‘Gençlik Komiteleri’ yola çıkıyor: Birilerinin değil özgürlüğün gençliği ol!

Gençlik hareketi deyince birçoğunun aklına ’68 kuşağı’ ve onun yaratıcı ve kurucu etkinliği gelir. ’78 kuşağı’ olarak anılan anti-faşist karakterli gençlik hareketlerinin alt yapısını hazırlayan bu kuşak, o güne kadar süre giden devrim ve sosyalizm tartışmalarını kampüslere taşımış ve solun ‘statükosuna’ baş kaldırıp kendi yolunu çizmişti. Bugün gençliğin her düzeydeki örgütlülüğünün dağıtıldığı; eğitimin, iktidarı ele geçirenin ideolojik kodlarını topluma yedirdiği bir mekanizma haline geldiği, üniversitelerin neo-liberal politikalarla işsiz yetiştiren birer ‘baraka’ya dönüştüğü, aynı zamanda genç bir işçi kuşağının mevcut partilerde ya da sendikalarda kendini ifadeden imtina ettiği koşullarda ortaya çıkıyor Gençlik Komiteleri. Komite temel ilkesini, ”Bugün toplumsal muhalefet alanının gittikçe daraldığı bir dönemde, özgürlüğe engel olan her türlü sömürü aygıtının, mekanizmanın, politikanın, uygulamanın, ideolojinin, güvencesizliğin karşısında durmak” olarak ifade ediyor.

Deklarasyonda gençlik ele alınırken, Brezilya’dan Zonguldak’a, Wall Strett’ten Çin’e ve Irak’a uzanan bir perspektifle  mücadelenin enternasyonal karakterine vurgu yapılıyor. Gençliğin toplum açısından taşıdığı anlamın toplumsal ve tarihsel koşullara göre değiştiğinin belirtildiği deklarasyonda ”Gençlik artık klasik anlamıyla sadece lise ve üniversite gençliği olarak bilinen bir şey olmaktan çıkıp, uzatılmış gençliği de içine alan bir toplum kesimi haline gelmiştir” denilmekte.

7 Kasım 2017 tarihinde yayınlanan Gençlik Komiteleri Kuruluş Deklarasyonu‘nun tamamı:

Dipten bir dalga geliyor. Bütün dünyanın soysuzlaşmış devletlerinin, yozlaşmış iktidarlarının ve sermayedarlarının her alandaki baskısına rağmen var olma mücadelesi veren, emeği görülmeyen, sesi duyulmayan, gittikçe nüfus fazlası olarak görülen, işsizlikle boğuşan, gelecek kaygısı içinde kaybolan, her yerde ona olan güvensizliği hisseden, yanlış yapmaktan korktuğu için hiçbir şey yapmaya cesareti kalmayan, yeni şeyler yapmaya çalıştıkça hor görülen gençliğin yaşamını geri alma ve yaşamı kendi elleriyle yeniden yaratmanın dalgası…

Toplumsal mücadelelerin en dinamik kesimi olan gençliği, eğitiyormuş gibi yaparak ve bu yolla ‘’iyi bir hayat’’a sahip olacağı kanaati yayarak oyalayan, diploma sahibine iş verecekmiş hissi yaratarak en düşük ücrete çalışmaya razı edene dek aşağılayan düzenin mezarı, Brezilya’da bir kahve tarlasında, Zonguldak’ta bir madende, Wall Street’te bir plazada, Çin’de bir elektronik üretim tesisinde, İstanbul’da bir kafede, Irak’ta bir petrol rafinerisinde, Şili’de bir üniversite amfisinde mücadele edenlerin fısıltılarıyla kazılıyor.

***

Gençlik yalnızca insan için değil, bütün canlılar bakımından çocukluktan erginliğe geçmenin başlangıcıdır. Böylece, uzun bir fiziksel üretkenlik dönemine ilk adım atılır. Ve bütün canlılar üretkenliklerinin en üst düzeyine, genellikle gençliklerinin ilk yıllarında ulaşırlar. Elbette bu dönem insan biyolojisi bakımından 30’lu yaşlar civarında biter. Ama bizi ilgilendiren gençliğin kendi içinde ne olduğu değil, toplumsal bakımdan ne olduğudur.
Gençliğin toplum açısından taşıdığı anlamın temelinde, henüz yetişkin sayılmaması vardır. Ne zaman ve nasıl yetişkin olacağı, toplumsal ve tarihsel koşullara göre değişir. Belli yaş grubunda yer almaktan kaynaklı ortak biyolojik özelliği böylece toplumsal nitelik kazanır.

Düzen bugün, hem teknolojinin gelişmesiyle emeğin üretkenliği arttığı için hem de krizi hafifletmek amacıyla yatırımların kısılması yüzünden daha az emekçiye gereksinim duyar haldedir. Günümüzde artık gençlik nüfus fazlasıdır. Bu nüfus fazlasını eritmek ve kalifiye emek arasındaki rekabeti arttırmak amacıyla eğitim süreleri uzatılır, gençlik içi boş okullarla, dershanelerle ve sınavlarla oyalanır.

Gelecek için hangi konuda olursa olsun kalıcı bir angajmana/bağlanmaya girmeme, seçme şansını koruma, sorumluluk almama, geçiciliğe kök salma günümüzde gençliği tanımlar hale gelmiştir. Bu süreçte, gençlik artık klasik anlamıyla sadece lise ve üniversite gençliği olarak bilinen bir şey olmaktan çıkıp, uzatılmış gençliği de içine alan bir toplum kesimi haline gelmiştir.

Kapitalizmin yapısal/dönemsel krizlerinden kaynaklı gençlik içerisinde ortaya çıkan işsizlik ve artık nüfus konumu canlı emek içerisinde gençliğe ağırlık kazandırmıştır. Bu aynı zamanda çalışanlar üzerinde işsizlik korkusunu artırırken diğer taraftan gittikçe kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bir toplumsal kategori yaratmıştır. İşsizlikten kaynaklı oluşan boş zaman gençlerin toplum içinde kıyaslama yapabilme ve kendilerinin içinde bulunduğu durumun bilincine ulaşabileceği farkındalığı yaratmaktadır. Bu iki durum düzen açısından potansiyel tehditler oluşturmaktadır.

Bütün siyasi önlemler, bunu baskılamak doğrultusunda alınır. Okullar okul olmaktan çıkarılıp birer hapishaneye dönüştürülmüş, aileler para çekme aracı haline getirilmiş ve genç işsizlerin sayısının çığ gibi artmış olduğu koşullarda diploma sahibi olmanın anlamı yok edilmiştir. Gençlik, toplum içerisinde yok sayılır, yalnızlaştırılır, nihilizm ve kısa süreli zevklerle oyalanır.

Gençlik, düzen tarafından iki seçenek arasında hapsedilir. Ya düzene ayak uyduracak, ”birilerinin genci” olacak ya da toplumda var olamayacak, psikolojik sorunlarla, dışlanmayla, intiharla yok olacaktır. Hayat çoktan seçmeli bir sınav olmadığı gibi aralarından yapacağımız tercih bir hakmış, özgürlükmüş gibi algılanamaz.

***

Gençliğin buradan tek çıkışı kendi yolunu açmasıdır. Kafelerde entelektüellik yapmak da, sokakta köşe başı tutmak da, sınav haftaları kütüphanede sabahlamak da bu hapsedilişin dışına çıkamaz. Bu abluka ancak kendini ‘insan altı’ bir konuma iten düzenle topyekün mücadele etmekle parçalanabilir. Bu mücadele de kendisi gibi bu düzen tarafından yok edilen, aşağılanan ve ezilenlerin de çıkarlarını savunmakla olabilir. Gençliğin özgürleşmesi; yetişkinler arasında ikinci sırada olmayı reddeden, kendi geleceğini başkasına emanet etmeyen, bilgili, örgütlü ve disiplinli bir siyasal güç haline gelmesiyle mümkündür.

Gençlik Komiteleri özgürleşmeye ve özgürleştirmeye atılan ilk adımdır. Gençlik Komiteleri bugün toplumsal muhalefet alanının gittikçe daraldığı bir dönemde, özgürlüğe engel olan her türlü sömürü aygıtının, mekanizmanın, politikanın, uygulamanın, ideolojinin, güvencesizliğin karşısında durmayı ilke edinir. Adındaki vurgu, bugün maddi olarak toplumda yok sayılan, sindirilen, kendi öz temsiliyetinden ve öz örgütlenmesinden yoksun genç insanların direnişçi ruhuna seslendiği gibi dayanışmanın, eşitliğin, birliğin mümkün olduğuna inanan ve bu ihtimalin altını bilimsel, teorik ve felsefi olarak dolduran ve bu uğurda verilen mücadelenin hâlâ canlı ve güncel olduğunu düşünen her kesimin “genç” umutlarına ışık tutmaktadır.