‘Hissedebilen hiçbir varlığa zarar vermeyen’ örgüt; Hayvan Kurtuluş Cephesi – Fersude Kolektifi (Gazete Fersude)

Hayvan Kurtuluş Cephesi (ALF), 1976 yılında, daha önce de endüstriyel hayvancılığın gelişimi üzerine, hayvanların sömürülmemesi yönelik eylemlerinden dolayı tutuklanan Ronnie Lee adlı bir Amerikalı yurttaş tarafından kuruldu. ALF, hayvanların sömürülmesine, kafeslere hapsedilmesine, endüstriyel hayvancılığa, hayvanların deneylerde kullanılmasına karşı radikal eylemler düzenlemek için kurulmuştu.

ALF, hiyerarşik, merkezi bir yapıya sahip olmamasından ve özerk bir yapılanma şeklinde, ilkelerine uyacak bir şekilde yapılan eylemleri üstlenmesinden kaynaklı olarak yirmiyi aşkın ülkede faaliyet sürdürmekte. ALF, doğrudan eylemi benimsemesinden dolayı geleneksel merkeziyetçi, sınıfsal muhalefet gruplarına soğuk bakan kişilerin ilgisini çekmektedir. Anarşist mantıkla hareket eden ALF hücreleri, anti-kapitalist bir düşünce yapısıyla, hayvan ve insanların eşitliğine inanan kişileri cezbediyor.

ABD’de ilk ALF hücresinin kuruluşu 192 yılına denk geliyor. Kuruluşu ile birlikte Howard Üniversitesine düzenledikleri bir baskınla, deneylerde kullanılan ve sakat bırakılan 24 kediyi özgürlüklerine kavuşturdular ve bir süre bakımlarını üstlendiler.

ALF, sosyalistlerin çok üzerinde durmadığı bir konu üzerinden sisteme yönelen kişilerden oluşuyor. Gelişen kapitalizmin sadece insanı değil, doğayı ve diğer canlıları da yok ettiğini söylüyor ve derim mücadelesinin bunlardan ayrı ya da bunlardan kopuk bir şekilde yürütülemeyeceğini söylüyorlar.
Dr. Steve Best, ALF ile ilgili bir söyleşisinde ALF’i Nazi Almanyasında gaz odalarında, işkence hanelerde katledilmek istenen insanlar kurtaran özgürlük savaşçılarına benzettiğini söylüyor. O gün Sovyet Kızıl Ordu askerlerinin yaptıklarını bugün ALF üyelerinin yaptığını belirtiyor.

‘Hayvan sömürüsüne karşı çıkan ve vegan olan herkes ALF’tir’
2008 yılında hayvan özgürlüğü adlı sitede yayınlanan bir röportajlarında ALF üyeleri “Vegan veya vejetaryen olmayan kişilerin hayvan özgürlüğü için bir samimiyeti olmadıklarına” inanan ALF üyeleri, bu tip kişilerin yaptıklarını samimiyetsizlik olarak belirtiyor ancak bunun onları dışlamak anlamına gelmediğini, et yiyen insanların, hayvanların özgürlüğü için verdiği mücadeleyi dışlayan kişilerin aslında hayvanların şiddete maruz kalmasını istediğini belirtiyor ve o insanlarında dönüştürülebileceklerini söylüyorlar.

Dr. Steve Best, ALF’i anlatırken “hayvanları sömürünün dehşetinden ve esaretinden kurtarmak adına bilinçli olarak yasayı çiğneyen insanlardan oluşmuş, birbiriyle gevşek bir şekilde alakalı hücreler topluluğu” olarak tanımlıyor, prensiplere uyarak hareket eden ve vegan olan herkesin ALF üyesi olduğunu belirtiyor ve temel ALF prensiplerini şu şekilde sıralıyor;

– Hayvanları sömürü mekânlarından kurtarmak
– Hayvan sömürüsünden çıkar elde eden endüstrilere ekonomik hasar vermek
– Hayvanlara karşı işlenen suçları ifşa etmek
– Hayvanlara zarar vermemek için gereken önlemleri almak

“İnsanlar hayvanların haklarını kabul ettikten sonra dini de ona uyacak şekilde yorumlayacaklardır.”
ALF üyeleri kendilerini tanımlarken, kendileri için söylenen “Eko-terörist” söylemine karşı çıkıyorlar ve bazı hayvan hakları savunucularının “kürk çiftliği sahibi de aynı acıyı çekmeli” gibi şiddete yönelik söylemlere de karşı çıkıp “ALF felsefesi, hissedebilen hiç bir varlığa zarar verilmemesi ilkesine dayanır. Ancak hiç kimse stres dolu bir ortamda ne gibi bir tepki vereceğini tahmin edemez” diyorlar.

ALF’in görüşleri içerisinde en ilgi çekenlerden birisini de dinlere ilişkin söyledikleri oluşturuyor. Hayvan Özgürlüğü sitesinde yayınlanan röportajlarında dinler ve hayvan özgürlüğü arasındaki ilişkiyi şu şekilde anlatıyorlar;
Büyük dinlerin güzelliği ve yanlışlığı şudur ki; hepsinin ana metinleri farklı insanlar tarafından, farklı şekillerde yorumlanmıştır. Bu yüzden metinler sorun oluşturmazlar. ‘Öldürmeyeceksin’ emrini anlamak için yeniden yorumlamaya gerek de yoktur.
Bu yüzden, hayvan haklarının dini çerçevede savunulması başka herhangi bir alanda savunmaktan pek de farklı değildir. İnsanlar hayvanların temel haklara sahip olduğunu kabul ettikten sonra dini metinlerini de inandıkları şeylere uyacak şekilde yorumlayacaklardır.

ALF, bugüne kadar yaptığı eylemlerde adından ses ettirmenin dışında, büyük şirketlere ve onarla bağlantılı olarak eylemlerin düzenlendiği ülkelerin iktidarlarına büyük maddi zararlarda verdi. Bundan dolayı da dünya çapında kendilerinden “Şiddeti destekleyen, türcü terörist grup” “Eko-terörist” olarak bahsedildi, bazı üyeleri hapis cezalarına çarptırıldı. Ancak ALF üyeleri bunu asla kabul etmiyor. Kendilerinin asla şiddeti desteklemediğini, hiçbir ALF eyleminde bir insana yönelik herhangi bir saldırı olmadığını belirtiyorlar. Dr. Steve Best bu konuda şunları söylüyor; “ALF, şiddet içermeyen bir kuruluş; şiddetsizlik onların temel değeri. 30 yıldan fazla bir süredir dünya çapında süren eylemlere rağmen tek bir insanın yaralanmamış ya da öldürülmemiş olması bir rastlantı değil, çoğu av sabote ekiplerinden insanlar ya da doğrudan eylemciler devletlerin ve hayvan sömürü endüstrilerinin ellerinde şiddete maruz kaldılar, şiddet kurbanı oldular. Eğer şiddet derken kastettiğiniz eşyaya, mala, mülke yönelik saldırıysa, eğer bu terim hayvanları sömürenlerin çıkarlarını, hayvanların çıkarlarının üstünde tutan türcü tanıma uygunsa o zaman evet, ben köleleştirilmiş hayvanı özgürlüğüne kavuşturacak her durumda ‘şiddeti destekliyorum

Bugüne kadar ki en büyük ALF eylemleri de şu şekildedir;

İlk ALF eylemleri; Howard Üniversitesi, Bethesta Naval Araştırma Enstitüsü, California Üniversitesi, Oregon Üniversitesi, Pennsylvania Üniversitesi, Texas Tech Üniversitesinde gerçekleştirildi. Bu eylemlerde deneylerde kullanılan primatlar, kedi, köpek, kobay fareleri, domuzlar kurtarıldı.
1984 Mayıs’ında Pennsylvania Üniversitesi Kafa Yaralanmaları Laboratuvarına girilip, burada metal başlıklarla cihazlara bağlanmış ve insanların kafa yaralanmalarını araştırmak için kullanılan primatlar kurtarıldı. 60 saati bulan hayvanlara işkencelerin görüntülerine el konuldu. Cihazlar kullanılmaz hale getirildi. Burada ALF 60 bin dolarlık bir zarar verdi. Bu eylemden sonra “Gereksiz Telaş” adındaki belgesel film çekildi. Bu belgeselden sonra laboratuvar kapatıldı.
1985 Ocak ayında Los Angelas’ta bulunan City of Hope Ulusal Tıp Merkezi’nde bir kurtarma eylemi düzenlendi. Burada “insancıl araştırma” adıyla oluşturulan ‘cehennem çukurları’ ifşa edildi. Halkın tepkisinin de yoğunlaşması sonrası Ulusal Sağlık Enstitüleri bu merkeze ayırdığı 1 milyon dolarlık fonu durdurdu.
Yine 1985 yılında, California Üniversitesi Riverside Laboratuvarlarına düzenlenen bir baskında annesinden koparılmış, göz kapakları dikilmiş 3 haftalık bir makak maymunu kurtarıldı. Kurtarma öncesi ve sonrası yavru makak maymununun fotoğrafları ve videolar halka gösterildi. Halkın tepkisi sonucu laboratuvarın 17 araştırma projesinden 8 tanesi durduruldu.

Bunların yanında ALF’in bazı eylemleri ve sonuçları şunlardır;
Davis’teki California Üniversitesi’ne ait 20 araç ve hayvan teşhis bilimi laboratuvarı ateşe verildi, 5.1 milyon dolarlık zarar verildi.
1992 yılı Şubat ayında Rod Coronado ve diğer ALF üyeleri Michigan Eyalet Üniversitesi’ndeki mink araştırma laboratuvarını ateşe verdiler, 100,000 dolarlık zarara sebep oldular, kürk çiftliklerinde mink yetiştirmek için elde edilmiş 32 yıllık verinin yok olmasını sağladılar.
1989 yılı Nisan ayında Tucson’daki Arizona Üniversitesi’ne yapılan saldırıda eylemciler 1,200 hayvanı kurtardı, üniversiteye 700,000 dolarlık zarar verildi.
1997 yılı Mayıs ayında Oregon’daki Arritola Mink Çiftliği’nden 10,000 mink kurtarıldı; bu, ABD’deki en büyük kurtarma eylemi oldu. Ekonomik anlamda en çok zararı ise Minnesota’daki Alaska Kürk Şirketi gördü, 1996 yılında yapılan eylemden sonra kürkler ve diğer eşyalar 2 milyon dolarlık zarar görürken binaya da 250,000 dolardan fazla zarar verildi.

ALF eylemlerinde sadece hayvan kurtarmak veya hayvan sömürüsü yapan yerlere yönelik sabotajlar düzenlemek dışında, bilim adı altında canlılara yönelik yapılan işkencelerinde gün yüzüne çıkmasını sağladı. Deney adı altında yapılan birçok işkence ALF tarafından kamuoyuna duyuruldu, görüntüleri yayınlandı. İnsanların bilgi sahibi olması sağlandı. ALF bugün yirmiden fazla ülkede, birbirinden farklı hücreler üzerinden örgütlenmeye ve eylemler düzenlemeye devam ediyor.

Kaynak: Gazete Fersude