İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden atılan işçiler: Belediyeye ismimiz sendika eliyle verildi

İlknur Karadeniz

İzmir Büyükşehir Belediyesi 215 taşeron işçiyi kadro istediği için işten çıkardı. Çıkartılan 215 işçiden 13’ü belediye önünde eylem yapmaya başladı. Eylem yapan işçilerden biri açlık grevine başlarken, ortak tek bir talepleri var; o da işlerini geri almak.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde kadro talebiyle dava açan 215 taşeron işçi işten çıkartıldı. Belediye önünde eylem yapan işçiler, belediyeden işe iadelerini talep ediyorlar. 2 gündür belediye önünde toplanan işçilere, dün güvenlik görevlilerince ‘’Valilik yasağı var’’ denilerek basın açıklaması yapmaları engellenmeye çalışılmıştı. Bugün eylemcilerden bir kısmı Ankara’da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmedeyken belediye önünde kalan üç işçiyle direnişleri üzerine konuştuk.

8 yıldır belediyede görev yapan Mahir Kılıç, aylardır süren işe iade talebi belediye yönetimi ve sendika yöneticileri işbirliğiyle yanıtsız kalınca talebi yerine getirilene kadar süresiz açlık grevine başladığını söyledi. Mahir Kılıç, kadro talebiyle dava açması sonucu kıdemsiz, tazminatsız işten çıkartılmıştı. Açtığı dava sonrasında çok kez mobbinge maruz kaldığını ifade eden Kılıç, ‘’İşimize geri dönene kadar süresiz açlık grevindeyim. Bugün arkadaşlarımız Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşme talep ettiler, talebimiz kabul edildi. 6 arkadaşımız kendisiyle görüşme yapacak. Müzakere neticesinde ya işlerimize dönüp eylemimizi sonlandıracağız ya da olumlu bir netice alamayacaklar ve onlar da benim yanıma gelip açlık grevine başlayacaklar. Ama herkes şunu bilsin ki; bu açlık grevi kazanımla sonuçlanana kadar kesinlikle devam edecek. İşimiz, ekmeğimiz için buradayız, burada olmaya da devam edeceğiz.“ diye aktardı.

“Benim oyumla milletvekilliği yaparken belediye başkanına söz geçiremiyorsanız, taşerona kadro yasasını nasıl çıkartacaksınız?“

‘’Bugüne kadar birçok milletvekili ve bürokratla görüşmelerimiz oldu. Bu görüşmelerin neticesinde herhangi bir şey çıkmadı. Milletvekili ve bürokratlar bize şunu söylediler: ‘Biz Aziz Kocaoğlu ile karşı karşıya gelmek istemiyoruz, Aziz Kocaoğlu bizim sözümüzü dinlemez.’ Aziz Kocaoğlu CHP’nin üzerinde bir insan mı? Statü olarak siz daha yüksek mevkidesiniz. Benim oyumla milletvekilliği yaparken belediye başkanına söz geçiremiyorsanız, taşerona kadro yasasını nasıl çıkartacaksınız? Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu her platformda basın açıklamasında “Taşerona kadroyu biz vereceğiz, bizim belediyelerimizde taşeron yok“ diyor. Ya bu söylemde bir gariplik var ya da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’yla İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu arasında bir kopukluk var. Birbirlerinden haberleri yokmuş ya da aralarında danışıklı dövüş varmış gibi düşünüyorum. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?!’’

“Belediyeye isimlerimiz sendika eliyle verildi“

‘’Şunu çok açık söylüyorum: DİSK Ege Bölge Başkanı Memiş Sarı eliyle isimler İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Buğra Gökçe’ye verildi. Bunu söyleyen Buğra Gökçe’nin ta kendisidir. Bize işten çıkartılacak işçileri DİSK Ege Bölge Başkanı Memiş Sarı kendisi verdi, dedi. Şube başkanları ve yöneticileri bunları onayladı. Yani kimse burada sendikanın bizim arkamızda durduğunu söylemesin.’’

“Sendikadan hiçbir şey beklemiyoruz. Gölge etmesinler yeter“

‘’Biz şunu çok iyi biliyoruz ki; sendika tamamiyle işverenle ortak hareket ederek 215 işçiyi açlığa mahkum etmiştir. Sendikadan hiçbir şey beklemiyoruz. Gölge etmesinler başka ihsan istemiyoruz. Sendika ‘böl, parçala, yönet’ sistemini çok iyi uyguluyor. Kemal Türkler’in sermayesini yiyorlar ama şuna emin olsunlar ki yiyecek sermayeleri de kalmadı. Bitti yani, o sermaye tükendi. İşçiler artık alana gelemiyor, ortada bir realite var: DİSK hiçbir alanda yok. Artık işçi meclisleri kurulmalı. İşçi meclisleri sendikaları sorgulamalı. İşçi artık bilinçlenmeli.’’

“Adalet Yürüyüşü’nde göz boyamak için mi bulundunuz yoksa orada bulunmak için birisi tarafından mı zorlandınız?“

‘’Dün yaptığım basın açıklamasında da sordum: Adalet yürüyüşünde göz boyamak için mi bulundunuz yoksa orada bulunmak için birisi tarafından mı zorlandınız? Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü’nü başlattığı gün 30 tane işçinin işine son verdiniz. Buna istinaden Aziz Kocaoğlu eline ‘hak, hukuk, adalet’ pankartı alıp alanlara çıkan, Çanakkale’deki Adalet Kurultayı’na elinde adalet pankartıyla çıkan bir insan. Burada bir tezatlık var. Elinde ‘hak, hukuk, adalet’ pankartıyla alana çıkacaksın, hakkını arayan işçiyi kapının önüne koyacaksın. Eğer kimse kalkıp İzmir Belediye Başkanı’nı eleştirmiyorsa tek adam rejimini de eleştirmeyecek. Çünkü zaten burada tek adam rejimi, başkanlık sistemi uygulanıyor. Ben yaptım, oldu zihniyeti var. İşe iade davası açtığım için işsizlik maaşı alamıyorum, sigortalı bir işte çalışamıyorum. Benim bakmakla yükümlü olduğum bir ailem var, 9 yaşımdaki kızım beni soruyor. Bunu yaşatmaya Aziz Kocaoğlu’nun hakkı yok. Deveden büyük fil var, bu atasözü kulağınıza küpe olsun diyorum.’’

Direnişinde kararlı olduğunu, tüm engellemelere karşı talepleri kabul edilinceye kadar eylemine devam edeceğini söyleyen Mahir Kılıç, Yüksel Direnişi’ni de onlara umut ışığı olduğunu söyleyerek selamladı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hukuksuzca işten çıkardığı ilk işçilerden biri de Salih Akdeniz. Akdeniz, aynı işi yaptığı insanların sırf kadrolu diye kendilerinden yüksek maaş almasına itiraz etmek adına açtığı kadro davasında uğradığı adaletsizliğin hesabını sorduğu için kendisini kapının önünde bulduğunu dile getirdi.

‘’Sendikayla belediye işbirliği içerisinde, pazarlıklar sonucu işçileri harcıyor’’

Ortak işten çıkarılma sebeplerinin kadro davasını açmaları olduğunu söyleyen Akdeniz: “İlk çıkarılanlardan bir tanesi benim. 14 haziranda işten çıkartıldım. 2 saat içerisinde bana haber geldi. Adalet yürüyüşü başlamıştı, yürüyüşe zarar gelmesin diye sustum. Sonuçta ben işsiz kaldım. Aradan bir hafta geçti, sendikacılar bizi çağırıp ”Arkadaşlar, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sekreteri’nden haber geldi. Siz davanızdan vazgeçerseniz, tekrar işbaşı yapacaksınız” dediler. Biz de işimize geri döneceğiz diye koştur koştur gidip davadan vazgeçtik. 2 gün sonra işe çağrılmayı beklerken, arayıp maalesef dediler. Emekliliğime 3 senem kalmıştı. Yaş 51 iken verimsizlikten işten çıkartılabiliyorsak, emeklilik yaşını düşürsünler o halde. Ki hakkımda açılmış bir soruşturma dahi yok. Sendikayla belediye işbirliği içerisindeler. Kendi aralarındaki pazarlıklar sonucu işçileri harcıyorlar. 2007’den beri çalışıyorum. İhanete uğradığımı hissediyorum. 6 aydır işsizim. Tek amacımız işimize geri dönmek, çoluğumuza çocuğumuza ekmek götürebilmek. Başka bir talebimiz yok“ dedi.

‘’Adalet bunun neresinde?’’

Son olarak da 19 yıldır belediye mutfağında çalışan Hamit Gez belediyenin ve sendikanın ‘adalet’ anlayışını sorguladığını belirterek şöyle konuştu: “Bizim burada eylem yapan işçiler olarak tek bir ortak noktamız var, işimizi geri istiyoruz. Başka bir talebimiz yok. Geçen hafta Ankara’da meclis toplantısına katıldık. Kılıçdaroğlu ve Kocaoğlu dahil olmak üzere bütün yetkililer oradaydı. Bizim belediyemizde işçi kıyımı ve taşeron yoktur, dediler. Ben bu iş için sağlığımı kaybettim. 3 kez ameliyat oldum, raporum var. Dışarıda iş bulamıyorum. Şimdi ne yapacağım? Evimde hem engelli hem epilepsi hastası çocuğum var. Benim sigortamdan faydalanması lazım, sigortam olmazsa, çalışmazsam çocuğum nereden faydalanacak? Adalet bunun neresinde? Çuvaldızı önce kendine batırması gerek. Bizler mağduruz, arkadaşımız açlık grevinde. İşimizi geri istiyoruz“ diyerek yaşadığı sıkıntıları ve talebini dile getirdi.