Nâzım Hikmet ölümünün 54. yılında anıldı

Türkiye’deki mahkeme ve cezaevi yıllarından sonra yurt dışına çıkan ve 3 Haziran 1963’te 61 yaşındayken hayatını kaybeden Nâzım Hikmet için Moskova’daki Novodeviçi mezarlığında tören düzenlendi.

Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Hüseyin Diriöz de, törene katılarak şairin mezarına çiçek bıraktı.

Ferhat Livaneli Orkestrası da törene Zülfü Livaneli, Burcu Sinem Ünsal ve Aytekin Kaya’nın seslendirdiği şarkılarla katıldı.

“Nâzım haklı çıktı”

RTİB Nâzım Hikmet’i Anma Komitesi Başkanı Ali Galip Savaşır, töreni şu sözlerle açtı:

“Bir kez daha bizi birleşriren ortak paydamız Nâzım’ın huzurundayız. Onu yitirmenin hüznü ile ona sahip olmanın sevinci birbirine karışıyor.

Bu törenler Nâzım Hikmet’e olan vefa borcumuzdur, ona yolladığımız selamdır.

Nâzım’a haksızlıklar ettik, aziz bildiği vatanından ayırdık. Ama o haklı çıktı. Ona saldıranlar bugün hatırlanmıyor.

Ne mutlu bize ki, Türkiye ile Rusya arasında barış köprüsü olan Nâzım’ın mezarı başında, vatandaşıyla, sanatçısıyla, işadamıyla, devletiyle bir aradayız.

Nâzım’ı sevgiyle, saygıyla, özlemle anıyoruz.”

Tarık Akan ve Andrey Karlov

RTİB Başkanı Naki Karaaslan, konuşmasında, anma törenlerine katılımın her yıl arttığını belirterek şunları söyledi:

“Ülkeler, ilişkiler sıkıntılardan geçebiliyor. Bu birleştirici yerde Nâzım inanılmaz bir önemi var.

Aydınlar sıkıntı çekerler. Aydınları kamu malı olarak görüyoruz, aydınları korumamız gerekiyor. Anadolu insanının geleneğinde olan hoşgörü kavramını tekrar kazanmamız, aydınların uyarılarını dikkate almamız gerekiyor.

Burada Tarık Akan’ı, o güzel yüzlüyü, yakışıklıyı anmadan olmaz, huzur içinde yatsın.

Burada Rus-Türk dostluğu için bize kapılarını sonuna kadar açan Sayın Andrey Karlov’u anmadan olmaz.

“Sen bir ceviz ağacısın…”
Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Hüseyin Diriöz de, konuşmasına Nâzım Hikmet’in “Ceviz ağacı” şiirinden dizeler okuyarak başladı.

“Nâzım Hikmet vatan hasretiyle kavrulmuş bir şairdir” diyen Diriöz, “şairin evrensel üslubuyla Türk

şiirinde çığır açtığını” vurguladı.

Diriöz, “Açıktır ki Nâzım Hikmet vatanından çıkmış, tarihe mal olmuştur.

Bugün bizler için teselli, mahkemelerden mahkemelere, hapislerden hapislere sürdüğümüz şairimizin vatandaşlıktan çıkarılma kararının 2009’da Bakanlar Kurulu kararıyla geri alınmasıdır” dedi.

Rus halkına da “Nâzım Hikmet’e gösterdiği sıcak ilgi ve sevgiden dolayı” teşekkür eden Diriöz, sözlerini “Büyük şairin huzurunda saygıyla eğilirken şunu söylemek istiyorum: Sen bir ceviz ağacısın Gülhane Parkı’nda ve hepimiz bunun farkındayız” diye bitirdi.

 

“Mezarı Türkiye’ye gelmeli”
Gazeteci Nebil Özgentürk de Nâzım Hikmet’in savaşlar, cezaevleri ve sürgünlerle geçen hayatını özetledikten sonra özetle şunları söyledi:

“Anadolu’da bir köy mezarlığına gömülmek isterken 54 yıldır burada yatıyor. Şiir hüznünde, şiir trajedisinde bir hayat.

‘Nâzım vatan şairidir’ dediği için bir milletvekili, Çetin Altangözünü kaybediyordu…

Rusya’da yaşayan Türkler alınmasın ama, ben Nâzım Hikmet’in mezarını Türkiye’ye götürmek istiyorum. Niye biliyor musunuz; bazen gücümüz kalmıyor, yeni kuşaklar onun şiirini hissetsin diye. Anadolu’da bir köy mezarlığına koyalım onu…”

Özgentürk daha sonra, Nâzım Hikmet’in “Vasiyet” şiirini okudu.

“Nerede olursa orada oluruz”

Aktör Ahmet Mümtaz Taylan da, kısa konuşmasında “bir kez daha Nâzım Hikmet’in huzurunda nefes almaktan mutlu olduğunu” vurguladı.

Taylan, “Nebil’i çok severim, onu anlıyorum, ama Nâzım nerede olursa, ayağı nereye basarsa orada oluruz” dedi.

“Bir ağaç uğruna ya rab…”

Şair Sunay Akın, konuşmasında Nâzım Hikmet’in şiirinden bahsettikten sonra, Gezi Parkı sürecine de gönderme yaparak, “Bir ağaç uğruna ya rab ne güneşler batıyor. Burada, Gezi’de 4 yıl önce hayatını kaybedenleri saygıyla anıyorum” dedi.

Nâzım Hikmet’e ceza veren beş hakimden dördünün hukuk eğitimi olmadığını, bugün de Nâzım’ı çizen karikatürist Musa Kart’ın, gazetecilerin, yazarların hapiste olduğunu anlatan Akın, konuşmasını “Türkiye ve ve dünyaya barış ve adalet dileyerek” bitirdi.

Rutkay Aziz’den Tarık Akan toprağı
Aktör Rutkay Aziz de, Türkiye’deki hukuksuzluklara tepki gösterdiği konuşmasında yakın dostu Tarık Akan’ı andı. Aziz, Tarık Akan’ın Bakırköy’deki mezarından getirdiği toprağı Nâzım Hikmet’in mezarına bıraktı. Akan’ın mezarına götürmek için de Nâzım Hikmet’in mezarından toprak alan Aziz, konuşmasını “Yüreğimiz ağrıyor. Bu ağrıyan yüreğin dinmesini dileyerek hepinizi sevgiyle saygıyla kucaklıyorum” diyerek bitirdi.

“Hepimiz Nâzım’ın ceketinden çıktık”

Nâzım Hikmet’in şiirlerinden de unutulmaz besteler yapan Zülfü Livaneli de, Dostoyevski’nin Gogol için söylediği sözlere gönderme yaparak, “Hepimiz Nâzım Hikmet’in ceketinden, atkısından çıktık. Biz Nâzım’dan aldık bu eli, elimizden geldiğince yeni kuşaklara aktardık. Biz de geçeceğiz ama bu gelenek sürecek” dedi.

Livaneli, konuşmasını, Nâzım Hikmet için bir gece önce yazdığı dizeleri okuyarak bitirdi.

Tören Ferhat Livaneli orkestrasının şarkıları ve anma töreninin geleneklerinden olan güvercin uçurmayla sona erdi. Livaneli, güvercinleri bırakırken, Türkiye’deki yazarlar, gazeteciler ve sanatçılara özgürlük diledi.