Diyarbakır, Suruç ve 10 Ekim katliamlarının bombacılarıyla irtibatı olduğu söylenen sanık: AKP üyesiyim

Diyarbakır, Suruç ve 10 Ekim Ankara katliamlarının bombacılarıyla irtibatı olduğu belirtilen Ahmet Berk, emniyetteki ifadesinde ‘AKP üyesiyim’ dedi.

IŞİD’in gerçekleştirdiği Diyarbakır, Suruç ve 10 Ekim Ankara katliamlarının bombacılarıyla irtibatı olduğu belirtilen 13 kişinin yargılandığı davada, tutuksuz yargılanan sanık Ahmet Berk, emniyet ifadesinde “AKP Gençlik Kolları üyesi” olduğunu söyledi. İfadesinde çatışma bölgelerine gittiğini itiraf eden ancak çatışmalara katılmadığını ileri süren Berk, daha önce de “silahlı örgüt üyeliği”nden ifadesinin alınıp serbest bırakıldığını anlattı.

Evrensel‘in haberine göre; 10 Ekim Katliamı’nın dava dosyasına firari sanık Walentına Slobodjanjuk ile ilgili gönderilen bir dosyayla, 24 Aralık 2015 tarihinde Diyarbakır bombacısı Orhan Gönder, Suruç bombacısı Şeyh Abdurrahman Alagöz ve Ankara 10 Ekim bombacısı Yunus Emre Alagöz ile irtibatlı olduğu düşünülen 13 kişi hakkında dava açıldığı ortaya çıkmıştı.

Adıyaman Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “IŞİD üyeliği” suçlamasıyla açılan davada, bombacıları Suriye’ye gönderdiği iddia edilen Mehmet İşbar ve Salih Küçüktaş’ın da aralarında olduğu 13 kişi sanık olarak yer alıyor.

Daha önce serbest bırakılmışlar

Tutuksuz yargılanan sanıklardan Ahmet Berk, davanın ek klasörlerinde yer alan emniyet ifadesinde 3-4 yıl önce AKP İl Gençlik kollarına üye olduğunu ve halen üyeliğinin devam ettiğini anlattı.

Berk, emniyet ve savcılık ifadesinde, daha önce de “silahlı terör örgütüne üye olmak”tan gözaltına alındığını, ancak ifade verdikten sonra serbest bırakıldığını anlattı. Suriye’deki çatışmaları duyunca kaçakçılar aracılığıyla Halep’e gittiğini de söyleyen Berk, “Tek başıma Halep’e gittim, sınırı geçerken bölgede bulunan kaçakçılar para karşılığı sınırı geçmeme yardımcı oldu. Halep’te muhalif olarak faaliyet gösteren o zamanki ismiyle Özgür Suriye Ordusu olan grubun içerisinde savaşta yaralanan insanlara yardım etme amacıyla katıldım. Yaklaşık 7-8 gün burada kaldım. Kaldığım süre boyunca Özgür Suriye Ordusunun arkasında kimlerin olduğunu ve neye hizmet ettiğini anlayamadım. Bu durum da beni rahatsız etti, bölgeden geldiğim şekilde Türkiye’ye geri döndüm” iddiasında bulundu. İfadesinde Türkiye’deki anayasal düzeni de benimsemediğini söyleyen Berk, “Yapılan seçimlerde oy kullanmadım, oy kullanmamamın özel bir sebebi yoktur, ayrıca Türkiye Dar’ül Harp bölgesidir” dedi.

10 Ekim sanığı da ‘AKP üyesiyim’ demişti

IŞİD davalarında AKP İl Gençlik Kolları üyesi olduğunu söyleyen ilk kişi Ahmet Berk değildi. 10 Ekim Katliamı davası sanıklarından Mehmeddin Baraç da, savunmasında  “Bingöl AKP İl Gençlik Kolları üyesiyim” demişti. Baraç, yakalandıktan sonraki ifadesinde “Bingöl AK Parti Gençlik Kolları üyeliğim vardı. Ancak pek gitmiyorum. Başkada her hangi bir yere üyeliğim yoktur”demiş, bu sözleri 10 Ekim davasının 1. duruşması sırasında da tekrarlamıştı.

Suruç bombacısı ev boyama işinde çalışıyormuş

13 sanıklı davada tutuksuz yargılananlardan biri de Ankara bombacısı Yunus Emre Alagöz’ün işlettiği Ay marketin ortağı Aziz Parlak. İfadesinde Diyarbakır bombacısı Orhan Gönder’i  marketin müşterisi olduğu için tanıdığını, Suruç bombacısı Şeyh Abdurrahman Alagöz’ü ise ortağı Yunus Emre Alagöz’ün kardeşi olduğu için tanıdığını öne süren Parlak, Şeyh Abdurrahman Alagöz hakkında “Şeyh Abdurrahman Alagöz’ü Adıyaman’da ev boyama işlerinde çalıştığını biliyorum” dedi.  Davanın tutuksuz sanıklarında Hacı Atlı da iddianamede yer alan savunmasında, “Türkiye’nin şu anda mevcut anayasal düzenini benimsemiyorum. Ben Allah’ın koymuş olduğu kural ve nizamlar dışında hiçbir otorite ve kanun tanımıyorum. Seçimlerde oy kullanmıyorum. Çünkü inancım gereği oy kullanmıyorum. İnanç gereği Darul Harp olarak inanıyorum” ifadelerini kullandı. Hakkındaki “silahlı örgüt üyeliği” iddiasını kabul etmeyen Atlı, Yunus Emre Alagöz’la fazla samimiyetinin olmadığını, İslam Çay Evi’ne satmak amacıyla oyuncak getirdiğinde tanıştıklarını öne sürdü. Mustafa Dokumacı’yla da  komşu olduklarını söyleyen Atlı, “VASAT Derneğinde bulunduğum dönem içerisinde kendisinin de bu derneğe gelip gitmesi dolayısıyla tanırım. Ancak kendisiyle fazla bir samimiyetim yoktur” iddiasında bulundu.