Internet bugün yurttaşın haber alma özgürlüğünün garantisidir – M. Görkem Doğan

Doksanlardan beri yurttaşın haber alma özgürlüğü ideolojik bir önyargıyla kirletildi. Internet ortamı şimdi bu kirin temizlenmesinin olanaklarını sunuyor. Bu olanak Internet ortamının kimisi ağır defoları da işaret edilerek muktedirlerce boğulmaya çalışılıyor. Bizde de benzer bir durum var. Ülkemizde Internet haberciliğinin de devlet kontrolüne alınmasının tartışıldığı bugünlerde, İngiltere’de traji-komik bir skandal yaşandı ve Internet mecralarının merkezci ve sağ siyasal odakların dışındakiler için ne kadar kullanışlı olabileceği görüldü. Skandal şuydu: Sun, Daily Mail ve Telegraph eski ve ülkesinde de meczup diye bilinen bir Çekoslovak ajanının (Jan Sarkocy) öne sürdüğü, İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’in seksenlerde kendisiyle bağlantılı bir Doğu Bloku ajanı olduğu iddiasını manşetlerine taşıdılar.

Bu saçma sapan iddianın ilk üç dört günü, Muhafazakar Partinin kimi bakanları ve milletvekillerinin de koroya katılmasıyla sanki bu yayın organları yakın zamana kadar yapabildiklerine benzer şekilde gündemi belirlemiş ve İşçi Partisini savunmaya hapsetmiş gibi gözüktüler. Öyle ki sosyal liberalizmin pravdası Guardian’da bile Matthew d’Ancona kuşkusuz sağ kanat tabloidlerin saçmalıklarından daha nüanslı bir şekilde bu iddialara dair Corbyn tarafından etraflı bir açıklama yapılması gerektiğini iddia eden bir yazı yazdı. Bu sırada başkaları da niye bu iddiaların tamamen doğru olmasalar da öteki siyasetçiler değil de Corbyn hakkında dile getirebilindiğine dair yazılar yazarak İşçi Partisini ve genel olarak ilerici neoliberalizmin solunda kalan her tür siyasal odağı kuşatmaya çalışıyorlardı. Kimse en basit habercilik ilkelerini hatırlayıp peki hangi bilgileri satmış diye sormuyordu, çünkü o sorunun yanıtı iddiaların çürüklüğünü ortaya koyuyordu.

İlginç bir biçimde aynı günlerde ABD’de de bazı Rus sosyal medya trollerinin seçimler sırasında hazırladıkları içerik öne sürülerek, Bernie Sanders ve Jill Stein gibi Clinton’ın solunda kalan aday ve aday adayları da yeni McCarthyciliğin hedefi olmaktaydı. Neyse ki tüm bu saldırılar dört beş gün içinde soldan, kuvvetli, kendinden emin, olgulara dayalı ve savunmacı değil saldırgan bir kampanyayla boşa düşüldü. Tabi ki bu saldırının taşıyıcısı sol kanat müesses basın falan değil on binlerce internet kullanıcısına ulaşabilen ve bunların gücünü de kendisine ekleyen Novara Media gibi tarafsızlık kisvesini kullanmayan yeni medya organizasyonları ve tabi ki Momentum grubuydu. Karşı saldırının amiral gemisi bizzat Corbyn tarafından hazırlanan bir Youtube videosuydu. Corbyn burada “vallahi ve billahi bu adam güvenilmezdir. Çek otoriteleri ve arşivler de böyle söylüyor zaten,;o zamanlar diplomattı, iki kez aynı ortamda bulunmuşuz” demedi. Adamın söylediklerini çürütme işi sosyal medyada hakkıyla yerine getirilmişti. Corbyn “Vergi kaçakçısı milyarder medya baronları İşçi Partisi iktidarından korkuyor ve korkmakta haklılar” dedi.

İftira kampanyasının ardından Momentum üyeliği haftalık en yüksek artışını gösterdi. Sarkocy’nin tutarsız ifadeleri kamuoyunda esas konuşulan konu haline geldi. Muhafazakar Partililerin özür tweetleri paylaşım rekorları kırdı. Tıpkı baskın seçimle Corbyn’i yok edelim derken onu daha da kuvvetlendirdikleri zaman olduğu gibi, bu iftira kampanyası da onun kamuoyundaki güvenilirliğini daha da pekiştirdi. Verdiği yanıt özellikle sosyal liberal çevrelerde kamuoyu desteğinin büyüklüğü yüzünden ancak utangaç biçimde dile getirilse de Trump ile karşılaştırılmak istendi. Medya sahipliğinin durumu ve bunun yol açtığı sağcı önyargı ile ilgili sert eleştirisi Trump’ın yalan haber (Fake News) söylemi ile eşitlenmek istendi. Açıkça dile getirilmese de Sosyal Medya takipçilerinin saygın medya kuruluşlarının söylediğini değil de Internet’te gördüğüne inanması bir tür Post-Truth vakası örneği gibi görülmek isteniyordu. Kamuoyunu ikna çabasında bu kadar rezilce boşa düşmeseler bunu açıkça dile getireceklerine de eminim.

Yanlış anlaşılmasın, bu çevreler halk niye İşçi Partisi karşıtlığı bilinen sağ kanat tabloid gazetelere inanmadı demiyor, daha ziyade bu sağ kanat saldırıya dayanarak Corbyn’i sıkıştırmak isteyen Guardian benzeri merkezci yayın kuruluşlarının ama bu durum bir açıklamayı hak ediyor pozisyonunu boşa düşüren geniş halk kesimlerinin partizan desteğine hayıflanıyor. Aslında Trump’ın söylemi ile Corbyn’in pozisyonu bütünüyle ilgisiz diyemeyiz. Doksanlı yılların başından beri ana akım medya ciddi bir ideolojik önyargı ile habercilik yaptı. Doğu Blokunun yıkılmasıyla zaferi ilan edilen tarafın siyasi ajandasını kollayan bir önyargı ile dünyadaki haberler kamuoyuna aktarıldı. Bazı aşırı örneklerde Irak’taki kitle imha silahları ya da Kuveyt’te küvözdeki bebeklerin askerlerce öldürülmesi haberlerinde olduğu gibi bu ideolojik önyargı açıkça yalan ve üretilmiş haberlerin dünyaya servis edilmesine yol açtı. Bugün “saygın” kimseler yalan haber deyince sadece Internet’teki “komplo teorilerini” anlıyor olabilir ama geniş kamuoyu özellikle otuzlu yaşlara daha gelmemiş gençler ana akım medyayı da bu başlığın altına ekliyor. “MSM lies” yani ana akım medya yalanları Internet’te çok sık karşılaşacağınız bir ifade.

Tam da bu yüzden düpedüz yalan ve saçma sapan içerikler de var diye Internet’in kısıtlanmasına izin vermemek gerekiyor. Internet haberciliği günümüzde bütün defolarına rağmen haber alma özgürlüğünün güvencesi ve ana akım da bu özgürlüğe bir tehdit. Bu sadece Türkiye’de değil dünyada da bir sorun. Özellikle Google, Youtube gibi korporasyonlar bahsettiğimiz sorunlara işaret ederek bağımsız içeriği boğmaya çalışıyorlar, kendi mecralarında CNN, MSNBC ve BBC gibi ana akımı teşvik ediyorlar. Bir anlamda Internet’te yerleşik hale gelmiş, biraz büyümüş solcu Internet haber mecralarını da şimdilik sadece finansal sopa ve havuç politikalarıyla Guardian’a benzemeye teşvik ediyorlar. Türkiye’de ise devlet Internet’i bugün var olan televizyon haberciliği ortamına çevirmek için adımlar atıyor. Mevzunun küresel boyutunu da es geçmeden buna karşı mücadele etmeliyiz. Bu mücadelede şunu unutmayalım; sadece devlet değil özel şirketler de bu kavgada dostumuz değil, herhalde Doğan Medya’ya doksanlardan beri maruz kalan vatandaşlarımıza bu noktayı ayrıca açıklamaya gerek yok.