Devletin asgari ücretteki vergi vurgunu tescillendi – Emre Ergüven

Son birkaç yıldır asgari ücretlilerin yıllık gelir vergisi matrahı, %15’lik ilk vergi dilimi sınırını aşıyor. Hükümet de asgari ücretlilerin eline geçen tutarın asgari geçim indirimi (AGİ) dahil ücretin altına düşmemesi için geçici düzenlemeler yapıyordu. Bu durumun ayrıntısı için şu yazıya bakılabilir. Ancak, bu düzenleme çocuğu olmayan ve bekar (veya evli olup eşi çalışan) işçiler baz alınarak yapıldı. Yani çocuğu olan işçilerin yılın son aylarında aldığı ücret düşmeye devam etti.

Bu durum 2018’de de değişmedi, çünkü %15’lik ilk vergi diliminin sınırı 20.700TL olması gerekirken 14.800TL olarak belirlendi. Sonuçta 3 çocuklu bir işçinin eline geçen ücret yılın son 3-4 ayında seksen altışarTL azalmış oldu.

2018 yılında ise bu geçici düzenlemeler bir kenara bırakılarak bu uygulama, 21 Mart’ta kanunlaştırıldı. Dün yayınlanan 303 seri nolu “Gelir Vergisi Genel Tebliğiyle” de ayrıntılar netleştirildi. Böylece çocuklu çalışanların ücretleri üzerinden ödedikleri gelir vergisinde devletin fazladan aldığı tutar yasal bir düzenlemeyle kalıcılaştırıldı. Gelir vergisi dilimlerindeki sınırlar yeniden belirlenmediği müddetçe de bu el koyma devam edecek. Buna göre, 2018’de 3 çocuklu ve asgari ücretli bir işçinin AGİ dahil eline geçen ücret yılın ilk aylarında 1709,67TL iken bu tutar yılın son aylarında 1623,41TL’ye düşecek.

Bu yasal düzenlemeyle ilgili bir ayrıntı da şu: Eğer asgari ücretli bir işçi yıl içinde bir prim veya ikramiye aldıysa, çocuksuz bir işçi olsa bile ücreti yılın son aylarında (üstelik daha erken) asgari ücretin altına düşebilecektir. Çünkü bu yasal düzenlemeden yararlanabilmek için bir işçinin ücretinin yıllık bazda asgari ücretin altına düşüp düşmediğine bakılıyor. Örneğin bir yıl içinde toplam brüt 2000TL prim almış olan bir işçinin eline geçen ücret Eylül’de değil Ağustos’ta asgarin ücretin altına düşecek ama o işçinin yıl içindeki toplam geliri asgari ücretin altına düşmediği için o işçi bu uygulamadan yararlanamayacaktır. Yani bu işçinin eline geçen ücret, zaten vergisini ödediği primden dolayı yılın son 5 ayında asgari ücretin altına düşmüş oluyor.

Ayrıca gelir vergisi dilimlerindeki sınırların asgari ücrete göre ayarlanmaması sonucunda sadece asgari ücretlilerin değil, diğer ücretlilerin de gelirlerinin düştüğünü belirteyim. Bu işçiler de gelir vergisinin bir üst dilimine daha erken geçtiklerinden ödedikleri vergi artıyor. Bu arada çocuklu işçilerin vergi yükü açısından Türkiye, OECD ülkeleri arasındaki en yüksek oranlardan birine sahip.

Hükümetin son 1,5-2 yılda sermayeye verdiği onca teşviki ve avantayı göz önünde bulundurup yukarıdaki uygulamayla bir arada değerlendirince, emek ve sermaye arasındaki tercihleri çok net ortaya seriliyor. 1,5-2 yıldır milli gelirden ücretlilerin aldığı payın düşüp sermayenin aldığı payın artmasının önemli bir nedeni şüphesiz bu.