DİSK ‘Türkiye İşçi Sınıfı Gerçeği Raporu’nu nasıl hazırladı? – Başaran Aksu (Umut-Sen)

DİSK kuruluşunun 51. yılında, DİSK-AR inisiyatifiyle işçi sınıfının güncel profilini ortaya koyacak bir araştırma yapmak istemiştir. Ancak araştırmayı uluslararası araştırma şirketi olan IPSOS ve Alman kuruluşu Friedrich Ebert Vakfı’nı partner seçerek ‘profesyonel’ ellere teslim etmiştir. Friedrich Ebert Vakfı mali destek sunarken IPSOS da sahada sarf ettiği ‘bilimsel’ faaliyetinin karşılığını almıştır. Vakfın mali katkısı ve şirketin ne kadar para aldığı şimdiye kadar DİSK üyesi işçilere ve kamuoyuna açıklanmamıştır. En azından şeffaflık adına bunun yapılması gerekmektedir.

DİSK, 140 bin üye işçisinin aidatları sayesinde öz kaynağa sahip bir konfederasyondur. 65 bin üyeli Genel-İş Sendikası’nın ise son on yılında bildiğimiz ciddi bir grev harcaması yoktur. Ayrıca DİSK’in çevresinde bulunan akademi ve uzmanlık anlamında ciddi bir dayanışma gösterecek öz birikimi vardır. Yine DİSK’in çevresinde sosyalistlerden sosyal demokrat üyelerine değin gönüllü bir araştırma çağrısına yanıt verecek on binler vardır ve ‘Türkiye işçi sınıfı gerçeği’ araştırmasının gerektireceği bilimsel denetimi sağlayacak birikimi bulunmaktadır. Ancak bunun yerine ‘profesyonel’ yol tercih edilmiştir. Fon ve proje hususunda 90’lardan başlayarak solu da kuşatma altına almış bir ideolojik etkinlik söz konusudur. Muhalefeti dönüştürme perspektifiyle akıtılan fonlar, sol akıllarda ‘profesyonelleşme’ yaratmayı hedeflemektedir. Yeni sözcüleri tarafından ‘bilimsellik’ adıyla pazarlanmaktadır. İşçi sınıfının kendi kendini yönetme kapasitesindeki zayıflamayı, aşınmayı dönüştürmeye yönelik devrimci pratikler içinde olması beklenen odaklar da görülüyor ki bu fon ideolojisine, şirket dilinin profesyonelleşme vurgusuna teslim olmuş durumdadırlar. Büyük bir vurdumduymazlık sergilenmektedir..

Friedrich Ebert, ülkemiz liberallerinin devrimci solu dönüştürme etkinliklerine verdiği destekle tanınmaktadır. Fransız IPSOS Şirketi ise benzer bir konumu, yöneticilerinin ‘sol’ ile bağı olan KGM Şirketi’ni 90’larda satın almasıyla kazanmıştır. IPSOS şirketinde ucuz emekle çalışan anketörlerin ‘Türkiye İşçi Sınıfının Gerçeği’nin açığa çıkartılması için kendi sınıfdaşlarına sorduğu sorular sırasında yaşadıkları duyguyu tahmin etmeye çalışalım; Sigortasız, sendikasız ve ucuz işgücüyle çalışan anketörler birer ‘profesyonel araştırmacı’dırlar. Haftada en az beş kez telefonumu sabit tutup adımı, yaşımı, mesleğimi sürekli değiştirerek saha araştırmalarında kullanan anketör arkadaşlarımız vardır. Anket şirketinden denetim için arayanları “Toplantım var.” diye tersleyerek cevap vermediğimizde ise veri ‘bilimsel’ olmaktadır. İşte, IPSOS gerçeği budur.

DİSK, IPSOS’a para verip araştırma yaptırmak yerine, araştırma şirketlerinin ‘kâra dayalı’ ucuz emek sürecinin mağduru olan işçileri önüne koymalıdır. IPSOS ve Friedrich Ebert’le kurduğu ilişkinin ideolojik bir tarafı yok mudur? İşçiler bilimsel araştırma yapamaz mı?

DİSK, araştırma ihtiyacını ve bu uyguladığı yöntemi üyesi olan sendikalara ve çevresindeki politik, sendikal, akademik ağlara sormuş mudur? Sormuş ise ne tür yanıtlar almıştır? Raporu paylaşmaya, övmeye devam edenler bu raporun ‘bilimsel’ yanını ikna edici şekilde yazabilirler mi?

DİSK Genel Sekreteri, hangi politik ideolojik referanslarla bu raporun Friedrich Ebert ve IPSOS tarafından yapılmasını ‘bilimsellik’ ve ‘profesyonellik’ argümanlarıyla savunmaktadır? Proje ve fonların işlevine dair sosyalistlerin, daha önce duyulmayan yeni kabulleri mi vardır?

Eski ve yeni “yetmez ama evetçilikler” ile Friedrich Ebertgiller’in somut bağlarını görmezlikten gelerek DİSK’i bu ilişkilerin fon ve proje sendikacılığının odağına dönüştürme sorumsuzluğu on yıllardır kendi öz gücü ve bağımsızlığıyla mücadele eden işçilere saygısızlık değil midir?

IPSOS şirketi ve Friedrich Ebert Vakfı ile ilgili bilgisi olmayanlar; internetten arama platformlarına başvurabilirler. DİSK’i merak edenler; aynı platformlarda Kemal Türkler, Rıza Kuas’ları araştırabilirler. Nereden nereye geldiğimiz açıkça ortadadır..