Necla Akgökçe: “Kısmi süreli çalışma tercih değil zorunluluk. Sebebi kapitalizmle patriyarkanın evliliği!”

Türkiye’de geçtiğimiz yıl kabul edilen ve kadın kamuoyuna, doğum yapan kadınlara kısmi çalışma hakkı (!) diye duyurulan “Gelir Vergisi Kanunu’nda Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair Torba Yasa” ve buna dair yönetmelikle, kadınlar üzerinden teşvik edilip yaygınlaştırılmaya çalışılan kısmi zamanlı çalışma 8 Kasım 2016 tarihinde çıkan yönetmelik ile uygulamaya kondu.  Söz konusu yasanın uygulama örnekleri ve kadın işçilerin deneyimleri üzerine Necla Akgökçe ile konuştuk.

 

Yönetmeliğin çıkmasının ardından kısmi süreli çalışma, uygulanış biçimi ile ne gibi sorunlar meydana getiriyor? Nasıl bir uygulama bu sorunları çözebilir? (kıdem tazminatı, yıllık izin, iş yükü, ücretler vs. gibi)

Kısmi zamanlı çalışma, batıda uzun süredir uygulanıyor ve istisna olan bu biçimin kriz döneminde iyice artarak özellikle de kadınlar için bir istihdam modeline dönüştüğü görülüyor. Bu çalışma biçiminin beraberinde getirdiği hak kayıplarını telafi etmek için sendikalar çalışıyorlar ama ne yazık ki pratikte durum pek değişmiyor. Dolayısıyla yaşayanlar üzerinden bir değerlendirme yapmak daha doğru.

Alman Sendikalar Birliği (DGB)’nin 2014 yılında yapmış olduğu bir araştırmada, Almanya’da temizlik, perakende ve kamu sektöründe, işverenlerin çalışanlara önerdiği işlerin büyük bölümünün kısmi zamanlı çalışma olduğu, bu çalışmanın esnekliği artırarak maliyetleri düşürdükçe düşürdüğü görülüyor. Çalışanların büyük bölümü tam zamanlı çalışma istedikleri halde bu çalışma biçimine yönlendirilmişler. Dolayısıyla başlangıçta, çalışanın isteğini yerine getirmekle övülen bu biçim artık çalışanın isteği değil, işsizliğin yoğun olduğu ekonomilerde küresel sermayenin bir dayatması biçimini almış durumda. İnsanlar kısmi süreli çalışmazlarsa aç kalacaklar. 2005 yılında Almanya’da 1.9 milyon olan kısmi süreli çalışanların sayısı 2014 yılında 10.1 milyona ulaşmış vaziyette. Kısmı süreli çalışmanın sorunları şöyle sıralanabilir:

  • İnsanlar-ki çoğu kadın- kısmi zamanlı çalışma ile çok düşük ücret elde ediyorlar ve bununla geçinemiyorlar, bir iki işte birden çalışmak zorunda kalıyorlar.
  • Tam gün çalışanla kısmi süreli çalışanlar arasında rekabet ortaya çıkıyor.
  • Kısmi süreli çalışma Batı da bile, normal yasal sürelerini aşıyor, bunu denetleyen mekanizmalar var ama işçiler işten atılma korkusu ile başvurmuyorlar.
  • DGB’nin 2013 yılında çoğu kadın olan işçilerle söyleşi temelinde yapmış olduğu bir araştırmada, düzenli işinden doğum sonrası işe geçen bir kadın işçinin, daha sonra düzenli çalışmaya geçemediğini, ondan sonra iş kurumu tarafından kendisine verilen tüm işlerin kısmi süreli çalışma olduğunu ve bu kısır döngüyü aşamadığını söylüyor.
  • Ülke örnekleri bir kez kısmi süreli çalışmaya başlayan işçilerin hep öyle çalıştığını gösteriyor.
  • Çocuk ve yaşlı bakımı doğrudan kadınların üzerine kalıyor, dolayısıyla cinsiyetçiliği de körüklüyor bu çalışma biçimi.
  • Kısmi süreli çalışma bu şekilde çalışanın kariyer yapma, yükselme olasılıklarını elinden alıyor ve niteliksiz çalışan, düzeyine indirgiyor. Kadın- erkek ücretleri arasında Avrupa’da yüzde 20’leri geçen ücret farklılığının makasın kadınların kısmi zamanlı çalışmalarından kaynaklandığı söyleniyor. Dolayısıyla sosyal eşitsizliklere, adaletsizliklere sebep oluyor.
  • Geç emekli oluyorlar, ya da olamıyorlar.
  • Sendikalara üye olsalar da kısmi çalışma süresinden doğan haklar kısmi olduğu için hak kayıplarına uğruyorlar.

Dolayısıyla varılan son noktada, bu çalışma biçiminin düzenli işleri tehdit ettiği bunun da işçilerin geneli sendikalar için çok tercih edilen bir durum olmadığı görülüyor. Yukarıda saydığım sakıncaları ortadan kaldıracak bazı düzenlemeler, kısmi çalışmanın sorunlarını çözebilir. Ama bu tür çalışmalar da devletlere ve sermayeye ek yük getireceğinden tercih edilir mi? Sanmıyoruz, zaten tüm bunlar olmadığı için işverenler kısmi süreli çalışmayı tercih ediyorlar. Yine de birkaç öneri sıralanabilir:

  • Kısmi çalışmanın düşük emekliliğe yol açmasının önüne geçilmeli. Bunun için işçiden kesilen SGK payları azaltılıp, devlet veya işverenin kesinti payları yükseltilebilir.
  • Kısmi çalışmada yan ödeme miktarları yükseltilebilir.
  • Devletin ve işverenlerin kreş sorumluluğunu üstünden aldıkları için, çocuklu kısmi çalışan kadınlara özel olarak bir düşük vergi ya da vergi muafiyetleri getirebilir.
  • Kısmi çalışma sürelerinin ücretsiz olarak artırılması denetlenerek, kanunlar tarafından öngörülen sürenin üzerine çıkması engellenir.
  • Kısmi süreli çalışmanın, işletme ihtiyaçları çerçevesinde uzatılma durumunda, haklar düzenli çalışan emsal işçinin hakları kadar olmalı.
  • Denetim ve takip mekanizmaları geliştirilmeli.

Kısmı süreli çalışma özellikle kadın işçiler üzerinden gündeme getiriliyor. Peki kadın işçiler kısmi süreli çalışmaya nasıl bakıyorlar? Kadın işçiler için artıları eksileri ne?

Kısmi süreli çalışma dünyada da bizde (henüz daha az) bir kadın çalışma biçimi olarak görülüyor, algılanıyor. Böyle algılanması cinsiyetçi iş bölümünün kadınlarla özdeşleştirdiği, çocuk ve yaşlı bakımı ile ev işleri ile bağlantılıdır. Sosyal devletin ortadan kaldırıldığı devletin bakım ve ev işleri sorumluluklarını ailelerin üzerine yüklediği yeni liberal politikalar çerçevesinde, kadınların emek piyasasındaki rolleri de yeniden tanımlandı diyebiliriz. Kısmi çalışma, çağrıya bağlı çalışma, mini işler hep bu süreçlerin ürünü. Avrupa İstatistik Kurumu verilerine 2015 verilerine göre Almanya’da 20-64 yaşları arasındaki kadınlarda kısmi süreli çalışma oranı yüzde 47 civarında görülüyor, erkeklerde ise bu oran yüzde 9 civarında.

Kısmi süreli çalışmanın vatanı olan Hollanda da erkekler arasında kısmi süreli çalışanların oranı yüzde 20 civarında. Biz de ise bu oran 2008 için Muzaffer Koç /İbrahim Görücü’nün verdiği rakamlara göre erkekler için yüzde 3.7 kadınlar içinse yüzde 9.8 oranlarında, kadınlarda oran yaşa göre artıyor. Türkiye’de rakamların düşük görülmesinin nedenini, uzmanlar kayıtsız dışı çalışma ile açıklıyorlar, bunun oldukça büyük etkisi olmuş olabilir, ama bir yandan da kadın istihdamı ülkede zaten düşük ve son 15 yıldır, AKP döneminde bir önceki emek sistemine yönelik saldırılar iyice yoğunlaştı ve esnek çalışma biçimlerinin çeşitli türleri tartışılmaya ve torba yasalarla gündeme gelmeye başladı.

Yönetmeliğin de yayınlanması ile birlikte kadınlara dayatılan kısmi çalışma biçimi artık uygulanabilir nitelikte. Yönetmelikle iki kadının çalışma hayatına ilişkin düzenlemeler var: İlki, doğum izni sonrasında her gün bir buçuk saat olan ve çocuk bir yaşına gelene kadar devam eden, emzirme izninden feragat ederek, ilk çocuk için 60 gün, ikinci çocuk için 120 gün, üçüncü çocuk için 180 gün olan “kısmi çalışma hakkını” kullanabilecek olan işçi kadın. İkincisi de onun çalışmadığı sürelerde kısmi süreli çalışan olarak yerini dolduracak kadın. İkinci kadının kısmi süreli çalışması doğrudan özel istihdam bürolarına yüklendiği için, bu çalışmadan doğan ücret ve yan hakları onlar belirleyecekler, yani kadınlar onların insafına kalmış vaziyetteler. Özel istihdam bürolarının kölelik koşullarında işçi çalıştırdığı ise bir gerçek.

Bir başka gerçek ise özellikle özel işletmelerde kadınların kısmi süreli çalışmalarının doğrudan doğruya patronların tekeline terk edilmesiydi. Nasıl mı şöyle? Kadınlar için kısmi zamanlı çalışma yönetmeliğin 4. Bölümü’nün 15. Maddesi’nin 1. Fıkrası’nda “Kısmi süreli çalışmanın belirlenen günlük haftalık çalışma süresi içerisinde yapılacağı zaman aralığı, o yerin gelenekleri, işçinin yapmakta olduğu işin niteliği ve işçinin talebi dikkate alınarak işveren tarafından belirlenir” Bu madde önümüzdeki dönemde işçi kadının çalışmasına dair tüm yönelimleri içeriyor neredeyse.

Yönetmeliğin “süresi, niteliği” bölümlerinde tanımlanan“ bir ay önce işçi kadın kısmi süreli çalışma isteğini ve bunu nasıl kullanmak istediğini işverene bildirir vs.” gibi ifadelerin tümünü geçersiz kılıyor öncelikle. İşçinin talebi kanun koyucu açısından üçüncü sırada yer alıyor. Kısmi süreli çalışmayı patron kendi kafasına göre uygulayacak, ama bunu uygularken öncelik de geleneğe verilmiş. Feci bir durum. Mesela işçi kadın “Ben bir gün öğleden sonra 10 saat ertesi gün 6 saat çalışayım, diyemeyecek, çünkü o yerin gelenekleri kadının akşam 22.00’dan sonra sokakta görünmesini kaldıramayabilir. Patron kadının isteğini değil, öncelikle erkekler dünyasının isteklerini göz önünde bulunduracak. Hem öyle evdeki erkek filan da değil, çevredeki erkeklik durumu kadının işinin şeklini ve içeriğini belirleyecek. Dedikodular biçiminde çalışan kadının hayatını küçük yerlerde zehir eden cinsiyetçi gelenekler, bu yönetmelikle, yasal olarak da onaylanmış hale geliyor yani. Alın size kısmi zamanlı çalışma demeye getiriliyor.

Anne olup çocuğuna bakmak isteyen kadınların bir kısmı bu çalışma biçimini tercih edebilirler. Özellikle iş yerlerinde kreş (artık pek çok işletme ve kurum bu durumda) olmayan kadınlar bu çalışma biçimini tercih edebilirler, ama bu durumda emzirme izinlerinden vazgeçmek zorundalar. Yoksul oldukları için düşük ücretli de olsa bir işyerinde düzenli bir biçimde çalışan işçi kadınlar, ne yapıp edip, bu işlerini sürdürmek istiyorlar, çünkü emekli olmak en büyük hayalleri. Petrol-İş Sendikasında, kısmi süreli çalışan kadınların en büyük şikayetlerinin kadroya alınmamak olduğu gözlemlerimiz arasında yer alıyor.

Yukarıda bahsettiğim Avrupa İstatistik Kurumu istatistiklerine göre kısmi süreli çalışan kadınların yüzde 29’u bu çalışmayı çocuklarına veya evde bulunan hastalarına bakmak için tercih ettiğini söylemişler. Kadınların yüzde 21 yine ailevi ve kişisel bazı sorunlar cevabını vermişler.  Kadınların yüzde 13’si düzenli iş olmadığı demiş. Erkeklerin kısmi zamanlı çalışmayı tercih etme nedenlerinin başında ise yüzde 24 oranı ile mesleki eğitimini devam ettirme isteği geliyor.

Bence kadınlar kısmi süreli çalışmayı tercih etmiyor, ona yönelmek zorunda kalıyorlar. Bu zorunluluğun altında yatan neden ise kapitalizm ile patriyarkanın hala devam eden, sağlam evliliğidir. Kadınların üzerinden bu yük alınınca, ki bu mevcut düzenlerde de mümkündür, kreş, gündüz bakım evleri açarsınız, teşvik verirsiniz, ev içi iş bölümünü değiştirirsiniz ve kadınların “kısmi zamanlı” çalışmayı istemesi için bir neden kalmaz geriye. Herkesin istediği işte istediği sürelerle çalışması, istediği zaman ise nakış işleyip, balık tutması, dinlenmesi ise tabii ki sistemin değişmesine bağlı…