Nuriye ve Semih için ‘ölüm riski’ uyarısı

Ankara Tabip Odası Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın ‘Ölüm riski’ ile karşı karşıya olduğunu belirtti

Ankara Tabip Odası, OHAL sürecinde KHK ile işlerinden ihraç edilmelerine karşı direniş başlatan ve 93 gündür devam eden açlık grevi eylemlerinin 76. gününde tutuklanan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın sağlık durumlarına ilişkin bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada Gülmen ve Özakça’nın ‘ölüm riski’ ile karşı karşıya oldukları belirtilirken, “Bizim hekim duyarlılığı ile yaptığımız önerileri ve uyarılarımızı dinlemeyenler; açlık grevcilerinin de en doğal hakkı olan ‘bireyin kendi doktorunu seçmesi’ talebini reddenler; ciddi sağlık risklerine ilişkin sorumluluğu üstlenecek midir?” ifadelerine yer verildi.

Ankara Tabip Odası’nın basın açıklaması şöyle:

Basına ve Kamuoyuna,

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, işlerine geri dönme taleplerine yanıt alamadıkları ve muhatap bulamadıkları için 92 gün önce, 9 Martta açlık grevine başladı. Halkın içinde gerçekleştirdikleri açlık grevlerine 23 Mayısta tutuklanmaları nedeniyle 17 gündür Sincan cezaevinde devam etmektedirler. Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumları, açlık grevine başladıkları günden gözaltına alındıkları güne kadar odamızca belirlenen bir heyet tarafından takip edilmekte idi. Ancak iki haftayı aşkın süredir odamızca muayeneleri yapılamadığı için kötüye giden sağlık durumları hakkında bilgi alınamamaktadır. Gülmen ve Özakça’nın sağlık kontrollerini yapmak üzere odamız tarafından Adalet Bakanlığı’na yapılan başvuru reddedilmiş bulunmaktadır. Sağlık sistemimize ilişkin mevzuatta sağlık sorunları olan her bireyin hekim seçme hakkı bulunmakta iken Gülmen ve Özakça bu haktan mahrum bırakılmış, ulusal mevzuata ve uluslararası sözleşme ve etik ilkelere aykırı şekilde güven temeline dayanan hasta hekim ilişkisi kesintiye uğramıştır. Bu noktada, odamızın Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumlarını takip etme talebini yineliyoruz. Açlık grevlerinin 92. gününde olan Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumlarıyla ilgili defalarca bilgilendirme yaptık ve tekrarlıyoruz: Gözaltına alınmalarından önceki son değerlendirmelerimizde ciddi kilo kaybı, kas–iskelet sistemlerinde ve sinir sistemi reflekslerinde zayıflama bulunmakta idi.

Tıbbi çalışmalar, açlık grevlerinin 90. gününden sonra; Şiddetli karın ağrısı, yüksek riskli ve ilerleyici kilo kaybı, kas doku yıkımı, böbrek fonksiyonlarında belirgin bozulma ve buna bağlı kan elektrolit değerlerinde dengesizlik, kan elektrolit değerlerindeki bozulmaya bağlı kas kontrolünün ortadan kalkması, kalp ritminde düzensizlik, kalp kası yıkımı, kas ve kemik ağrıları, vücut ısı kontrolünün bozulmasına bağlı hipotermi, kan hücre sayısında belirgin düşme, bağışıklık sisteminde ciddi zayıflama ve ölümcül enfeksiyonlara karşı düşkün hale gelme, çoklu organ yetmezliği gibi durumların ortaya çıkabileceğini ve geri dönüşümü mümkün olmayan sekellerin gelişebileceğini ortaya koymaktadır.

Açlık grevcileri Gülmen ve Özakça’nın sağlık açısından en çok ilgiye, biyo-psiko-sosyal desteğe ihtiyaç duyduğu ve hassas bakıma muhtaç oldukları bu aşamada cezaevi koşullarında bulundurulmaları, açlığa ek olarak tutuklu olmanın fiziksel ve psikolojik stresini yaşamaya mahkum edilmeleri tıbbi açıdan kabul edilemez bir durumdur. Diğer yandan Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumlarında her an çok dramatik bir değişiklikle tedavisi imkansız sekel veya ölüm meydana gelmesi riski olduğu gün gibi ortadadır. Çok daha basit sağlık sorunları ile insanlar tahliye edilirken sağlık yönünden cezaevlerinde kalması çok büyük riskler barındıran insanlardan ikisi olan Nuriye ve Semih için bürokrasinin çözüm arayışı içinde olmaması anlaşılır değildir. Bizim hekim duyarlılığı ile yaptığımız önerileri ve uyarılarımızı dinlemeyenler; açlık grevcilerinin de en doğal hakkı olan “bireyin kendi doktorunu seçmesi” talebini reddedenler; ciddi sağlık risklerine ilişkin sorumluluğu üstlenecek midir?

Yaşanan bu süreçte Nuriye ve Semih’in tecrit edilmesiyle sorunun çözülmesi planlanmaktaysa, görünen odur ki sorunlar çözülmek yerine daha da işin içinden çıkılmaz hal almaktadır. 23 Mayıs’tan beri Esra Özakça ve Sultan Özakça da açlık grevlerine başlamış, aynı heyetin de sağlık yönünden takibini talep etmişlerdir. İki kişide de kilo kayıpları başlamış, Sultan Özakça’ da sürekli devam eden baş ağrısı bulunmaktadır. Ayrıca Yüksel Caddesinde polis müdahalesinde kullanılan gaz ile oluştuğunu ve arttığını belirttikleri sürekli mide bulantısı, kusma ve ishal şikayetleri günlerdir devam etmektedir. Bu durumu Kimya Mühendisleri Odası ile birlikte inceliyoruz.  Sağlıkları için de mevcut sınırlılıklarımızla yöntemler bulmaya çalışıyoruz. Kimyasal silah olan ve hem Türk Tabipleri Birliği hem de Dünya Tabipler Birliğinin hangi koşulda olursa olsun kullanılmaması çağrısı yaptığı bu gazlar için de bir kez daha yetkilileri uyarıyoruz.

Evrensel insani değerlerin ve hekimlik mesleği etik kurallarının bize yüklediği sorumlulukla bir kez daha tutuklama kararının arkasındaki tüm sorumlulara sesleniyoruz: Tutukluluk ve cezaevi koşulları, hastanın hekim seçme özgürlüğünün kısıtlanması ve sağlık emekçilerinin önerilerinin dikkate alınmamasının, telafisi mümkün olmayan zararlara neden olmaktan hatta ölüme kapı aralamaktan başka bir şeye yaramayacağı aşikardır. Sizleri, tüm reel ideolojilerin, kültürlerin ve inançların ortak kutsalı olan yaşam hakkına saygıya ve bu bağlamda Gülmen ve Özakça’nın yaşaması için çözüm üretmeye davet ediyoruz.

Saygılarımızla…