Gazeteci Nuri Akman gözaltındaki 14 günü anlattı

Hatay-Suriye sınır hattında haber takibi yaparken “haklarında şikayet” olduğu ve “makul şüphe” oluştuğu gerekçesiyle Erdoğan Alayumat’la birlikte gözaltına alınan ve 14 gün boyunca gözaltında tutulan Nuri Akman yaşananları bianet’ten Ruken Kadıoğlu’na anlattı.

13 Temmuz günü Hatay-Suriye sınır hattında haber takibi yaparken gözaltına alınan Dihaber muhabirleri Erdoğan Alayumat ve Nuri Akman 14 gün gözaltında tutuldu. 14 günlük gözaltı sürecinden sonra Hatay Adliyesi’ne sevk edilen Erdoğan Alayumat tutuklanırken, Nuri Akman haftada üç gün adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Serbest bırakılan Gazeteci Nuri Akman yaşadıklarını bianet’ten Ruken Kadıoğlu’na  anlattı:

“Savaşın Türkiye’ye etkilerini gözlemlemek istedik”

“Gazeteci arkadaşım Erdoğan Alayumat ile birlikte Suriye’de devam eden savaşın sınırın Türkiye tarafına olan etkilerini yerinde gözlemlemek ve bu minvalde haberler yapabilmek için sınır hattını gezmek istedik.

Sınır hattı aynı zamanda tarım emekçilerinin yoğun bulunduğu bir alan, kendileriyle de ilgili haberler yapmayı planladık.”

“Silahlı grupların rahat hareket ettiğine şahit olduk”

“İşe Hatay’dan başladık. Dört, beş gün boyunca Hatay kent merkezi ve sınır hattında bulunan ilçelerinde gezebilme imkanı bulduk.

Buralarda gezerken sınırın öte yakasında bulunan ve bölgede insanlık dışı uygulamalara imza atmış silahlı grupların bu ilçelerde rahat bir şekilde örgütlenip hareket edebildiğine şahit olduk, fotoğrafladık, kameraya aldık.”

Gözaltına alınma süreci

“Buradaki gezimizin ardından çarpıcı bilgileri barındıran yedi, sekiz haber yazabildik. Ancak henüz haber merkezimize aktaramamıştık. Haberler yazılı bir şekilde fotoğraf ve görüntüleri ile birlikte bilgisayarda duruyordu.

Daha sonra Antep’e geçmek istedik. Yol üstünde bulunan Islahiye ilçesine hem biber fabrikalarında bulunan emekçilerin haberini yapabilmek hem de fırsat olursa köyleri gezmek amacıyla iki, üç saatliğine indik.

Saat öğlen 2 gibiydi. İlçe merkezinde haber kaynağımızla buluştuktan 5-10 dakika sonra sokak ortasında yaklaşık 20 sivil polis tarafından durdurulduk.

Hakkımızda ihbar olduğu iddiasında bulunup çantalarımıza bakmak istediler, biz arama ya da gözaltı kararı istedik ancak zorla araçlara bindirilerek karakola götürüldük.”

“Bir daha konuşacak mısın” dayağı

“Emniyetteyken hakkımızda herhangi bir ihbar ya da gözaltı kararı olmadığını fark ettik. Telefonlarımıza ve çantalarımıza el konulmuştu.

Israrla hakkımızda bir karar bulunmadığını yaptıklarının hukuki olmadığını belirtip eşyalarımızı istedik.

Avukatıma haber vermek istediğimi belirtip fazla ısrar edince beni Erdoğan ve haber kaynağımız Demir’in yanından ayırdılar. Depo olarak kullandıkları küçük bir odaya alındım.

İçeriye en az 10 polis girip ‘bir daha konuşacak mısın’’ diye sordular. Ben tekrardan aynı şeyleri söyleyince, darp etmeye başladılar. Yaklaşık 5 dakika sürdü. Durmadan kafama ve karnıma vuruyorlardı.”

“Yasak bölge” fotoğrafı

“Bu esnada belli ki bilgisayar ve fotoğraf makinemizi incelemişler. İçeri uzun saçlı amirim diye hitap ettikleri bir polis girdi. ‘Yasak bölgelerin fotoğrafını çekmişsin’ dedi. Kafamdan tutup ne amaçla çektiğimizi sordu.

Haber yaptığımızı haber metninin de fotoğrafların bulunduğu klasörde olduğunu söyleyince kafamı dolaba vurmaya başladı. Israrla aynı soruyu soruyordu, ben de aynı cevabı veriyordum. En az 30 defa tekrarlandı bu durum. Daha sonra bayılmışım.”

Sonradan gözaltı kararı

“Gözümü açtığımda yerdeydim ve elinde fırça sapı bulunan bir polis beni bekliyordu. Bu sefer de o vurmaya başladı. Sonra gittiler gece 11’e kadar burada kaldım.

Gece yarısı gelip hakkımızda gözaltı kararı alındığını ve beni hastaneye götüreceklerini belirttiler. Gece yarısı alınan kararın saatinde 15.00 civarı yazıyordu. Zorla imzalattırarak hastaneye götürdüler.”

“Doktor kontrolünde doktorla görüştürülmedik”

“Burada darp raporu almayı umuyordum ama doktoru 15 metre öteden elimde kelepçe ve etrafımda polislerle gördüm. Doktorla konuşturulmadan geri çıkarıldık.

O geceyi Erdoğan ile ayrı nezaretlerde geçirdik. Erdoğan’ı sadece uzaktan gördüm. Nezarette birbirimize seslendik iyi olduğunu söyledi.

Haber kaynağımız ise alıkonulmamızdan bir saat sonra serbest bırakılmış bunu sonraki gün öğrendik.”

“Hatay’a götürüldük”

“Gözaltının ikinci günü Hatay’a götürülüp TEM şube ekiplerine teslim edildik.

Bizi teslim alan polislerden birinin ‘Bunlar o gazeteciler’ dediğini duydum, direkt nezarete götürüldük. Ben ve Erdoğan’ı aynı nezarete koydular. 10 dakika kadar beraber kaldık. Polis gelip ikimizi başka nezaretlere götürerek ayırdı.”

IŞİD şüphelileriyle aynı nezarethanede

“İki kişinin ancak kalabileceği yerde dört kişi tutuluyorduk. Yanımdaki diğer üç kişi İŞİD üyesi olma iddiasıyla gözaltına alınmıştı ki bunlar sonradan tutuklandı.

Buradaki ilk günümüzde bulunduğum nezaretin önüne gelen polisler herkesin duyacağı şekilde ‘Bu PKK’li’dedi. Bu şekilde beni yanimdakilere hedef göstermeyi amaçladığını düşünüyorum.”

“İfade vermedik, gazeteciliği anlattık”

“Gözaltının 14. gününün akşamında ifademiz alındı. Tabi bu süreçten önce bazı yayın organları tarafından hedef gösterilmişiz, hakkımızda direkt hüküm verilmiş ancak hiçbir şeyden haberdar değildik.

İfadede yaptığımız haberlerden başka bir şey sorulmadı ve bu haberler gerekçe gösterilerek terör örgütüne yardım ve yataklık, üye olmak, örgüt adına milis faaliyeti yürütmek ve casusluk suçlamaları yöneltildi.

Aslında emniyette ifade vermedik, gazeteciliğin ne olduğunu anlattık. Polis hükümeti övme dışında yapılan bütün haberleri suç olarak görüyordu. Çektiğimiz manzara fotoğrafları bile suç unsuru sayıldı.Bu haberleri yapmak ne haddinize deyip duruyorlardı.”

“İhbar yüzünden alındığımızı düşünmüyorum”

“İddia edildiği gibi ihbar üzerine gözaltına alındığımızı düşünmüyorum.

Çünkü Erdoğan daha önce yine Hatay’da çok çarpıcı haberler yapmıştı ve bu haberlerden haberdarlardı. Bu haberlerin hoşlarına gitmediği çok açıktı. Durmadan bu haberlerin nasıl yapıldığını sorup duruyorlardı.”

“İliştirilmiş gazeteciliği doğru buluyorlar”

“Aslında ülkede sürecin, savaş sürecine evrilmeye başladığı 2-3 yıl öncesinde yaptırılan iliştirilmiş gazeteciliği doğru görüyor ve ikimize de ısrarla niye o tarz çalışmadığımızı sorup duruyorlardı.

Gerçekleri yazmanın en büyük ‘suç’ olduğunu yüzümüze vura vura anlatmaya çalışıyorlardı.”

“Savcılık ifademizi dahi okumadan tutuklamaya sevk etti”

“Savcılık ertesi gün emniyetteki ifadelerimizi dahi okumadan 5 dakika içerisinde bizleri tutuklamaya sevk etti.

Erdoğan ‘Devletin gizli kalması gereken bigilerini ifşa etmek’ iddiasıyla tutuklandı.

Aslında devlet bu şekilde söz konusu haberlerin doğru olduğunu onaylıyor bunları yazmanın ‘suç’ olduğunu ilan ediyordu. Erdoğan Alayumat da sırf gerçekleri yazdığı için tutuklandı.”

Erdoğan Alayumat’ın mesajı

“Erdoğan’ın tutuklama kararının hemen ardından tüm gazetecilere iletmemi istediği mesajı ile bitirmek istiyorum. Her ne olursa olsun gerçekleri yazmaktan vazgeçilmemeli. Biz gerçekleri yazmanın bedelini canlarıyla ödemiş bir gelenekten geliyoruz ve elbette bir tutuklama ile gazetecilik mesleğinin etik ve ahlakını terk edecek değiliz.”