İşçi sınıfının ve mülksüzlerin hareketini inşa etmek (Amandla Magazine)

Güney Afrika her gün daha da yoksullaşıyor. Stats SA’nın (Güney Afrika İstatistik Kuruluşu) son rakamlarına göre işsizlik %0.5’ten %37.2’ye çıkmış durumda. (Bütün haber kanallarında söylenen ve daha düşük %27.2’lik rakama itimat etmiyoruz. İş aramayı bıraktıkları için “iş arama umudunu yitirmiş” 2,864,000 insanın yüzüne işsiz olmadıklarını söyleyebilir misiniz?) Bu %37.2’lik oran dünyanın en yüksek işsizlik oranlarından biri!

Ayrıca oranların değil, gerçek rakamların üzerinde durmak da anlamlıdır. 1994’te 4.7 milyon Güney Afrikalı işsizdi. Bugün ilk demokratik seçimlerimizin 25.yıldönümüne yaklaşırken bu sayı nerdeyse iki katına çıkarak 8.9 milyona ulaşmıştır. Dahası “ev kadını” diye adlandırılan 2,577,000 insanın ağırlıkla iş arayan kadınlar olduğunu düşünüyoruz. Bu da 10 milyonu aşkın işsiz insan demek.

İşsizlikteki çarpıcı artış yoksulluk üzerinde de ciddi bir etki bıraktı. 2015 yılı itibariyle yoksulluk sınırı bir kişi için ayda 441 R’dir ve 30.4 milyon insan yoksulluk içinde yaşamaktadır. Bu da nüfusun %55.5’ine tekabül etmektedir. 2011’de 27.3 milyon yoksulun arasına (%53.2) 3 milyon kişi daha katılmıştır.

Sekiz yıl önce yapılan sayımlara göre “fakir olmayan” Güney Afrikalıların nerdeyse dörtte biri 2015’te ya “yoksullaşmış ya da feci derecede fakirleşmiştir.” 2008’de “yoksul” sayılan insanların %28’i bugün “ciddi fakirlik” içindedir.

Yani durum iyileşmiyor, aksine kötüleşiyor

Bir de eşitsizlik var. Güney Afrika dünyanın en eşitsiz ülkesi olmak gibi tuhaf bir ayrıcalığa sahip. Nüfusun %10’u tüm gelirin %60’ına sahip. Zenginlikle yani mülk sahipliği, emeklilik fonları ve şirket hisseleriyle karşılaştırıldığında bu hiçbir şey. Cape Town Üniversitesi’nin yaptığı yeni vergi ve sayım verilerine göre, Güney Afrika nüfusunun %10’u Güney Afrika’daki zenginliğin en az %90’ını elinde bulunduruyor.

Toplumsal kriz

Güney Afrika’daki işsizlik krizinin ağırlığıyla, toplumsal dokular çökerek bir salgına dönüşmüş şiddeti, suçu, çeteciliği ve madde bağımlılığını arttırıyor. Yakın zamanda birkaç yamyamlık olayı ve kadınlarla çocuklara yönelik şiddet olaylarının artması, ülkenin karşı karşıya geldiği toplumsal krizin derinliğini gösterir cinsten.

Elbette bu istatistiklerin büyük kısmına konu olan kadınlar ve çocuklar, toplumun en kırılgan kesimi. Örneğin kadınlara yönelik şiddet salgınlaşmış vaziyette. Tahminlere göre her 26 saniyede bir kadın tecavüze uğruyor. Bu da yılda Güney Afrika’da 1.2 milyon tecavüz vakası yaşanıyor demek! Daha korkuncuysa ortalama sekiz saatte bir kadın eşi veya sevgilisi tarafından öldürülüyor!

Kuşkusuz çok yoksul bir çoğunluğun barbarlığın kaosuna düşmesinde, sadece Apartheid rejiminin mirası değil sosyo-ekonomik krizin ağırlaşması da etki etmiştir. Devlet kurumlarının, hizmetlerin ve altyapının çökmesi adeta patlamaya hazır bir bomba bırakmıştır.

Hükümetin tepkisi: Yoksullara daha fazla para yok

Son Lekgotla Kabinesinin ardından, Cyril Ramaphosa hükümetin “acilen başta gençler ve kadınlara istihdam yaratmak için büyümeyi hızlandıracak bir teşvik paketinin tasarlanmasına ve uygulanmasına başlayacağını” söyledi. Güzel lakırdılar. Ta ki sonraki cümleyi okuyuncaya kadar: “Bu teşvik paketi mevcut bütçe kaynaklarını temel alacak ve yeni yatırımlar mali ihtiyatlar dikkate alınarak yapılacak.”

Yani hükümetin “acil” tepkisi hiçbir kamu ödeneği ayırmadan ekonomiyi teşvik etmek. Hiç kamu yatırımı yapmadan “kamu altyapısına yönelik yatırımları arttıracaklar.” Hiç para harcamadan “gençleri ve kadınları istihdam etme olanaklarıyla, girişimciliği, küçük ve orta büyüklükteki firmaları daha fazla destekleyecekler.”

Peki, bu mucize nasıl gerçekleşecek? Elbette Trevor Manuel ile dört kişilik çetesi 100 milyar R’lik Doğrudan Yabancı Yatırım çekmek için dünyayı dolaşacaklar. Özel sermaye Hollywood filmlerindeki süvariler gibi ülkeyi kurtarmaya gelecek.

Bizi aptal yerine koyuyorlar

Biliyoruz ki kamu altyapısına yatırım yapmak yerine egzotik finansal araçlara paralarını yatıran bol sayıda yerli, Güney Afrikalı sermayedar var. Bu durumda yabancı sermaye, yerel sermayenin yatırım yapmaya korktuğu yere mi gelecek? Yakın zamanda Hollywood’ta “La La Land” diye bir film çıktı. Belli ki Başkan orada yaşıyor.

Kendi “yeni şafağımızı” yaratmak

İçinde yaşadığımız durumu anlatan acı gerçek, yoksul ve çalışan insanların “yeni bir şafağa” gözlerini açması için kendilerine ve kendi gayretlerine bakması gerektiğidir.
Son zamanlarda yaşam standartlarına ve insanlık onuruna yapılan bu saldırılar karşısında direnç oluşabileceğini gösteren, 10 milyon işsizle aileleri için daha gerçekçi bir yönde hareket etmemizi sağlayacak bir gücün inşasına dönük birkaç ümit verici gelişim yaşandı.

Bunlardan ilki Saftu’nun (Güney Afrika Sendikalar Federasyonu) çağrısıyla gerçekleşen İşçi Sınıfı Zirvesi idi. Ardından #TotalShutdown (Topyekun Kapat) hareketi kadına yönelik şiddetin karşısında seferberlik başlattı. Ve Western Cape’te, eşitlik, toplumsal adalet talepleriyle ve yolsuzluğa karşı birlik olmayı hedefleyen #UniteBehind (Saflara Katıl) inisiyatifinin açılış kongresi yaklaşmakta.

Zirve

İşçi Sınıfı Zirvesi ileriye atılmış önemli bir adım. Çok kısa bir sürede 147 ayrı örgütü tek bir yerde toplamak büyük bir başarı. Zirvede kabul edilen kitlesel eylem programının temel maddeleriyse şunlar:

• Tabandan demokratik yollarla devasa, bağımsız bir emekçi hareketinin inşa edilmesi, kapitalizmi yenecek bir işçi sınıfı iktidarının kurulması.
• Mücadelenin yalıtılmaması için 147 örgütün faaliyetleri ve kampanyaları arasında iletişim kurulması.
• Önümüzdeki üç aylık süreçte ülkenin eyaletlerinde ve yerel meclislerinde şubelerin oluşturulması.
• Öğrencilerin ücretsiz, bağımsız eğitim için verdiği mücadelenin yeniden birleştirilmesine katkı sunulması.
• Ekim 2018’de üç gün sürecek bir genel grevin düzenlenmesi ve tüm kentlerin işgal edilmesi.
• Toprağın kitlesel işgali ve tarım işçilerinin, kayıt dışı işçilerin kovulmasına son vermek için bir günün örgütlenmesi.

#TotalShutdown (Topyekun Kapatma) 

Kadınlara yönelik şiddetin geldiği boyut ve bu meseleyi programlarının merkezine almada en ilerici toplumsal hareketlerle emek oluşumlarının bile başarısız olduğu dikkate alındığında, bu inisiyatif cinsiyetçilik ve cinsiyet temelli şiddetle mücadele etmede geniş bir halk hareketinin oluşumuna ciddi katkılar sunabilir.

#TotalShutdown hareketi ekonominin hareketliliğini hedef almakla doğru bir iş yapıyor. Ekonomiyi durdurma noktasına getirmek, hareketin taleplerini ulusal düzlemin tepesine çıkaracaktır. Süreci örgütleyenlerin, yürüyüşleri sadece kadınlara ve cinsiyet tanımlarına uymayan kişilere açma arzusunu anlayabiliyoruz. Bu korkunç şiddet ve suiistimallere maruz kalmış kişiler için güvenli bir alan yaratılmasını sağlıyor. Ancak hareket geliştikçe, eğer ekonomiyi gerçekten durdurmak istiyorsa emek hareketinin daha geniş kesimlerine ulaşması ve hem erkeklerin hem de kadınların desteğini kazanması gerekecek.

Nitekim bu süreç İşçi Sınıfı Zirvesi’ne katılmalarıyla Zirve’nin gündemine girmesiyle şimdiden başladı. Zirve’nin harekete verdiği koşulsuz destek, cinsiyet temelli şiddet karşısında kitlesel bir hareketin inşası için atılmış ileri bir adım.

#UniteBehind (Saflara Katıl) 

Ağırlıkla Western Cape’te toplanmış kolektif hareketlerin oluşturduğu bu koalisyon, koordinasyon yapısından gelen temsilcileriyle ve üye örgütlerinin katılımıyla İşçi Sınıfı Zirvesi’nde yer almışlardır.

28-30 Eylül günlerinde #UniteBehind açılış kongresini yapacak. Koalisyon sosyal adalet, eşitlik ve yolsuzluğa karşı mücadele talepleri için verilen, ağırlıkla birbirinden kopuk bir şekilde sürdürülen çeşitli mücadeleleri birleştirmeyi hedefliyor. #UniteBehind sürecine katılanlardan bazıları önemli toplumsal hareketler: Equal Education (Eşit Eğitim İnisiyatifi), Sosyal Adalet koalisyonu ve heyecan verici Kenti Geri Alma hareketi. Bu hareket Ndifuna Ukwazi’nin desteğiyle Cape Town’da şimdiden iki kamusal binayı işgal etti ve yüzlerce aile için yeni evlerle topluluklar kurdu. 9 Ağustos’ta başlayan girişim, işgale dahil olmuş diğer güçlere erişecek inisiyatifi geliştirmeyi başardı.

Bu dinamizmle, #UniteBehind İşçi Sınıfı Zirbesi’nde tartışılan, #TotalShutdown hareketinde gözler önüne serilen sınıf birliği ve militanlığını kurmada önemli bir rol üstlenebilir.

Tüm bu girişimlerin gözler önüne serdiği gibi birbirinden yalıtılmış etkinliklerin vakti geçmiştir. Bugün gerekli olan sürdürülebilir bir hareketin inşasıdır. Bu amaçla her gayret, bu inisiyatiflere enerji verecek ve diğer oluşumlara yani diğer önemli emek oluşumlarına ve işçi sınıfının yaşamlarında önemli yeri olan inanç temelli örgütlenmelere ulaşmada yararlanacak doğrultuda olmalıdır. Mümkün olan şeylerin kıvılcımına tanık olmuş durumdayız. Şimdi mesele inşa etme, örgütlenme, hareket geçmektir.

Kaynak: Amandla Editorial | Amandla Magazine, Sayı 59, 22 Ağustos 2018

Çeviri: Akın Emre Pilgir