Hukuk Öğrencileri Meclisi tutuklu öğrenciler için bir açıklama yayımladı ve dayanışmaya çağırdı

16 Nisan Anayasa Referandumu öncesinde çeşitli üniversitelerde okuyan birçok hukuk öğrencisinin bir araya gelmesiyle kurulan Hukuk Öğrencileri Meclisi, Türkiye’de tutuklu bulunan ve yargılanan yaklaşık 100.000 üniversitelinin uğradığı haksızlıklara dikkat çeken ve dayanışmaya çağıran bir metin yayımladı ve üyeleri tutuklu öğrenci Özge Akyüz’ün yarınki duruşması için çağrıda bulundu.

2017 yılında gerçekleşen 16 Nisan Anayasa Referandumu öncesinde çeşitli üniversitelerde okuyan birçok hukuk öğrencisini bir araya gelmesiyle kurulan Hukuk Öğrencileri Meclisi, Türkiye’de yaklaşık 70.000’i tutuklu, yargılananlar ile beraber 100.000’e yakın üniversitelinin uğradığı haksızlıklara dikkat çektiği ve dayanışmaya çağırdığı bir metin yayımladı.

Eğitim hakkından yararlanamayan öğrencilere değinilen metnin tamamı şu şekilde:

Pozitif hukuk, halk için, kazanılmış haklara dair bir güvencedir. Bizler de bu bağlamda, birçok farklı üniversitenin hukuk fakültesi öğrencileri olarak 16 Nisan Anayasa Referandumu öncesinde bir araya geldik. Kazanılmış hakların gasp edilmesine ve suçun, yasal bir güvence altına alınarak meşrulaştırılmasına dur demek adına sokaklarda, mahallelerde anayasa değişiklik maddelerini anlattık. Bugün geldiğimiz noktada iktidar, hala Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nce güvence altına alınan birçok hakka müdahale etmektedir. Bu müdahalelerin hukuki olduğunu açıklayabilecek hiçbir gerekçe olmadığını biliyor, Hukuk Öğrencileri Meclisi olarak haksız yere tutuklanan öğrenci arkadaşlarımızla dayanışmaya çağırıyoruz.

Kampüslerinde demokratik haklarını kullanan üniversite öğrencilerinin “Bu vatan haini, terörist gençlere, bu üniversitelerde okuma hakkını vermeyeceğiz” diyenlerce alenen hedef gösterilip tutuklandığı; faaliyet raporlarında 70.000’i aştığı belirtilen tutuklu ve hükümlü öğrenci sayısının, tutuksuz yargılanan ve yargılaması devam eden öğrencilerle birlikte 100.000’in üzerine çıktığı bugünlerde hukuk öğrencileri olarak mevcut hukuka aykırılıkların altını çizme gereksinimi görmekteyiz.

Anayasanın 42. maddesindeki açık hüküm gereğince, “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 25. maddesi ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 18. maddesine göre de temel bir hak olarak tanınan eğitim hakkının herhangi bir sebeple engellenmesi hukuken mümkün değildir. Kasım 2016’da yürürlüğe giren 677 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesini teşkil eden “Terör örgütü üyeliği veya bu örgütlerin faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar sebebiyle tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunanlar, olağanüstü halin devamı ve kurumda barındırıldıkları süre zarfında, ülke genelinde uygulanan merkezî sınavlar ile örgün veya yaygın her türlü eğitim ve öğretim kurumları ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan ya da yaptırılan sınavlara giremezler.” biçimindeki düzenleme, temel bir hak söz konusuyken anayasaya aykırı biçimde tutuklu ve hükümlü bulunan kişilerin eğitim-öğrenim haklarını engellemektedir. Tutuklu öğrencilere kendilerine isnat edilen suça bakılarak yaptırım uygulanamaz ve infaz sürecinde ayrımcılık yapılamaz. Dolayısıyla bir kişinin tutuklu veya hükümlü olması, yargılandığı yasa maddelerinin içeriği eğitim alma öğrenim görme hakkını etkilememelidir.

Olağanüstü hâl dönemi, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde tanınan adil yargılanma hakkını kısıtlayabilecek bir durum değildir. Öğrenciler “Savaşa hayır” dedikleri için bağımsızlığını ve tarafsızlığını yitirmiş mahkemelere verilen talimatlar üzerine direkt tutuklanırken somut ve olgulara dayalı bir gerekçenin dahi bulunmaması adil yargılanma hakkının ihlaline sebep olmaktadır. Yıllar süren yargılama süreçleri ise birçok öğrencinin eğitim hayatının bitmesiyle sonuçlanmakta ve makul sürede yargılanma hakkını ihlal etmekte, yargılamanın kendisi başlı başına bir cezaya dönüşmektedir.

Öğrenciler, haklarında bir ceza soruşturması başlatıldığında, tutuksuz yargılandıklarında yahut tutuklandıklarında; üniversitelerde açılan idari soruşturmaların, ceza soruşturmasından bağımsız yürütülmesi ve önce sonuçlandırılması sebebiyle okullarından uzaklaştırılmakta, hüküm giydiklerinde ise disiplin cezası alarak okuldan atılmaktadır. Tüm bu uygulamalar ve bunlara ilaveten 677 Sayılı KHK ile henüz hakkında mahkumiyet kararı verilmemiş tutuklu öğrencilerin öğrenim haklarının ellerinden alınması masumiyet karinesinin ihlalidir.

Tüm bunlar ışığında hakimin kulağında bir fısıltı, mahkeme önünde bir slogan, sanığın dilinde bir ifade, avukatın savunmasında bir paragraf, sokakta alkış, duvarda afiş, kitapta dipnot, kürsüde ders olan bir soru var; adaletli misin?

Bir hakim, bir savcı, bir polis, bir disiplin kurulu; biri hakkında hukuki bir işlem yaparken en başta bu soruya cevap verecektir. Öyleyse bütün yargılama süreçleri aslında en sonunda kendisi hakkında bir hüküm vermek zorundadır.

22 Mayıs 2018, 10:30’daÇağlayan Adliyesi’nde Özge’nin davası var. Herkesi dayanışmaya çağırıyoruz. Kuvvetli bir soruyla bu davaya bir “karşı” iddianame ekliyoruz: #KimYargılanıyor?

Hukuk Öğrencileri Meclisi, metnin sonunda Ocak 2018’de gerçekleştirilen Afrin Operasyonuna karşı Kadıköy’de yapılan “Savaş’a Hayır” eyleminde gözaltına alınan ve tutuklu yargılanan hukuk öğrencisi Özge Akyüz’ün 22 Mayıs Çarşamba günü (yarın) saat 10.30’da, Çağlayan Adliyesi’nde gerçekleşecek duruşmasına çağrıda bulundu.