Kent Savunması’ndan Kabataş Projesi davalarına çağrı: “Hepinizi bu davalara sahip çıkmaya çağırıyoruz!”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından başlatılan Kabataş Transfer Merkezi ve Meydan Düzenleme projesi kapsamında 2016 yılından bu yana Kabataş Sahilinin kapalı bulunması İstanbulluların hayatını felç etmiş durumda. Hukuksuz ve herhangi bir açıklama yapılmaksızın yetkililer tarafından işletilen bu projenin uygulanma sürecinde ise tepki gösteren birçok kişiye dava açıldı. Kent Savunması herkesi, haklarında dava açılan kent gönüllülerinin duruşmalarına katılma çağrısında bulundu.

Kabataş Sahilinin Ağustos 2016’dan bu yana, yetkililer tarafından hiçbir açıklama yapılmadan kapatılmış olması halk tarafından yoğun tepkiye neden olmuştu. Kabataş Projesinin mimarı Hakan Kıran, kendisine yöneltilen eleştirileri hakaret sayarak kent talanına göz yummayan 5 kişi hakkında ayrı ayrı manevi tazminat davaları açmıştı. Eleştirilerin haklı olduğunun ortaya çıkmasıyla Kıran, bu davalardan ikisini kaybetti. Diğer ikisi ise 13 Eylül Perşembe (yarın) ve 18 Eylül 2018 Salı günü görülecek. Kent Savunması, bir metin yayımlayarak İstanbul’un uğratıldığı bu zarara karşılık herkesi davalara sahip çıkmaya çağırdı.

İşte, Kent Savunması’nın Kabataş Projesinin sürecini de anlattığı metnin tamamı;

KABATAŞ TRANSFER MERKEZİ PROJESİNDEN DERS ALINSIN! İSTANBUL’A DAHA FAZLA ZARAR VERİLMESİN!

2016 yılından bu yana İstanbulluların çilesi haline gelen İBB’nin Kabataş Transfer Merkezi ve Meydan Düzenleme projesi, belediyenin yanlış, hukuksuz ve kimseye danışmadan aldığı kararlarla an itibarıyla büyük bir çıkmazdadır.

Kabataş Meydanı, İstanbul’da gündelik hayatın önemli bir ulaşım merkeziydi ve on binlerce insan tarafından kullanılmaktaydı: Ancak bu merkez, meslek örgütlerinin bilimsel uyarılarına, açılan davalara, yurttaşların tepkilerine ve toplanan binlerce imzaya rağmen, üstüne üstlük belediyenin kendi yönetmelik ve prosedürlerine aykırı bir şekilde, 2016 yılının Ağustos ayında ulaşıma kapatıldı.

Davaya konu koruma planına bile uygun olmayan, oldubittiyle hayata geçirilmek istenen, koruma kurulunun onayı dahi – hukuken, mantıken ve ahlaken kabul edilemeyecek bir şekilde – inşaatın başladığı tarihten (10 Ağustos 2016) iki ay sonra (6 Ekim 2016) alınan projenin martı görünümlü ana transfer binası, martı yumurtası şekilli ek binaları ve yeraltı çarşısı bizzat İBB tarafından tamamen iptal edildi.

Bu projenin uygulanması teknik olarak mümkün değildi; aynı zamanda tarihi ve kentsel sit alanı olan bölgeye bu kadar yüklenmemek gerektiği ortadaydı; dahası, bu projeyle kamu ciddi miktarda mali zarara uğratılacaktı: Bunlar defalarca açıklandı, eylemlerle, basın açıklamalarıyla yetkililer uyarıldı. Ama bütün bunlara rağmen yetkililer “Her şeyi biz biliriz” kibriyle hareket etmeyi tercih ettiler ve bir kez daha toplumu, İstanbul’u, büyük bir zarara uğrattılar.

Sevgili İstanbullular,

Kabataş Projesi tüm İstanbul’a bir uyarıdır! Buna benzer vakalarla bundan sonra çok daha sık karşılaşacaksınız. Çünkü bu kenti yönetenlerin ve sırtını güce dayayan bir güruhun batan geminin mallarıyla ceplerini doldurmak için uydurduğu, gündelik hayatımızı cehenneme çeviren abuk sabuk projeleri artık önümüze daha da sık gelecek! Çevremiz, denizimiz, tarihi ve kültürel varlıklarımız zarar görecek! Sonra, içinden çıkılamayan uygulamalar nedeniyle bu projeler birer birer iptal edilirken, arkalarında her tür felaket ve afete yol açacak bir kent kıyımı bırakacaklar.

Ve bütün bunlar olurken yetkililerden en ufak bir açıklama veya özeleştiri duyamayacaksınız.
İstanbul adına bu zararın hesabını sormak boynumuzun borcudur.

Hakan Kıran ve Açtığı Davalar

Kabataş projesinin mimarı Hakan Kıran, kendisine yöneltilen ve son gelişmelerin gösterdiği gibi son derece haklı çıkan eleştirileri hakaret saydı, kentine sahip çıkan 5 kişi hakkında ayrı ayrı manevi tazminat davaları açtı. Bu davalardan – şimdiye kadar – ikisini kaybetti. Diğer ikisi, 13 Eylül (Perşembe) ve 18 Eylül 2018 (Salı) tarihlerinde Çağlayan Adliyesi’nde görülecek. Hepinizi bu davalara sahip çıkmaya çağırıyoruz!

Ama bu davaların bir tanesinden özellikle söz etmemiz gerekiyor. Hakan Kıran’ın nasıl bir acz içerisinde olduğunu anlatması bakımından ibret kaynağıdır.

Kıran’ın dava açtığı kişilerden biri, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Sami Yılmaztürk idi. Kent mücadelesinin simge isimlerinden Sami Yılmaztürk, davası sürerken, 7 Mart 2018 tarihinde hayatını kaybetti. Olağan koşullarda, Kıran’ın açtığı davanın düşmesi gerekirdi, ancak davayı açan Hakan Kıran, avukatı aracılığıyla Sami Yılmaztürk’ün acılı annesini ve kızını da davaya ortak etti!

Sami Yılmaztürk gibi, tüm ömrünü İstanbul’un değerlerini korumaya adamış bir mimarı, kişisel hırsına kapılıp dava edebilmenin utancına bir de acılı ailesini dava etmeyi ekleyebilmek herkese nasip olmaz. Bizce Hakan Kıran bundan sonra mimarlık yapmasa da olur, zira en çarpıcı eserini bu davranışıyla vermiştir!

Sami Abi, sen rahat uyu, biz bıraktığın mirasa ve İstanbul’un değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz!

Dava Tarih ve Saatleri:

Zerrin Bayrakdar:
13 Eylül Perşembe, 09:30, Çağlayan Adliyesi, 17. Asliye Hukuk Mahkemesi

Cihan Uzunçarşılı Baysal:
18 Eylül Salı, 10:30, Çağlayan Adliyesi, 14. Asliye Hukuk Mahkemesi

İSTANBUL KENT SAVUNMASI