Güneş kendini gösterince – Umut Kocagöz (1+1)

Sosyalistlerin varlığını ciddi ölçüde sürdürdüğü nadir ilçelerden biri Hopa. Yakın geçmişinde ÖDP’li belediye deneyimi var. Ama 2014 yerel seçimlerinde bir şok yaşanmış, AKP birinci gelmişti. 31 Mart seçimleri ve CHP adayı etrafında kurulan ittifak sosyalistler arasındaki tartışmaları alevlendirdi. Hopa’ya bağlanıyor, süreci yerinde dinliyoruz.

Hopa’daki seçim sürecini gözlemlemek ve kooperatifleşme çalışmaları hakkında bilgi almak için Dersim’den uzun bir yola çıkıyoruz. Buzlu ve karlı yollarda, ağır aksak ilerleyen otobüs gecenin karanlığında bir uzay boşluğunda gidiyormuş gibi. Sabah Hopa’da güneşli havayla karşılaşınca gözler gibi yürek de ferahlıyor.

Pançuni Kafe’nin de bulunduğu meydana varıyoruz. Fena sayılmayacak bir insan kalabalığı toplanmış. Hopa’da geçerli bir sözü hatırlayınca, insanlar güneşlenmeye çıkmış diye düşünüyoruz: Haftanın sekiz günü yağışlı olur Hopa. İklim değişikliği hemen fark ediliyor. Hava soğuk, tepelerde kar var, ama ilçeye bu kış kar yağmamış. Çay üreticileri endişeli, türlü böceğin türeyeceği, toprağın ve çayın suya doymadığı, iklim koşullarının yeni bir mücadeleyi zorunlu kıldığı kulaktan kulağa yayılıyor.

Sonradan öğreniyoruz, toplananların bir kısmı güneşlenmekten ziyade 1980’de öldürülen Devrimci Yol militanı İhsan Hacımuratoğlu’nu anmak için saatin gelmesini bekliyormuş. Farklı kuşaklarda, farklı partilerden insanlar anma için bir araya gelmiş. Anma bir nevi seçimlerin de aynası gibi. Bir gün önce seçim bürosuna yürüyüş gerçekleştiren CHP’li gençlerin söylediği “Güzel günler göreceğiz çocuklar” şarkısı akla düşürüyor. Bir devrimcinin anması vesilesiyle yan yana gelmiş insanlar umut veriyor.

Pançuni’ye girince bu hissimiz pekişiyor. Dersim’den gelip İbrahim Kaypakkaya’nın duvardaki resmiyle karşılaşıyoruz. Kazım Koyuncu ile Adile Naşit’i de aynı kadraja sığdırıyor Hopa. Artvin’de Madene Hayır atkısını Amedspor atkısına dolamanın adresi de bu küçük kasaba. Pançuni’den çıkıp Barcelona’ya çay içmeye gidiyoruz. Biraz sokakları kokluyor, yağmurun yağmasını bekliyoruz. Yağmurdan önce kendini gösteren güneş meydanı kolay bırakacak gibi değil.

Geçmiş seçimler

Hopa’daki seçim süreci de Dersim’de olduğu gibi sol içinde çeşitli tartışmaları alevlendirmiş. Mevcut ülke konjonktürü ile yerel dengeler, ilkesel duruşlar ile taktiksel ittifaklar sosyalistleri önemli bir sınavdan geçiriyor. Seçim sonuçları konusunda ciddi bir öngörüde bulunmak zor. Biraz geçmişe bakalım.

28 Mart 2004 yerel seçimlerinde Hopa’da Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) adayı Yılmaz Topaloğlu 1730 oy alarak seçimleri kazanmış. ÖDP’nin belediyeyi kazanması ilçenin seçim tarihi açısından kritik bir dönemeç. İkinci parti CHP 1625, üçüncü parti AKP 1544, dördüncü parti ANAP ise 1244 oy almış. Dolayısıyla ÖDP ucu ucuna kazanmış. Hopa’nın o dönem seçmen sayısı 10.315. Artvin’in dokuz ilçesinden Artvin merkez, Ardanuç ve Şavşat gibi tarihsel olarak Devrimci Yol geleneğinin yaygın olduğu ilçelerde seçimi CHP kazanmış.

29 Mart 2009 yerel seçimlerinde Hopa’nın seçmen sayısı 11.593’e çıkmış. ANAP’ın siyaset sahnesinden çekilmesiyle oy dağılımları değişmiş. CHP adayı Turan Kasımoğlu 3.366 oy ile birinci olurken AKP 2715 oy ile ikinci olmuş. Seçime bu defa bağımsız katılan Yılmaz Topaloğlu 1848 oy alarak üçüncü olurken ÖDP adayı Yusuf Aslan Yenigün 809 oyda kalmış. Topaloğlu’nun ÖDP adayından fazla oy alması, farklı kesimlerin Topaloğlu’na destek sunmaya devam ettiğini gösteriyor. Öte yandan Topaloğlu’nun katılımcı ve halkçı bir yönetim sergilemediği hem ÖDP hem de halk nezdinde dile getirilmiş. Buna istinaden ÖDP Topaloğlu ile devam etmeme kararı almış. 2009’da Artvin merkez, Ardanuç ve Şavşat’ta belediye başkanlıklarını yine CHP’nin aldığını belirtelim.

30 Mart 2014 yerel seçimlerinde ise tablo ciddi oranda değişiyor. AKP adayı Nedim Cihan 4546 oyla seçimi kazanırken, CHP 4523 oyla ikinci olmuş. ÖDP 836 oyla üçüncü, Yılmaz Topaloğlu’nu aday gösteren HDP 624 oy ile dördüncü parti olmuş. Bu seçimlerde Hopa’da 13.395 seçmenin yer aldığını belirtelim. Geçtiğimiz seçimlerde CHP’nin aldığı Artvin merkez ve Şavşat AKP’ye geçmiş. Böylece, 2004 seçimlerinde daha renkli bir tablo sergileyen Artvin’de, 2014 seçimlerinde Ardanuç ilçesi ve Kemalpaşa beldesi dışında bütün ilçelerde AKP’nin kazandığı bir seçim tablosu ortaya çıkmış. AKP’nin 23 oy farkla belediyeyi kazanması ciddi bir hayal kırıklığı yaratmış. ÖDP ve HDP’nin iki ayrı adayla toplamda 1460 oy alması bu hissi güçlendirmiş. İlçede AKP oyları yüzde 40’lara çıkarken ÖDP-HDP toplamı yüzde 13’te kalmış. CHP ise kıl payı kaybetmiş.

2004 ile başlayan ÖDP belediyesi deneyiminin gerek ÖDP içerisinde, gerekse kamuoyunda yarattığı etkinin sonraki seçimlerde ciddi bir yansıması olduğu görülüyor. Bu yansıma, sokak muhabbetlerinde de karşımıza çıkıyor. ÖDP’nin kendi adayına muhalefet etmesi ve daha sonraki seçimlerde aday göstermemesi, partinin oylarını düşürmüş. Topaloğlu’nun daha sonra HDP’den aday olmasıyla düşüş devam etmiş. 2014 seçimlerinde sosyalistlerin CHP’yi desteklememesini eleştirenler olsa da, sokakta esas vurgu tutarlı bir politika izlenmemiş olmasına ve aday seçimindeki hatalı tercihlere yapılıyor.

31 Mart için İttifak Süreci

Hopa’da seçim süreci Kasım 2018’de yapılan bir toplantıyla başlıyor. Toplantıyı Hopa Yerel Yönetim İnisiyatifi organize etmiş. Farklı örgütlerden Hopalılar, bir önceki seçimleri AKP’nin kazanmasına vurgu yapıp ortak bir adayda birleşmeyi ve ortak bir çalışma yürütmeyi tartışmış. Birleşme halinde yeniden seçimlerin kazanılabileceği ve katılımcı-demokratik bir yönetim programının uygulanabileceği dile getirilmiş. Adaylık sürecinin değerlendirilmesi, ortak aday, ortak bir program ve programın uygulanması için yerel meclisler/komiteler inşa edilmesi noktalarında mutabakata varılmış.

Bu sürece paralel olarak ÖDP eş başkanlar kurulu üyesi Alper Taş’ın kamuoyuna da yansıyan Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmesini hatırlayabiliriz. Görüşmeden çıkan sonuç, ÖDP’nin güçlü bir tabanının olduğu Artvin merkez, Hopa ve Şavşat ilçelerinde adayların ön seçimle belirlenmesiydi. CHP’nin kendi içinde sekiz tane aday adayının olduğunu ekleyelim. Ancak CHP Parti Meclisi’nin kamuoyu yoklamalarında dördüncü sırada çıkan Taner Ekmekçi’yi aday göstermesi Hopa’da taşları yerinden oynattı ve tartışmayı büyüttü. Önce CHP, sonra da sosyalistler üzerinden bu sürecin yansımalarına bakalım.

2009 seçimlerinde Hopa’da belediye seçimlerini kazanan CHP adayı Turan Kasımoğlu, bu süreç yüzünden CHP’den istifa edip İyi partiden adaylığını açıkladı. Kasımoğlu’na göre bir milletvekilinin isteğiyle dördüncü sıradaki aday belediye başkan adayı olarak atanmış. Kasımoğlu, ayrıca CHP-İyi Parti ittifakının Hopa’da gerçekleşmediğini, CHP’nin yüzünü sosyalistlere döndüğünü ifade ediyor. Kasımoğlu, sosyalistlerin 2014 seçimlerinde CHP aleyhine çalışmalar yapıp iktidarı AKP’ye teslim ettiğini de ifade ediyor.

CHP’nin İyi Parti ile ittifak yapmaması ilginç. Alper Taş’ın CHP’den İstanbul Beyoğlu belediye başkan adaylığının da CHP’nin genel seçim politikasına aykırı olduğunu düşünen kesimlerin sayısı az değil. CHP’nin çeşitli yerlerde eski AKP-MHP’lileri aday gösterdiği düşünülürse, parti genel politikasının aşırı pragmatik eğilimi gözler önüne seriliyor. Alper Taş’ın Hopa’da ön seçimsiz aday belirlenmesi üzerine “iyi bir örnek olacaktı, herhalde ondan korktular” demesi, süreci özetliyor. Geçtiğimiz günlerde Maltepe ilçe teşkilatındaki bir grubun partiden istifa ederek “temiz siyaset” sloganıyla Ankara’ya yürüdüğünü de hatırlayalım.

Aslında Kasımoğlu’nun “sosyalistler ile ittifak” diye tarif ettiği sürecin üç temel yansıması bulunuyor. Birincisi, CHP, HDP, ÖDP ve Halkevleri içinden yalnızca bir aday çıkartılmış durumda: Taner Ekmekçi. Bu örgütlerin kendi tabanlarına Ekmekçi’yi işaret edecekleri söylenebilir. İkincisi, belediye meclis üye adayları ÖDP, Halkevi ve HDP’den oluşuyor. Dolayısıyla, seçimleri Ekmekçi’nin kazanması halinde yönetimin sosyalistleri de içereceğini söyleyebiliriz. Üçüncüsü, Hopa Yerel Yönetim İnisiyatifi yerel seçim ittifakını program olarak nitelenebilecek bir “mutabakat metninde” cisimleştirdi. “Çağdaş, aydınlık bir Hopa; Halkçı demokratik bir yerel yönetim için” başlıklı metin, CHP Hopa ilçe başkanı Adnan İskender ve başkan adayı Taner Ekmekçi’nin ıslak imzalarını taşıyan bir taahhütname olarak yayınlandı. Taahhütnamede yerel yönetim anlayışına dair genel bir çerçeve çizilirken, Hopa halkının yönetim sürecine katılabileceği, bütçeyi belirleme ve denetleme hakkı olacağı, yönetimin bir “yerel yönetim meclisi” üzerinden icra edileceği, kadınların, çocukların, yaşlıların, dezavantajlı grupların lehine katılımcı politikalar üretileceği, alım gücünün düşmesine karşılık üretim ve tüketim kooperatiflerinin destekleneceği, ranta değil ihtiyaca odaklı, çevreci politika izleneceği beyan ediliyor.

Hopa Komite’nin şerhi

CHP’nin merkezden aday belirlemesi sadece CHP-İyi Parti arasında Turan Kasımoğlu üzerinden bir kırılma yaratmamış, sosyalistler nezdinde de ciddi bir kırılmaya neden olmuş. Kasımda başlayan tartışmalara katılan Komiteciler, seçim görüşmelerini yayınladıkları dört metinle eleştirmiş ve Hopa’da bağımsız devrimci bir adayın gerekliliğini savunmuş.

Komitecilerin savını özetlersek, Hopa’nın CHP’nin merkezden atanan “kayyum” ile yönetilemeyeceği, sosyalistlerin görece güçlü bir tabanı bulunan Hopa’da seçime bağımsız bir aday etrafında birleşerek girilmesi gerektiği, adayın mahallelerden başlayarak komitelerde örgütlenen halk meclisleri tarafından denetlenmesi gerektiği, sosyalistlerin ve Hopa halkının CHP adayına “mahkûm” olmadığı, ÖDP sonrası düzen güçlerinin (CHP, AKP, MHP/İyi Parti) Hopa’da devrimciliği tasfiye etme çabasında olduğu ifade ediliyor. Komiteciler Hopa’nın AKP’ye kaybedilmesinde CHP’nin de içinde yer aldığı etnik temel üzerinden halkı birbirine düşürme siyasetinin ve çeteleşmenin önemli bir rol oynadığının altını çiziyor. CHP’nin ve belediye meclisi içinde yer alacak sosyalistlerin yönetimine hiçbir şekilde kefil olmayacaklarını, sosyalistlerin adaylık sürecinden çekilmeleri ve rant ilişkileri içerisinde yer almamaları gerektiğini ifade ediyorlar. Komiteciler yayınladıkları son metinde ise “bağımsız adaylık”, “boykot” veya “düzen seçeneklerinin teşhiri” alternatiflerinden sonuncusunu seçtiklerini beyan ediyorlar. “Bağımsız adaylık” ve “boykot” alternatiflerinin AKP’nin eski MHP’li Kemal Gazioğlu’nu aday belirlemesiyle boşa düştüğünü, Gazioğlu’nun Hopa’da devrimcileri tasfiye sürecinin bir parçası olduğundan dolayı teşhire yöneldiklerini aktarıyorlar. Komiteciler, ayrıca, hazırladıkları 14 maddelik bir seçim programını tartışmaya devam edeceklerini ifade ediyorlar.

Öte yandan, CHP adayı etrafında bir araya gelinmesi sosyalistler arasında bir tartışma yaratsa da, halk nezdinde ortak hedef ortak bir duyguyu yaratmış. Kahvelerde, sokaklarda bu duygunun yansımalarını görmek mümkün. Ama CHP adaylığının oluşum sürecinden dolayı umudu olmayanlar da var. Klasik siyaset yöntemlerinin dışına çıkılmaması, patronaj ilişkilerinin işletilmesi, belediye kazanılsa dahi bu ilişki pratiklerinin yeniden üretileceği hissini güçlendirmiş. Kadrolaşmada kayırmaların yapılacağı, muhtemel rantın eş dost çevresinde paylaşılacağı hissi dillendiriliyor. Dolayısıyla, olumlu havanın belirli bir sınırı mevcut ve bu sınırın aşılıp aşılamayacağını öngörmek mümkün değil.

Komite’nin koyduğu şerhin tarihi bir önemi olduğunu belirtmekte fayda var, zira bağımsız bir devrimci programın CHP ile beraber ne ölçüde inşa edilebileceği hususu önceki seçimlerde Hopa ve birçok başka yerde gündeme geldi. 24 Haziran seçimlerinde Muharrem İnce nezdinde yapılan kampanyada da benzer bir tartışma yaşandığını hatırlayalım.

Hopa’da 31 Mart’ta AKP, Turan Kasımoğlu ile seçimlere giren İyi Parti ve sosyalistler ile ittifaka giden CHP arasında bir yarış yaşanacak. Sosyalistlerle ittifak CHP’ye sokakta ciddi bir seçim çalışması örgütleme avantajı sağlıyor. Ancak geçtiğimiz seçimlerde AKP’nin aldığı oy oranı ve Kasımoğlu’nun İyi Parti’ye geçmesiyle bir kısım CHP oyunu da taşıyacağı düşünüldüğünde CHP’nin rahat kazanacağını söylemek iyimserlik olur.

Hopa’dan ayrılmadan önce Kazım Koyuncu’yu ve Metin Lokumcu’yu ziyaret ediyoruz. İklim değişikliği yüzünden kendini daha fazla gösteren güneşin seçim atmosferinin boğuculuğunu atmaya yetmediği ilçede onların gülümsemelerini, yaşam enerjilerini ve umutlarını heybemize katıyoruz. Barcelona Kafe’de Hopa Çay Kooperatifi’nin son bir çayını içip İstanbul’un yolunu tutuyoruz.