Ekonomik veriler ışığında inşaat ve sektörde iş güvenliği – Emre Gürcanlı (İleri Haber)

İnşaat sektörüne ilişkin ayrıntılı değerlendirmeler ve verileri daha önce bu köşede ayrıntılı bir şekilde tartışmıştım, güncelliğini yitirmediğinden her dört yazının da eğer okunmadıysa okunmasını okurlarımdan rica ediyorum. Zira “Adı işçi ölümleriyle anılan bir balon: İnşaat Sektörü I, II, III ve IV” yazı dizisi, sektöre ilişkin ayrıntılı analizlerden yola çıkarak iş cinayetleri ve meslek hastalıklarına kadar kapsamlı veriler ve değerlendirmeler sunuyor. Bu yazıda ise geçen haftadan biraz devam olarak 2017’de Bakan Müezzinoğlu’nun “sıfır iş kazası” hedefinin inşaat sektöründe ne anlam ifade edeceğini, ekonomik verilerden yola çıkarak değerlendirmeye çalışacağım.

İnşaat sektörüne ilişkin veriler ne söylüyor?

Sermaye sınıfı açısından 2017 yılında genel olarak temkinli bir büyüme beklentisi var demek yanlış olmaz. Bazı veriler ışığında kısa bir değerlendirme yapalım.

İnşaat sektörü 2016 yılının ilk çeyreğinde yüzde 5.1, ikinci çeyrekte yüzde 15.7, üçüncü çeyrekte yüzde 1.4 büyümüştü. 2016 yılında Türkiye ekonomisindeki büyüme %2.9 olurken, inşaat bu büyüme 6.6 olarak kendisini gösterdi. İkinci ve üçüncü çeyrek mevsimsel etkilerden dolayı inşaat sektörünün daha fazla hızlandığı sektörler olarak dikkat çeker bu doğal. Veriler bize şunu da gösteriyor. En fazla büyüyen sektör %7.7 ile finans %6.6 ile inşaat, sağlıksız bir ekonominin göstergeleri! İnşaat sektörünün milli gelirdeki payı ise %8-9 mertebelerinde.

AKP Hükümetinin, referandum sonrasında yavaşlayan ekonomik büyümeyi hızlandırmak için hedefi kamu yatırım ve inşaat harcamaları olacak gibi görünüyor. 2017 yılı bütçesinde kamu yatırımları hedefi yüzde 25 artarak 80 milyar TL’ler düzeyinde, bu kuşkusuz “kamusal yatırım” şeklinde değil, daha fazla beton olarak yorumlanmalı, zira kamu yatırım harcamalarındaki artışın büyük payını inşaat sektöründeki yatırımlar oluşturacak gibi görünüyor. Türkiye Bankalar Birliği verileri 2016 sonunda toplam banka kredilerinin %10’luk bir kesiminin konut kredilerine ayrıldığını gösterirken, inşaat firmalarının banka kredilerinin %12’sini kullandığı da izlenebiliyor.

Genel olarak bu görüntüyü, son on yılın politikaları eşliğinde yorumlamak hiç zor değil, Mustafa Sönmez’den dinleyelim:

“AKP’nin inşaat odaklı bir büyümeyi özellikle benimsediği sır değil. En sıradan ziyaretçiler bile İstanbul odaklı bir inşaat furyasının ekonomiye lokomotif yapıldığını görür. İstanbul estetiğini, tarihi ve kültürel dokusunu darbeden betonlaşma, her tür yatay-dikey konut inşaatından ofis gökdelenlerine ve yol, tünel, köprü, alt geçit, üst geçit vb. biçimindeki kentsel altyapıya kadar uzadıkça uzadı.

Şantiyeleşen sadece İstanbul değil. Devamında Ankara, İzmir ve öteki büyük kentlerin tümünde inşaat furyası alıp yürüdü. Kısa adı TOKİ olan kamu kuruluşu Toplu Konut İdaresi’nin kamu arsalarını bu furyaya aktif olarak sürmesiyle hız alan inşaat odaklı büyüme, dışarıdan yapılan borçlanmaların ve iç kredilerin önemli bir kısmının müteahhitlere verilmesi ve tüketiciye de “konut kredisi” olarak kullandırılmasıyla hızlandı.”

Merkez Bankası’nın 20 Şubat 2017’de gerçekleştirdiği çalıştayı da değerlendiren Mustafa Sönmez şu saptamaları sunuyor:

“Merkez Bankası, döviz kredisi kullanan firmaların sektörel dağılımına da dikkat çekiyor ve borçların ancak yüzde 26’sının ihracat, dolayısıyla döviz kazanma kapasitesi olan imalat sanayisine ait olduğunu belirtiyor. Buna karşılık, imalat sanayisinin hızla yerini almaya başlayan inşaat ve onu tamamlayan emlak alım-satımı sektörü firmalarının döviz borcu yükündeki payları yüzde 20’yi bulmuş durumda. İnşaat-emlak, herkesin bildiği gibi, döviz kazanma kapasiteleri oldukça sınırlı sektörler; artan ölçüde ithal girdi, iş aracı, malzeme kullanarak döviz harcamalarına karşılık, dışarıya gayrimenkul satışları yılda 2-3 milyar dolarda kalan, dolayısıyla cari açığa enerji ile birlikte en çok yük bindiren sektörler.”

İnşaat Sektörü İstihdamı 

Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2016 yılında bir önceki yıla göre 273 bin kişi artarak 3 milyon 330 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,6 puanlık artış ile %10,9 seviyesinde gerçekleşti.

2016 yılında tarım dışı işsizlik oranı 2,2 puanlık artış ile %14,9 olarak tahmin edilmiştir. 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı 4,8 puanlık artış ile %14,9 olmuştur. İstihdam edilenlerin sayısı 2016 yılı Aralık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 221 bin kişi artarak 26 milyon 669 bin kişi, istihdam oranı ise 0,3 puanlık azalış ile %45,1 olmuştur. 2016 yılında istihdam edilenlerin %18,4’ü tarım, %19,7’si sanayi, %6,9’u inşaat, %54,9’u ise hizmetler sektöründe yer almıştır.

Mevsimsellikten arındırılmış sektörel istihdam verilerine göre ise geçen döneme kıyasla Aralık 2016 döneminde istihdam hizmetlerde 4 binlik sınırlı bir artış gösterirken, sanayide 51 bin, inşaatta ise 28 bin azalmıştır.  Aralık 2016 yılında inşaat sektöründe istihdam kaybı yaşanmıştır. Bu dönemde tarım dışı istihdamın payı 8,143 olurken, inşaat sektörünün genel istihdam oranı içerisindeki payı %6,9 olarak gerçekleşmiştir. (Kaynak İNTES)

Bu verilere bir de tarım dışı istihdam içinde sektörünün oranını gösteren, yıllara göre değişimi önümüze seren tablodan takip edelim

İnşaat sektörünün gerek ekonomideki, gerek istihdamdaki payı sürekli artıyor, son iki yılda ise kısmi bir küçülme gözleniyor, ama genel olarak baktığımızda bu istihdam oranı sağlıklı bir istihdam politikasını yansıtmıyor. Zira inşaat işgücü geçici, tarımdan gelen göçü emen, vasıfsız bir işgücü olarak tarif edilebilir ve bir toplumun gelişkinliği açısından bir şey ifade etmiyor. Öte yandan şunun altının çizilmesi son derece önemli, özellikle 2016 yılında kayıtlı inşaat işçisi oranındaki düşüşün, aslında gerçek olmadığı, kayıtsız Suriyeli işçilerin de burada bir payı olduğu en azından bilimsel bir kuşkuculuk olarak aklımızda yer etmeli. Yinelersek, geçici, çöken tarımdan gelen işgücünü ve savaşlardan kaçan göçmen işgücünü emen, vasıfsız, eğitimsiz bir işgücünün payı giderek artıyor.  Böyle bir işgücünden ve böyle sağlıksız bir büyümeden söz ediyorsak işçi sağlığı ve iş güvenliğinden söz etmek neredeyse imkansız.

Sermayedarların gözünden 2017 İnşaat sektörü

Çok uzun alıntılar yapmayacağım ama kısa kısa inşaat sektöründeki sermayedarların konuta odaklanmış ve hükümetten destek bekleyen açıklamaları sektörün çizgisini belirleyecek gibi görünüyor. Kısa kısa geçeli.

-Sermayedarlarımız hükümetin daha fazla teşviğini istiyor

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Mithat Yenigün: Sektörümüz, teşviklerin etkin bir şekilde uygulamaya alınmasını bekliyor

-Daha fazla konut projesi

Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES) Yönetim Kurulu Başkanı Celal Koloğlu: Türkiye akıllı kentlerini inşa ediyor. Projelerde temel odak insan oluyor.

Konutlarımızı güvenli, konforlu, çevreci hale getiriyoruz. Tüm projeler sosyal donatıları ile insanlarımızın hayatını kolaylaştırıyor.

BESA Grup Yönetim Kurulu Üyesi Efe Bezci: Konutta rekor gelebilir.

YP İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Osman Cem Çankaya: Alıcı, konut sektörüne yeniden güvenecek.

Özyurtlar Şirketler Grubu Başkanı Tamer Özyurt: Konut almak için doğru bir zamandayız

-Daha fazla Kentsel Dönüşüm projesi

İZODER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ertuğrul Şen: Kentsel dönüşüm sektörün büyümesine katkı sağlayacak

-Daha fazla beton daha fazla çimento

Çimento Endüstrisi İşverenler Sendikası (ÇEİS) Yönetim Kurulu Başkanı Tufan Ünal: Çimento sektöründeki canlılık devam edecek

-Yan sektörlerin de gözü inşaat projeleri ve teşviklerde

Boya Sanayicileri Derneği (BOSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yiğitbaşı: Boya sektörü yüzde 4 büyüyecek

-Devletimizin desteği sayesinde büyüyoruz

Artaş İnşaat ve Avrupa Konutları Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Çetinsaya: İnşaat sektörü açısından da bakacak olursak; başta devletimiz olmak üzere, Emlak Konut GYO ve GYODER’in girişimleriyle gerçekleştirilen kampanyalar son derece güçlü etkiler sağladı.

Kısacası inşaat sektöründe sermaye hükümetten daha fazla teşvik, daha fazla yatırım, daha fazla olanak bekliyor ve biraz da Türkiye ekonomisinin tamamen artık buna yaslandığını bilerek son derece umutlu bir görüntü çiziyor. Beklentileri şu sermayedarların:

Konut kampanyalarının sürdürülmesi,

Bankaların konut kredisi kampanyaları,

Konut kredi faiz oranlarının göreceli düşük kalmaya devam etmesi

Konutta KDV indiriminin uzatılması,

“Güneydoğu ve Doğu Anadolu cazibe merkezleri” (!) ve buralarda yapılacağı ilan edilen konut projeleri (Örneğin Diyarbakır-Sur’daki yıkımları sermaye böyle okuyor)

-Kentsel dönüşüm ve yenileme yatırımları

-TOKİ inşaatları…

Ve tabii ki tüm bu konularda güvence verecek siyasi bir irade…

Özetle, 2017 yılında inşaat sektöründe yine konuttan başka neredeyse bir şey görmeyeceğiz. Konut üzerinden büyümeye çalışan bir ekonomide ekonomiyi sırtlayanlar neredeyse inşaat işçileri olacak. Bu tablodan “sıfır iş kazası” hedefi başarılı bir şekilde çıkar mı çıkmaz mı bunun yanıtını hep birlikte düşünelim tartışalım…

Kaynaklar

http://mustafasonmez.net/

http://mustafasonmez.net/?p=5898

http://mustafasonmez.net/?p=5811

http://intes.org.tr/content/insaat_2016.pdf

http://www.dunyainsaat.com.tr/haber/insaat-sektoru-yukselis-trendini-2017-yilinda-da-surdurecek/19480