan bir kez daha haykırıyoruz. Doğa ile savaşan insanla barışamaz. İnsan ile savaşan doğa ile barışamaz” diye konuştu. Medyaya yansıyan görüntülerin Dersim’e ait olmadığını ve yananın orman değil, altındaki çalı çırpı olduğunu iddia eden Tunceli Valisi’ne de tepki gösteren Ben şöyle konuştu; “Biz Dersimliler kendi topraklarımız iyi biliyoruz. biz sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedik bize dert oldu. Ama Dersim halkı da doğasına ve yaşam alanlarına sahip çıkacak. Size boyun eğmeyecek bu da size dert olsun.”