ÖZEL | İşçi Mahir Kılıç’ın açlığı kim için ne ifade ediyor?

167 gündür açlık grevinde olan Mahir Kılıç, uzun zamandır açlık grevinin kritik evresini yaşıyor. Bacaklarını kullanmakta ve yürümekte zorlanan Kılıç, unutkanlık ve konuşma zorluğu da yaşamaya başladı. Gazete Hayır olarak konuyla ilgili bazı DİSK yöneticileri, CHP ve HDPli vekiller ve parti yöneticileri ile yeniden görüşmeye çalıştık ve ayrıca, Mahir Kılıç’ın doktoruyla konuştuk. 

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı firmalarda çalışırken kadro haklarını talep ettikleri için geçtiğimiz yıl işten atılan 258 işçiden bazıları, belediye önünde oturma eylemi yapmaya başladı. İşçilerden Mahir Kılıç ise 2017 Kasım ayından bu yana açlık grevi yapmakta. Mahir Kılıç, geçtiğimiz Şubat ayında herhangi bir somut adım atılmaması üzerine, açlık grevini “ölüm orucuna” çevirme kararı almıştı. Gazete Hayır ekibi olarak Kılıç’ın bu kararının ardından somut bir adım atılıp atılmayacağını sormak ve Konak Direnişçilerinin durumunu konuşmak üzere, direnişçi işçilerin üyesi oldukları sendika DİSK Genel-İş ve CHPli, HDPli vekillerle görüşmüş, cevaplarını haberleştirmiştik. Kimi vekil ve sendikacılar konuyla ilgileneceklerini söylerken kimileri de durumdan haberlerinin dahi olmadığı cevabını vermişti. Büyük bir kısmı ise emekten yana olduğunu dile getirirken herhangi bir teşebbüste bile bulunmamıştı. Durumu çözüme kavuşturacağını ve arabuluculuk yapacağını söyleyen az sayıda vekil ve sendikacı ise hiçbir somut adım atmamıştı. DİSK, Konak Direnişçilerine defalarca söz vermiş ancak hiçbirini tutmamış, her defasında ertelemişti. Direnişte üçüncü mevsimlerini devirmek üzere olan Konak Diirenişçilerinin seslerine kulak asan emek çevreleri ve sosyalist kurumlar ise ne yazık ki oldukça az sayıda.

167 gündür açlık grevinde olan Mahir Kılıç, uzun zamandır açlık grevinin kritik evresini yaşıyor. Bacaklarını kullanmakta ve yürümekte zorlanan Kılıç, unutkanlık ve konuşma zorluğu da yaşamaya başladı. Gazete Hayır olarak konuyla ilgili bazı DİSK yöneticileri, CHP ve HDPli vekiller ve parti yöneticileri ile yeniden görüşmeye çalıştık ve ayrıca, Mahir Kılıç’ın doktoruyla konuştuk. Aldığımız cevapları sizlere aynen aktarıyoruz:

Açlık grevinin başlangıcından beri Mahir Kılıç ile ilgilenen Doktor Zeki Gül ”Ben açlık grevinin başından beri, yaklaşık 15 gün arayla Mahir’i gören hekimlerden biriyim. Evet, benim de duyduğum genel sağlık durumunun iyi olmadığı, dışarı çıkamadığı yönünde. Tahlillerinin normal çıkması onun bulunduğu evre bakımından, genel olarak iyi olduğu anlamına gelmez. Sıkıntılı bir dönemde. Şu an en yorgun döneminde. Kendini en mecalsiz hissettiği dönemde. Size sağlığıyla ilgili verebileceğim en güncel veri bu. Bir şeyler yapılması gerekiyor, bir hekim olarak bunu söyleyebilirim. Asıl sağlıklı olmasını sağlayacak olan, çözümdür. Periyodik ve düzenli olarak kontrolleri yapılıyor ama Konak’ta, meydanda direniş yaptığı koşullar geldiği gün itibariyle çok sıkıntılı.” diyerek sağlık durumu hakkında bize bilgi verdi.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş: “Şuan meclisteyim. Mahir, CHP belediyesine karşı direnen işçi değil mi?”

Gazete Hayır: Evet. Ancak DİSK Genel-İş Sendikası da herhangi bir ilgi göstermiyor ve sendika önünde de Mahir Kılıç’ın direnişi devam ediyor.

-‘’Bu konuyla İzmir vekillerimiz ilgilenecektir, kendileriyle şuan görüşeceğim. Çok geçmiş olsun.”

HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu: “Ben Genel Kurul’da değilim. CHP belediyesiydi değil mi? Soyadı? Hımm. Mahir Kılıç?”

Gazete Hayır: Birkaç gün önce direniş alanında fenalaştığından haberiniz var mıydı?

– “Fenalaştı derken? CHP önünde mi direniyor?”

Gazete Hayır: Bu aşamada Genel-İş önünde direniyor ve kendisinin durumu kötü.

-“Ben konuşabildiklerimle konuşurum. DİSK’tekilerle de konuşurum.”

HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü: “Yurt dışındayım. Strasbourg’da Avrupa Konseyi Parlementerler Meclisi’nde görüşmelere geldim. İzmir vekili olarak Müslüm Doğan da var, ben 1 Mayıs’a kadar buradayım. Ama size bir şey söyliyim; Emek Çalışmaları grubundan Rıdvan Turan ile görüşün, o size bu konu hakkında pratik olarak yapılabilecekleri söyleyecektir. Bu konudan ilginizi bırakmayın. Benim fiili olarak yapabileceğim bir şey yok maalesef.” diyerek bizi Rıdvan Turan’a yönlendirdi.

Ardından Rıdvan Turan ile görüştük.

HDP MYK Üyesi Rıdvan Turan: “Ben Ankara’dayım, Mahir’le daha önce de konuşmuştum zaten. Ahlaksızlık yapıyorlar, ben bu konuyla ilgileneceğim. Yarın CHP’li vekillerle de konuşacağım. Elimden geleni yapacağım.” dedi. Görüşmenin ardından Rıdvan Turan’dan aldığımız bilgilere göre Gürsel Tekin ile görüşmeye çalıştık.

-Gürsel Tekin’in kendisine ulaşamadık-

HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan ve Ziya Pir, Konak Direnişçileri için bir basın açıklaması düzenledi.

Ä°lgili resim

DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu: “Genel-İş Sendikası durumla ilgileniyordur.”

Gazete Hayır: Hayır, temel problem de bu. Genel-İş’in direnişe dair herhangi bir ilgisi yok ve direniş, Mahir Kılıç tarafından sendikanın önünde de devam ediyor.

-“Anladım. Genel-İş ile görüşeceğim.”

Gazete Hayır: O zaman sizi yarın akşam tekrar arayayım. Çünkü Mahir Kılıç’ın durumu kötü ve yalnızlaştırılmış durumda. Siz Genel-İş ile görüşün, ben sizi yarın arayayım, uygun mudur?

-“Bu konu Genel-İş’in yetki alanında, benim yapabileceğim bir şey yok.”

Cafer Konca’dan Gazete Hayır’dan aradığımızı duyunca ses gelmedi, tekrar aradık fakat telefonu açmadı.

DİSK Genel-İş Genel Sekreteri Cafer Konca: “…”

Gazete Hayır: Merhaba, Cafer Konca ile mi görüşüyorum?

-“Evet, benim.”

Gazete Hayır: Cafer Bey, ben Gazete Hayır’dan arıyorum. Mahir Kılıç açlık grevinin 167. gününde ve..

*Cafer Konca’nın telefonunda ses kesildi. Telefonu kapatıp, tekrar aradığımızda asansörde olduğunu, inince tekrar arayacağını söyledi. Fakat geri dönmedi.

ÖDP Genel Başkanı Alper Taş: ‘’Söylediğim şu benim; -daha önce de söyledim- atılan işçiler işe iade edilmelidir, haklı talepleri vardır. Talepler karşılanmalıdır. İzmir İl Örgütümüzün de konuyla ilgilendiğini biliyorum. Gelişmeleri takip ediyor ve bildiğim kadarıyla gerekli girişimlerde bulunuyor, baskı oluşturmaya çalışıyorlar sorunun çözümü konusunda.’’

CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem: ‘’Konuyla ilgili hiçbir bilgim yok. Bir bakmam lazım gerekçesi ne diye. Belediye Başkanı ile konuşmadan, görüşmeden benim bir demeç vermem doğru olmaz. Netice itibariyle biz bir kurumsal partiyiz ve emekten yana pozisyonumuz net olmakla beraber bu tür hadiselerde biz, muhatapların da görüşlerini alarak bir kanaat ortaya koyabiliriz. Ben yoğun bir gündemin içerisindeyim, açıkçası sosyal medyayı da çok takip edemiyorum. Türkiye’nin her yerinde çok ciddi mağduriyetler var. Mağduriyetlerden -tabiri caizse- bir tanesi, iki tanesi, üç tanesi gözümüzden kaçabiliyor doğal olarak. 81 ilin tamamında sıkıntılar var. Bu da anladığım kadarıyla gözümüzden kaçmış bir hadise. Dikkatimizi odaklayamadığımız bir hadise olmuş. Bununla ilgili benim, nedir ne değildir diye dinlemem lazım. Akabinde kanaat oluşturabilirim.’’

DİSK Örgütlenme Daire Başkanı Taner Şanlı:

Gazete Hayır: Merhaba, Gazete Hayır’dan arıyorum.

-Cenazedeyim.

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan: ‘’ İzmir İl Başkanımız’la görüşürseniz daha iyi olur. Ayrıntılarını onlar bilirler. Benim özel olarak bir bilgim yok, basından takip ettiğim kadarını biliyorum.’’

EMEP İzmir İl Başkanı Emine Uyar: ‘’Öncelikle, tabii bu sorunun karşılıklı her iki tarafın da adım atmasıyla çözülmesi gerektiğini düşünüyoruz. İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin de toplantısında bu konu gündeme geldi. DİSK Bölge Temsilciği, konuya dair Emek ve Demokrasi Güçleri’ni bilgilendirdi. Biz de orasının bir parçası olarak hareket ediyoruz ve dediğim gibi, biz de bir an önce sonuçlanmasını istiyoruz. Herhangi bir kalıcı sağlık sorunu ortaya çıkmadan bir an önce sonuçlanmasın temenni ediyoruz. Yani, burada da her iki tarafın bence, adım atması ile sorun çözülür diye düşünüyorum.’’

Devrimci Parti Genel Başkanı Musa Piroğlu: ‘’İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığının, CHPli Belediye’nin yaptığı işin AKP’den bir farkı yok. Aziz Kocaoğlu şahsında, belediyeyi ülkeyi yönetir gibi, şirket yönetir gibi yönetiyorlar ve kendi çiftlikleri gibi kullanıyorlar. Patronluk yapıyorlar. İşçilere de bir patron, işçiye nasıl davranıyorsa öyle davranıyorlar, işinden atıyorlar. Yapılan işin kabul edilebilir ya da savunulabilir hiçbir tarafı yok. İşçilerin yalnız bırakılmasının da sendikalar tarafından da hiçbir kabul edilebilir yanı yok. Yeterince destek örülemiyor. Sendikalar da bu konuda çok çekinik durdular. Hatta sürece dahil olmadılar ve süreç kötüye doğru gidiyor. Belediyenin bir an önce bu sorunu çözmesi, atılan işçi arkadaşları işlerine iade etmesi gerekiyor. Bir genel mücadele içerisinde bu konuyu ele almaya çalışıyoruz, tekil olarak çok bir şey yapamadık. Çünkü gücümüz ve imkanlarımız olasılığında bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Burada da aynı şekilde KHK’lerle atılan memurlar, öğretmenler ve işçiler de aynı sorunları yaşıyorlar. Birleşip ortak bir demokrasi cephesini, mücadele hattını öremezsek ne emeğin hakkını savunma şansımız var ne de tekil hak gasplarını engelleme şansımız var. Biz bu minvalde bir faaliyet yürütmeye çalışıyoruz. Ama biz de üzerimize düşeni yeterince yapabildiğimizi iddia etme şansına sahip değiliz, yeterince yapamıyoruz. Toplumsal olarak yaşadığımız siyasal baskının etkisi var bunda, bir de gündemin yoğunluğundan da ne yazık ki bu mücadeleler yalnızlığa mahkum ediliyor. Bu da herhalde önümüzdeki süreçte bizim aşmamız gereken bir sorun olarak önümüzde duracak gibi geliyor.’’

TİP Genel Başkanı Erkan Baş: ‘’Özel olarak konunun ayrıntılarına vakıf değilim. Mahir arkadaş ile ilgili duyumlar aldık. Sonuçta genel olarak zaten Türkiye’de taşeron sistemi denilen sistem; işçi düşmanı, işçileri köleleştirmeye dair bir yönelimdir. Buna karşı her türlü direnişin haklı ve meşru olduğunu her platformda ifade etmek gerekiyor. Dolasıyla bu konudaki bir direniş, doğal olarak dayanışmayı da, desteği de hak ediyor. Onun dışında bu mücadeleyi büyütmek konusuna sadece lokal, yerel ve kişisel bir mücadele olarak bakmamak, onu sınıf mücadelesinin bir parçası haline getirmek gerekiyor. Bizim de 1 Mayıs’taki temel sorunlarımızdan bir tanesi bu taşeronun tümüyle ortadan kaldırılmasına dair bir yaklaşım olacak.’’

”Ya tamam, tamam sorularınızı sordunuz!”

DİSK Genel-İş Sendikası Genel Başkanı Remzi Çalışkan: ‘’Genel-İş Sendikası’nın tutumu; açlık grevinin kendi kararı olduğu, işten çıkışına da bizim şerh koyduğumuz, muhalefet ettiğimiz yönünde. Defalarca hem Aziz Kocaoğlu’yla hem de orada sorunun çözümüne yardımcı olacak yetkililerle görüşmelerimiz oldu. Fakat çok olumlu bir sonuç alamadık. Ancak eyleminin kendi kararı olmasına rağmen, bir an önce işe dönmesi ile sonuçlanması için sendikası olan Genel-İş Sendikası olarak hukuken yapmamız gereken neyse, ne yapmamız gerekiyorsa, bunu zaten daha önce de belirttik.”

Gazete Hayır: Özellikle direnişe devam eden 6 işçi özelinde, Genel-İş üyesi olmaları sebebiyle ödedikleri aidatlar sonucunda, kendilerine bir maaş ödeme durumunuz var mı?

-“Bizim 3 bin üyemiz ihraç edildi. Onlar da yıllardır aidat veren arkadaşlardı. Bizim tüzüğümüzde işten çıkarılan arkadaşlara ‘maaş vermek’ yoktur.”

Gazete Hayır: Mahir’in direniş tarzını doğru bulmayabilirsiniz ama sonuç itibariyle Mahir tek direnen işçi değil, Mahir ile birlikte 5 işçi daha var. Direnişin bir kısmı da aynı zamanda Mahir Kılıç ve Elif Esen ile Genel-İş Sendikası önünde de devam ediyor. Buna dair bir açıklama yapmayı düşünüyor musunuz? Bu eylemi eleştire de bilirsiniz tabii, buna kendinize dair bir özeleştiri de verebilirsiniz.

-“Hayır, hayır eleştirmiyoruz. Tabii ki biz üzerimize düşeni yaparız. Mahir’i bu eyleminden dolayı eleştirecek bir düşüncemiz yok. Biz KHK’ler ile ihraç edilen ve şu an güvenlik soruşturmasına takılan arkadaşlarımız hakkında da elimizden geleni yapıyoruz. Hukuksal olarak da işe geri dönmesi için ne gerekiyorsa yapmaya hazırız.”

Gazete Hayır: Direniş 167 gündür devam ediyor ve Aziz Kocaoğlu ile sizin bir görüşmeniz oldu mu?

-“Evet görüşmemiz oldu defalarca. Kocaoğlu bu konuyla ilgili bize olumlu bir yanıt vermedi.”

Gazete Hayır: Buna dair bir açıklama yapmayı düşünüyor musunuz? Çünkü kamuoyunda da bu tepki toplayan bir durum.

-“Kesinlikle bu işin sonlandırılmasını ama işlerine geri dönerek sonlandırılmasını istiyoruz.”

Gazete Hayır: Direniş bağlamında sormuyoruz, direnişi sonlandırma kararını verecek olan yine direnişçilerdir.

-“Sonuçta bireysel olarak alınmış bir karar, sendika olarak aldığımız bir karar değil. Bizim, sendika olarak, bu eylem açlık grevi şeklinde olsun ve devam etsin diye bir kararımız yok. Bu bireysel aldıkları bir karar.”

Gazete Hayır: Ancak şöyle bir durum da var, direniş sadece Mahir özelinde bir direniş değil, aynı zamanda 5 işçi daha direniyor.

-“Onunla ilgili de girişimlerimiz oldu ve Kocaoğlu’ndan bir yanıt alamadık. Ancak hukuki olarak ne gerekiyorsa yapacağımızı buradan tekrar belirtmek istiyorum.”

Gazete Hayır: Şu an Mahir Kılıç açlık grevinin 167. gününde ve Hepatit B rahatsızlığı var. Mahir’in açlık grevi, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nınki kadar devam etmeyebilir bu yüzden. Çünkü şu an bilinç kaybı da var. Siz Mahir ile tekil olarak Genel-İş Başkanı olarak, bu konu hakkında bir çalışma sözü vererek onun açlık grevini bitirmesi konusunda herhangi bir görüşmede bulundunuz mu?

-“Mahir ile görüşmemiz oldu. Bu açlık grevi her ne kadar bireysel kararı olsa da bunun karşısında değiliz, eleştirmiyoruz. Tabii ki olumsuz sonlanmasını da istemeyiz. Ancak bizim yaptığımız girişimler, Mahir’in işe dönmesi ve bu sorunun çözülmesi yönündeydi. Fakat bir sonuç alamadık.”

Gazete Hayır: Mahir’in direnişi, açlık grevi olduğu için sizin açınızdan tartışmalı bir şey olabilir ama diğer 5 işçi açlık grevinde değil ve direnişini sürdürüyor. Pekala, siz, eğer Mahir açlık grevini bitirirse diğer 5 işçinin yanında, Genel-İş olarak duracağınızı beyan ediyor musunuz?

-“Bu benim telefonda bireysel kararım olarak söyleyeceğim bir şey değil. Bu Genel-İş Sendikasının yönetiminde değerlendirilebilecek bir konu. Tabii ki arkadaşlarımıza haksızlık yapılmıştır. Sonuna kadar yanındayız. Ama nasıl bir yol izleyeceğimiz Genel Yönetim Kurulunda kararlaştıracağımız bir konudur. Bireysel kararları da olsa orada oturma eylemi ve açlık grevi yapmak, tabii ki üzerimize düşeni yaparız.”

Gazete Hayır: Eğer sendika oraya bir direniş kararı koymazsa da direnişin kendisi meşrudur, oraya bir direniş kararı koyulmazsa işçi de ister istemez kendi…

-“Biz direniş koyup koymayacağımızı size ifade etmek durumunda değiliz. Genel Yönetimde değerlendirilip verilecek bir karardır. Tamam?”

Gazete Hayır: Fakat işçi oraya direnişi bürokratik bir ilişkiyle koymaz ki…

-“Ya tamam, tamam sorularını sordunuz. Biz arkadaşların haksızlığa uğradığına inanıyoruz ancak nasıl bir yöntemle kendilerinin yanında olacağımıza Genel Yönetim olarak karar vereceğiz. Tamam?”

Remzi Çalışkan, ardından ”Hadi iyi akşamlar” diyerek telefonu kapattı.