Görme engelli Kübra Ev destek bekliyor: Talebimiz eğitimde eşitlik

Görme engelli lise öğrencisi Kübra Ev (16) Türkiye eğitim sistemindeki eşitsizliğin başka bir boyutunu yaşıyor. Konya’da yaşayan 10. sınıf öğrencisi Kübra Ev eğitim hayatında yaşadığı sıkıntıları ve bugün bu konu özelinde başlattığı imza kampanyasını gazetemize değerlendirdi.

Merhaba Kübra, yaşadığın sıkıntılardan genel olarak bahsedebilir misin bize?

Merhaba, ben lisenin başında hazırlık eğitimi aldım, bir yıl bu hazırlık sınıfında bir tık üst düzey İngilizce öğrendik. Ama bu da aynı zamanda bir üst seviyede İngilizce sınavları demek oldu. Burada yaşadığım sıkıntı da sınav sorularının, reading (okuma) bölümünün başkası tarafından bana okunmasıydı. Çünkü benim alıştığım telaffuzdan farklı okunuyordu. Bu da yanlış anlamama sebep oluyordu haliyle. Soruları Braille (kabartma) Alfabesi ile kendi başıma okuyarak işaretlediğim zaman daha hızlı bir şekilde sınavımı tamamlarken karşı tarafta biri bana okuduğu zaman bu daha uzun bir süreye yayılıyor. Cümleyi tekrar okuyoruz, kelimelere tekrar bakıyoruz… Normalde ben yapıyor olsam çok daha kısa sürer. Üniversite sınavında da zaman çok önemli bir şey.

Üniversite sınavında size diğer öğrencilerle aynı süre mi veriliyor?

5 dakika ile 30 dakika arasında ek süre veriyorlar. Bu da yeterli bir süre değil. Yeterli olsa dahi rahat değil. Mesela dil sınavında ortalama 20-25 soruluk bir paragraf kısmı var. Her paragraf için 3 veya 4 soru oluyor. Kısa ve çok paragraftan oluşan bir sınav. Bunları ben okuduğum zaman çok daha seri ve anlaşılır oluyor.

Peki okul hayatında da bu tarz sıkıntılar yaşıyor musun?

Okul sınavlarında rehber öğretmenim okuyor, ben cevaplıyorum sınavlarda. Okul sınavlarında öğretmenlerim biraz daha anlayışla karşılıyor. Benim sınavım biraz daha uzun sürebiliyor. Tabi Türkçe, Tarih, Coğrafya derslerinin sınavlarını cevaplamam daha kolay oluyor. Matematik gibi derslerde, örneğin parantezin nerede söylenip nerede söylenmeyeceği, parantezin içini kapsayıp kapsamadığı meselesi önemli olduğu için alan öğretmenlerini tercih ediyorum.

Belirlenmiş bir sistem yok yani?

Yok, benim okulumda rehber öğretmenim yapsa da başka bir okulda Edebiyat sınavını Edebiyat öğretmeni, Fizik sınavını Fizik öğretmeni yapıyor.

Yaşadığınız bu problemi yetkili mercilere bildirdiniz mi, buralardan kesin bir çözüm için dönüş alabildiniz mi?

Benim yakın bir arkadaşım var. İkimiz de 10. sınıf öğrencisiyiz ve üniversite sınavına dil alanından gireceğiz. İzmir’de bir dernek var. Bize bazı kitapları basıp gönderdiler. İşte biz bu kitaplardan deneme çözerek oradan kendi başımıza aldığımız sonucun, bir hocanın bize okumasıyla çözerek aldığımız sonuçtan çok daha farklı olduğunun gördük. Hocayla birlikte çözdüğümüzde süre de uzuyor üstelik. Bir şeyler yapmamız gerekiyordu çünkü hakkımız olanı alamıyorduk. Bu böyle gidemezdi. Mesela üniversite sınavına girdiğim zaman, sınavdan çıkınca “Başkası okuyordu o yüzden yapamadım” dersem kolaya kaçmak olurdu. Bana “Sen bunun için ne yaptın?” dediklerinde hiçbir şey yapmamış olmak istemedim. Biz de Twitter’da imza kampanyası başlatmaya, okulumuzda da bunu yaymaya karara verdik. Twitter’da başlattık, Whatsapp’ta paylaştık. Ben de İngilizce’yi sevdiğim için Kent Enstitüleri Çeviri Grubu’ndaydım ve orada da paylaştım. Oradan olumlu dönüşler aldık. Böyle bir karar verdik. Aslında bizim aklımıza hiç imza kampanyası gelmemişti, bunun etkili olacağını düşünmemiştik. Biz ÖSYM ile konuşalım, MEB ile konuşalım gibi şeyler düşünmüştük. Hatta arkadaşım o kurumlarla konuştu ama onlar da “Mail atmanız iyi olur.” gibi şeyler ile bizi geçiştirdiler. Ben sorunun biraz da bizden öncekilerden kaynaklandığını düşünüyorum, onlar bir şey yapmadığı için biz bu aşamada kalmışız. Bakanlık diyor ki “Bize hiç talep olmadı, biz neyi değiştirelim?” Bu yüzden bizim gerçekten bir şeyler yapmamız gerektiğini düşünüyorum.

Sınıf arkadaşlarınız, çevreniz nasıl yaklaşıyor bu kararınıza?

Arkadaşlarım “Gerçekten böyle mi oluyor?” diyerek yaklaştılar. Durumun böyle olduğunu öğrenince de bizi desteklediler. Epey paylaştılar, herkes olabildiği kadar yaydı.

Başka ne söylemek istersin bu durumla ilgili?

Sonuç olarak, biz varız ve var olmaya devam edeceğiz. Bu yüzden insanlar -en azından- sesimizi duyurma konusunda duyarlı olurlarsa güzel olur. Benim yapmamla, onun yapmasıyla olacak bir şey değil bu. Sonuç itibariyle hala daha dönüş alabilmiş değiliz.

En azından demen gözümden kaçmadı. Tek sorun yaşadığınız alan bu değildir elbette. Başka alanlara dair değinmek istediğin bir yer var mı?

Emin olun, çok farklı şeyler var. Sınava hazırlanıyorum biliyorsunuz. Kitap alacağım, o kitabı taratacağım, İzmir’de TÜVGÖK diye bir yer var -gerçekten çok yardımcı oluyor bize- oraya göndereceğim. Burada mesela ben kitabı gönderiyorum, onlar tarıyorlar Braille biçiminde basıyorlar ve bize gönderiyorlar. Türkiye’de çok yok böyle bir yer. En iyi çalışan TÜVGÖK. Bu yüzden birçoğumuz oraya gönderiyoruz. Ve benim bu yıl başında gönderdiğim bir kitap bazen 2. dönem bile gelebiliyor bana. Kaynak erişimi bile çok sıkıntılı yani. Bir kırtasiyeden kitap almakla bitmiyor olay burada.

Nasıl bir şey öneriyorsunuz?

Bize sınavda iki tane gözetmen veriliyor. Biri okuyor, biri işaretliyor. Bir de bize ek olarak sınavın Braille kitapçığını vermiş olsalar, ben okurum. Soruya “C şıkkı” derim işaretler. Ama ben sadece Braille kitapçık verip bırakmalarını istemiyorum. Evet, ben Braille yazıyı çok güzel kullanıyorum. Ama okuyamayan biri için de sorun oluşturmak istemiyorum. O yüzden gözetmenlerin kalmasını fakat ek olarak Braille alfabesiyle yazılmış kitapçık verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ama duruma dair son olarak şunu aktarayım, arkadaşım geçen gün ÖSYM’yi aramış ve ona demişler ki, “Biz size zaten sınava tablet ve kalem ile girme izni veriyoruz. Bir de size ek süre veriyoruz. Bence bu yeterli olur…”

 

Röportaj: Ezgi Gözoğlu