HAYEF öğrencileri kararlı, gitmek istemiyorlar

Geçen senden hatırladığımız, İstanbul Üniversitesi’nde gerçekleşen Üniversiteme Dokunma Eylemleri sonrasında, bazı fakültelerin bölünmesi kararından vazgeçilmesine rağmen  HAYEF’in bölünmesi ve Avcılar’a taşınması engellenememişti. Bu sene ise HAYEF’in Avcılar’a değil Hadımköy’e taşınacağı ortaya çıktı. Avcılar’a gitmeye bile ikna olmayan öğrenciler, üniversitenin ana öznelerine, kendilerine danışılmadan ve söz hakkı tanınmadan alınan bu karar karşısında tepkili ve tepkilerini göstermekte kararlı. HAYEF öğrencileriyle konuştuk.

Neden HAYEF’in taşınmasını istemiyorsunuz?

HAYEF’in taşınmamasını istememizin başlıca nedenleri var, ilki barınma sorunu, orada bildiğimiz kadarıyla bir yurt var ancak o yurtta kalan bir grup Sağlık Bilimleri öğrencisi var zaten. Evde kalan bir öğrencinin Hadımköy’e gitmesi 2-3 saat sürecek, bir de geri dönüşü hesaplayınca saatlerimiz yolda geçecek demek oluyor bu. İkinci olarak Hadımköy’de sosyalleşebileceğimiz hiçbir alan yok, Hadımköy yalnızca birkaç siteden ve bir sanayi bölgesinden oluşuyor. İstediğimiz bir tiyatro oyununa, sinemaya gidemeyeceğiz çünkü seçenek yok. İstanbul Üniversitesi’nin neredeyse tamamı ana kampüs ve çevresinde toplanıyordu, herhangi bir taşınma durumunda biz yemekhanesinden tutun sosyal tesislerine kadar bütün kaynaklardan mahrum kalacağız aslında. İstanbul’da merkezi denilen Beyoğlu, Fatih gibi bölgelere ulaşmak Hadımköy’de eve çıksak bile saatlerimizi alacak. Bazıları Hadımköy’de bizi taşımak istedikleri binanın manzarasının güzel olduğunu söylüyor ama sadece manzaraya bakmamak lazım tabi. Taşımak istedikleri binayı su basmış ve binada çok fazla rutubet var. Zaten çok küçük bir bina, oraya sığmamız mümkün değil. Üçüncü olarak bizim genelde son sene yaptığımız bir staj var, Hadımköy’de staj yapacak yeterince okul olmadığından, olanların da neredeyse tamamı özel okul olduğundan, bizi staj için Silivri’ye yönlendirecekler. Bu bizim için bir sorun. Özellikle son senemizde bir taraftan dersler için Hadımköy’e gitmemiz gerekecek, bir taraftan staj için Silivri’ye gitmemiz gerekecek ve bir taraftan da KPSS’ye hazırlanmak için dershaneye gitmemiz gerekecek bunların hepsini yapabilmemiz imkansız. Fen-Edebiyat Fakültesi’ndeki öğrenciler genelde HAYEF’ten formasyon alıyor, eğer HAYEF taşınırsa bu öğrenciler de başka üniversitelerden formasyon almak zorunda kalacaklar, uğraşacaklar. Genel olarak bu sebeplerden ve tabi bir de bize taşınmak isteyip istemediğimiz hiç sorulmadığı için Hadımköy’e taşınmak istemiyoruz. En azından HAYEF’i Beyazıt’ta olduğunu bilerek tercih eden öğrencilerin öğrenimlerini tamamlayana kadar Beyazıt’ta kalması gerektiğini düşünüyoruz. Hiç değilse bu kararın askıya alınması, bekletilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Zaten daha sonra HAYEF’i tercih edecek öğrenciler, bu fakültenin Hadımköy’de olduğunu bilerek tercih edecekler.

 

Üniversiteme Dokunma Eylemleri sürecinde neler oldu, neden sadece HAYEF gidiyor da yasa tasarısında adı geçen diğer fakülteler yerinde dönüşüyor?

İstanbul Üniversitesi’ne bağlı Tıp Fakülteleri’nden çok iyi profesörler, alanında tanınan doktorlar çıkıyor ya da İşletme Fakültesi’nden mezun olup şu an mecliste olan isimler var. Orhan Pamuk, Aziz Sancar gibi isimlerin aldığı ödülleri kaybetmek istemiyorlar. Ancak söz konusu HAYEF olunca, “Nasıl olsa öğretmen olacaklar, sessiz sedasız taşıyabiliriz” diye düşünülüyor. HAYEF’i İstanbul Üniversitesi’nin bir parçası olarak görmüyorlar. Şu an bile yemekhane girişlerinde İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa’nın kart basma turnikeleri ayrı, HAYEF’i şimdiden dışlamış durumdalar zaten. Şu an İstanbul Üniversitesi rektörü gitmemizi dört gözle bekliyor. Hatta sanırım HAYEF’e ait bazı binaların vakıflara satılması söz konusu. Oldu bittiye getirip bizi susturmaya çalışıyorlar. Biz susmamız gerektiğini düşünmüyoruz tabi ki, aksine özellikle öğretmen olacağımız için hakkımızı aramamız gerektiğini düşünüyoruz. Kesinlikle kötü bir şey yapmıyoruz. Şunun unutulmaması gerekir: Geleceğin doktorları, profesörleri, meclis üyeleri, ödül alanları bizim öğrencilerimiz olacak, o insanları biz yetiştireceğiz.

 

Üniversiteme Dokunma Eylemleri döneminde oldukça kitlesel eylemler yapıldı, neden uzun süredir görülmeyen kitlesellikteki bu eylemlere sessiz kalındı sence?

Küçük şehirlerde üniversiteler şehir merkezinden genelde uzakta oluyor. Bu şehirlerde bir kampüs, bir yaşam alanı oluşturulmuş durumda ancak İstanbul’da genelde üniversiteler daha merkezi yerlerde. Özellikle Beyazıt çok değerli bir alan, belki de bunun için sessiz kalınıyordur. Bizi Hadımköy’e göndermeye çalışıyorlar ama bununla sınırlı kalmayacaklar, İstanbul Üniversitesi’nin diğer fakültelerini de Hasdal’a taşımaya çalışıyorlar. Yani bugün duruma sessiz kalan diğer öğrenciler de hocalar da gelecekte aynı sorunu yaşayacaklar. Şu an mevcut hükümet karşıt söylemlerde bulunanları susturmaya çalışıyor, bizce bu yüzden sessiz kalındı. Geçen sene olabildiğince sesimizi duyurmaya çalıştık; verdiğimiz mücadeleyi sosyal medya, televizyon kanalları ve gazetelerle duyurmaya çalıştık. Birçok hocamız da bize destek oldu ancak istiyorlar ki üniversite öğrencileri sorgulamasın, yanlış olana ses çıkarmasın.

 

Üniversiteme Dokunma Eylemleri’nden sonra HAYEF’in taşınması tekrar gündeme geldi. Eylemler bittikten sonraki görünmeyen süreçte neler yaşandı?

İstanbul Üniversitesi’nin bölüneceği haberlerini ilk duyduğumuzdan beri HAYEF dahil üniversitenin bütün fakültelerinin Beyazıt’ta kalması gerektiğini düşünüyoruz. Burası konum olarak gerçekten güzel bir yer, hemen aşağıda bir tiyatro var mesela. Ulaşım çok rahat, bir metroyla birçok yere ulaşım sağlayabiliyorsun. Şu an hocalarımızın da hiçbiri Beyazıt’tan gitmek istemiyor. Beyazıt gibi bir yerden Hadımköy gibi kuş uçmaz kervan geçmez bir yere taşınmak herkes için gerçekten büyük bir sorun. Zaten en başta bize Avcılar’a taşınacağımız söylendi. Hocalarımız rektörle görüştüğünde de Avcılar’a taşınmanın mantıklı olduğu söylenmiş ama sonra ne olduysa Hadımköy’e taşınacağımızı söylediler. Bunun nedenini bile kimse bilmiyor daha. Bize bir açıklama yapmalarını çok istedik ancak hiçbir açıklama yapmıyorlar, bu bile yapılanın ne kadar mantıksız olduğunun bir göstergesi bizim gözümüzde. Avcılar’a taşınsak bile oradaki bina depreme dayanıksız olduğundan ancak birkaç sene orada kalabileceğimizi, bizi bu yüzden Hadımköy’e taşıyacaklarını söylüyorlar. Ancak Avcılar’daki ve Hadımköy’deki binaların yapım tarihleri arasında yalnızca 2 sene olduğunu öğrendik. 2 sene mi bir binanın depreme dayanıklı olup olmadığını belirliyor? Biz buna da anlam veremedik doğrusu. Bir de bizim Hadımköy’ü renklendireceğimizi düşünüyorlarmış, biz Hadımköy’ü ne kadar renklendirebiliriz? Bizi taşıyacakları alan eskiden vakıf üniversitesiydi, o zaman öğrenci sayısı az olduğundan oradaki yurda sığıyorlarmış ve o üniversite stajları yurt dışında yaptırıyormuş ancak bizim öyle imkanlarımız yok. Hadımköy’ü öğrenciler olarak da hocalar olarak da kesinlikle istemiyoruz, engel olmak için her yolu deniyoruz.

 

HAYEF taşındığında nasıl bir eğitim bekliyorsunuz? Buna dair bir öngörünüz var mı? Neler söyleniyor?

HAYEF taşındıktan sonra çok kaliteli bir eğitim alabileceğimizi düşünmüyoruz. Hadımköy konumundan dolayı köklü bir tarihi olan HAYEF’in eğitim kalitesinin bakkal gibi açılan vakıf üniversiteleriyle dahi yarışamayacak duruma geleceğini düşünüyoruz. Birçok öğrenci yatay geçiş yapmayı düşünecektir, kimse Marmara Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi dururken İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa’yı tercih etmeyi düşünmeyecektir bu üniversitenin kan kaybetmesi anlamına geliyor. Kontenjanları doldurabileceklerini düşünmüyoruz. İstanbul Üniversitesi’nden ayırarak HAYEF’i bitiriyorlar. Anadolu Yakası’nda oturan öğrenciler ve hocalarımız var, hocalarımızın bizi stajda denetlemesi gerekiyor ve bu sürekli Hadımköy-Silivri arasında yolculuk yapacakları anlamına geliyor. Bu durum hocalarımızın da HAYEF’i bırakmasına sebep olabilir, bazı hocalarımızın Hadımköy’e taşınma durumunda emekli olacağını duyduk. Neden daha iyi bilimsel çalışmalar yapabilecekleri onca üniversite varken ismi bile bilinmeyen İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa’da kalsınlar ki? Tüm bunlar eğitimin çok kötü etkileneceği anlamına geliyor.

 

HAYEF’in Hadımköy’e taşınmaması için yeniden nasıl bir araya geldiniz, ne yapmayı planlıyorsunuz?

HAYEF’in taşınmasıyla ilgili geçen sene Üniversiteme Dokunma Eylemleri’nde tanıştığımız arkadaşlarımızla iletişim halindeydik zaten. Hadımköy’e taşınacağını öğrendiğimizde ne yapabileceğimizi konuşmak için yeniden bir arada olmamız gerektiğini düşündük. Geçen sene kötü bir görüntü sergilemedik ama HAYEF öğrencilerinin üzerinde HAYEF’in taşınmasını engelleyememenin yarattığı bir moral bozukluğu vardı. Sorunlarımızı dile getirmek için rektörden randevu almaya çalıştık ancak rektör öğrencilerin randevularını kabul etmiyormuş. Rektör yardımcısıyla görüşmek istedik ancak şehir dışında olduğunu söylediler, yani kısa dönemde onunla görüşme imkanımız da olmayacak. Şu an okuduğumuz üniversitenin rektörüne bile duyuramadığımız sesimizi herkese duyurmaya çalışıyoruz. İstanbul Üniversitesi’nin başka fakültelerinde okuyan öğrencilerden bir sorunları olduğunda rektöre bile ulaşamayacaklarını görmelerini istiyoruz. Bugün bizi taşıyorlar ama yarın İstanbul Üniversitesi’nin tüm fakültelerini Hasdal’a taşıma planları var. Zaten en başta yasa tasarısında Orman Fakültesi’nin, İletişim Fakültesi’nin ve başka birkaç fakültenin daha ismi geçiyordu, bazı büyükler aracılığıyla geri çektiler bu fakülteleri taşıma fikrini. Başka fakültelerdeki arkadaşlar ne kadar dayanışma içinde olursa gelecekte olacakları önlemeleri o kadar kolay olacaktır. Biz de İstanbul Üniversitesi’nde okuyan herkesten destek bekliyoruz.