Idlip’in galat-ı meşhuru – Aydın Selcen (Gazete Duvar)

Türkiye Suriye’de mi? Evet. Neden? Esat başta kalamasın ve Kürtler özerk bölge kuramasın diye. Başka ne istiyor Türkiye? ABD toparlansın gitsin istiyor komşudan. Hem Suriye’den hem Irak’tan. Bu hedeflerinde başarılı oldu mu? Hayır.

Türkiye Suriye’ye nasıl girdi? Rusya’ya ödünler vererek. Nedir bunlar? S-400 hava savunma sistemi, Karadeniz’den geçen gaz boru hattı, nükleer santral, vize uygulaması. Başka bağımlılıkları var mı? Var: Başta doğal gaz ve petrol tedariki ile turizm gelirleri ve tarım ürünleri ihracatı.

Rusya’nın amacı nedir? Türkiye’yi iki cami arasında beynamaz tutarak NATO’yu zayıflatmak ve Türkiye’nin ABD’nin Ortadoğu siyaset mimarisinin parçası olmamasını sağlamak. Suriye’nin akıbetinin Irak, Libya ve Mısır gibi olmamasını temin etmek. Daha özcesi, Esat’ı yerinde tutmak.

Rusya neyi başardı? Suriye’de bir hava (Hmeymim) ve bir deniz (Tartus) üssü edindi. Esat’ı başta tuttu. Aslen Kafkasyalı cihatçıların önce (yalnızca değil ama Türkiye üzerinden de) Suriye’ye geçmesini sağladı ve şimdi onları orada Idlip’e sıkıştırıp imhaya yöneldi.

Rusya bu siyaseti için neyi kullandı? Türkiye ve İran’ın katılımıyla Astana sürecini. Nasıl? Çatışmasızlık bölgeleri oluşturup, bunların ilk üçünün Esat’ın denetimine geçmesini askeri güç yoluyla sağlayarak. Dördüncü çatışmasızlık bölgesi hangisi? Idlip.

Esat neyi yapamaz? Tek başına Türkiye’yi Idlip’ten, Afrin’den, Şehba’dan atamaz. Ya Hatay? Ha ha ha… Neyi yapması muhtemel? Ayaklarının üzerinde daha sağlama durabildiği andan itibaren Türkiye’nin güvenlik istikrarını bozacak her türlü faaliyete destek vermek.

ABD Fırat’ın doğusunda kalıcı mı? Belki. ABD, Kürtlerin SDM çatısı altında Esat’la temasa başlamasından hoşnut mu? Teknik olarak evet, siyasi ve askeri olarak hayır. Yani iş Tabka Barajı’ndan elektrik üretimi ve dağıtımını yeniden başlatmak gibi bir konuysa evet, Rusya siyasetini kolaylaştıracak Idlip’te askeri işbirliği yahut Esat’a can verecek petrol gelirlerini paylaşmak gibi bir konuysa hayır.

ABD ile Rusya Kürtlerin yeni yani iç savaş sonrası Suriye içindeki konumu yahut daha genel deyimle Suriye’de siyasi çözüm konusunda hemfikir mi? Oldukça. Türkiye’nin unuttuğu nedir? Hem Rusya’nın hem ABD’nin (hatta Almanya’nın da) devlet yapılarının federatif olduğu. ABD’nin BM aracılığıyla Irak’ta yazdırdığı anayasa gibi, Soçi’de Rusya’nın aracılığıyla yürütülen anayasa taslak yazımı çalışmasının o yönde ilerleyeceği.

Türkiye’nin avantajları neler? Haritadaki yeri yani gayrimenkul (jeopolitik) değeri. Hem NATO üyesi ülke oluşu, hem Moskova ve Tahran’la komşu olmasının yanı sıra açık ve en tepeden de işleyebilen diplomatik kanalları oluşu. Dört ülkeye yayılmış Kürt nüfusun yarısının kendi ülke yurttaşları olması, dolayısıyla Irak ve Suriye Kürtlerinin doğru yaklaşımla, kendiliklerinden bir tampon teşkil edebilecek olmaları.

Türkiye’nin zorunlulukları neler? Hem NATO üyesi ve NATO dolayımıyla ABD önderliğindeki küresel güvenlik mimarisinin ayrılmaz parçası olarak kalmak, hem yüzlerce yıllık rekabet geçmişi bulunan, petrol ve doğal gazda bağımlı olduğu Rusya ve İran’ı idare etmek, hem de Irak ve Suriye yangınlarının alevlerinin kendi toprağına sıçramasını önlemek. Rusya ve İran’ı idare ederken, Trump yönetimini her iki ülkeyi hedef tahtasının tam ortasını oturttuğunun bilincinde olmak.

Türkiye’nin seçenekleri hangileri? Suriye Kürtleriyle SDM üzerinden yahut gerekirse doğrudan PYD aracılığıyla ve yine doğrudan Şam’la önce istihbarat sonra veya eş zamanlı olarak hariciye teşkilatlarını kullanarak temas açmak. Neden? Çünkü uzun vadeli ulusal çıkarlar bunu gerektiriyor. Çünkü kalem, silahtan çok daha düşük maliyetli. Çünkü Türkiye ucu açık bir stagflasyon/resesyon dönemine giriyor.

Tahran’da ne oldu? Bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan dahi Idlip’ten gelecek yeni bir mülteci dalgasını konuk etmeye Türkiye’nin ne niyeti ne imkanı olduğunu teyit etti. Idlip’te ateşkesi yani Suriye ordusunun Rus hava kuvveti ve İran bağlantılı milis desteğiyle harekata girişmesini durdurmayı başaramadı, yalnız kaldı.

Tahran’da Astana süreci ortakları İran ve Rusya karşısında yalnız kalan Türkiye, Idlip’e yönelik kaygılarında uluslararası arenada da yalnız mı? Değil. ABD ve AB+Britanya yanında. (Çin de karşısında.) Türkiye son çare olarak neyi deneyecek? İstanbul’da Almanya, Fransa ve Rusya ile bir zirve yapıp Rusya’yı durdurmayı.

Idlip’te mukadder olduğu izahtan vareste harekat başlayıp, sürerken ve bittiğinde ne olacak? Türkiye’nin komşusunda gerçek bir Peşaver/Gazze karması yaratılacak, yaşatması Türkiye’ye düşecek. AB’nin dişsizliği ve ikiyüzlülüğü teşhir edilecek. ABD’nin Suriye’de, Fırat’ın doğusu dışında ve IŞİD’in yok edilmesinin ötesinde önceliği olmadığı en soğuk biçimde yeniden anlaşılacak.

Günün sonunda, Türkiye’nin Afrin ve Şehba ceplerindeki askeri ve siyasi varlığının sona erdirilmesi de gündeme gelecek mi? Vadesini şimdiden kestirmek güç. Stagflasyon/resesyon ortamında söz konusu varlığın sürdürülmesi Türkiye’nin ulusal (güvenlik) çıkarları gereği mi? Zorla dışarı itilmek yerine Türkiye kendi çekilişini kendi koşullarında kendi takvimiyle, kendi uygulasa daha kazanımlı olmaz mı? Olur ama dış siyaset, iç siyasetin uzantısı olmaktan çıkarılır ve amatörler yerlerini profesyonellere bırakırsa.*

Yine günün sonunda, enkaz halinde ve yönetiminde Esat’ın BAAS/muhaberat devletinin kaldığı Suriye’nin yeniden imarını Çin ve Rusya üstlenebilir mi? Hayır, o iş için ABD+AB liderliği gerekli. Suriye’nin Irak’tan farklı olarak, öz kaynakları yetersiz. Bu durumda Suriye bir enkaz yahut zombi devlet olarak görülebilir gelecekte yola devam edecek. Türkiye’ye de yeniden imarda yiyecek ekmek çıkmayacak.

Odamın dar penceresinden görülebildiği kadarıyla değerlendirmelerine acizane saygılarımla arz ederim.

*Amatörlerin yerini profesyonellere bırakması, eski vesayet dönemine geri dönüş demek değildir. Karar alıcı siyasi sorumluluk sahibi olandır ve hesap verme, denetim yeri de TBMM olmalıdır. Bağımsız medya ve özerk akademya da mümkünü makulde arayan dış siyasetin olmazsa olmazıdır.