OHAL yöneticilere yaradı: BİMER’e başvurdu diye sendika temsilcisine sürgün

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Eşrefpaşa Hastanesi’nde Tüm Bel-Sen işyeri temsilcisi olan ve başhekimliğin keyfi tutumu ile mobinge maruz kalarak sürgün edilmek istenen memur Ulaş Ağar’a destek açıklaması yapıldı.

OHAL sürecinde kamu kurumlarında açığa almalar, KHK’lar eliyle meslekten ihraç edilmelere bir de yöneticilerin keyfi tutumları ekleniyor. Onbinlerce kamu emekçisi herhangi bir soruşturma süreci geçirmeden işlerinden ihraç edilmişken bir hukuksuzluk örneği de İzmir Eşrefpaşa Hastanesi’nde başhekimlik eliyle yaşandı. umutsen.org‘un haberine göre; Tüm Bel-Sen 1 Nol’lu şube hastane önünde bir basın açıklaması yaparak, ‘’Büyükşehir ve bağlı kuruluşlarında pek çok birimde karşılaştığımız bu keyfi tutumlara Eşrefpaşa Hastanesi’nde bir yenisi eklendi. İşyeri temsilcimiz Ulaş AĞAR hali hazırda sürdürmekte olduğu görevinden alınarak hastane dışındaki bir başka birime gönderilmek istenmektedir. Bu görev değişikliğine neden lüzum görüldüğü sorusuna yanıt aradığımızda ise kurumsal, somut ve geçerli sebepler ortaya konulamamıştır. Eşrefpaşa Başhekimi Ali Serdar PEDÜKCOŞKUN bu görev değişikliğinin nedenini kendisine sorduğumuzda işyeri temsilcimiz ile ‘artık çalışmak istemediğini’ ifade etmekle yetinmiştir. Bununla birlikte Ulaş AĞAR’ın kurumdan BİMER üzerinden başvuruda bulunarak bilgi almak istediğini ve ‘bunun kabul edilemez olduğunu’ beyan etmiştir‘’ dedi.

Ağar’ın BİMER’e başvurmadığını, başvurmuş olsa bile bunun temel bilgi alma hakkı olduğunu belirten sendika, sosyal belediyecilik görüntüsünün gerçeği yansıtmadığını ifade ederek ”Büyükşehir ve bağlı kuruluşlarında çalışan kamu emekçileri ve işçiler artık tebaa muamelesi görmekten usanmışlardır. Bu durumu değiştirmek üzere çalışanlara nesne muamelesi yapanlara hakları, bilinçleri ve örgütlülüğü olan bir özne olduğumuzu göstereceğiz. Kendisini dışa dönük “sosyal belediye” olarak sunan bir kurumun, çalışanlar söz konusu olduğu zaman “geleneksel belediye” haline dönmesine müsaade etmeyeceğiz’’ uyarısında bulundu.

Hastanenin keyfi tutumunun teşhir edildiği eyleme Eşrefpaşa Hastanesi’nde çalışan kadrolu ve taşeron işçiler destek verdi.

Açıklamanın tam metni:

SÜRGÜN UYGULAMALARINA GEÇİT VERMEYECEĞİZ!

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşlarında hizmet üreten kamu emekçilerinin sorunları derinleşiyor. 4 milyonu aşkın insanın yaşadığı İzmir’de her yurttaşa temas eden, her sektörde, her alanda hizmet üreten altı bini aşkın kamu emekçisinin yaşadığı sorunlar çözülmek bir yana bu sorunlara her gün bir yenisi ekleniyor. Temel taleplerimizi, giderek yakıcılaşan sıkıntılarımızı görmezden gelen yahut sorunlarımıza günübirlik, kadük, geçici çözümler üretmeye çalışan Büyükşehir idaresi tüm bu yaklaşımı ile bir dizi yanlış mesaj yayıyor. Büyükşehir ve bağlı kuruluşlarının kendisi hakkında yaydığı “emekçi dostu”, “çalışan dostu” mesajlarının aksine çalışanları ve iradelerini yok sayma eğilimi çalıştığımız kurumların en tepesinden en alt birimine kadar yayılıyor. Bu eğilim kamu emekçilerinin işyerlerinde keyfi tutumlarla karşılaşmasına alan açıyor, cevaz veriyor.

Büyükşehir ve bağlı kuruluşlarında pek çok birimde karşılaştığımız bu keyfi tutumlara Eşrefpaşa Hastanesi’nde bir yenisi eklendi. İşyeri temsilcimiz Ulaş AĞAR hali hazırda sürdürmekte olduğu görevinden alınarak hastane dışındaki bir başka birime gönderilmek istenmektedir. Bu görev değişikliğine neden lüzum görüldüğü sorusuna yanıt aradığımızda ise kurumsal, somut ve geçerli sebepler ortaya konulamamıştır. Eşrefpaşa Başhekimi Ali Serdar PEDÜKCOŞKUN bu görev değişikliğinin nedenini kendisine sorduğumuzda işyeri temsilcimiz ile “artık çalışmak istemediğini” ifade etmekle yetinmiştir. Bununla birlikte Ulaş AĞAR’ın kurumdan BİMER üzerinden başvuruda bulunarak bilgi almak istediğini ve “bunun kabul edilemez olduğunu” beyan etmiştir.

izmir1

Bilgi edinme idarenin kurduğu ve kurmakta olduğu işlemler ve eylemlerle ilgili bireylerin bilgi almasını ve belgeleri elde etmesini öngören temel bir insan hakkıdır. Bilgi edinmenin temel amacı, idarenin alacağı kararları hukuka uygun bir şekilde etkileyebilmesi için, kişinin bilgilenmesini sağlamaktır. Bir insan hakkı olarak tarif edilen bir kavramın Başhekimlik nezdinde bir çalışanın görevinden alınarak başka bir birime gönderilmesi konusunda gerekçe oluşturması ise Başhekimliğin kamuya, çalışanlara ve haklara yaklaşımı konusunda esaslı bir veri sunmaktadır.

Kaldı ki işyeri temsilcimiz Ulaş AĞAR’ın BİMER’e herhangi bir başvurusu olmadığı bu gerekçenin ifade edilmesinden sonra hızla açığa çıkmıştır. Bilgi Edinme Kanunu kapsamında bir evrakla ilgili olarak, işyeri temsilcimiz Ulaş AĞAR tarafından  22.02.2017 tarihinde 294 sayı numaralı evrakla ilgili İBB Eşrefpaşa Hastanesi Özlüğünden bilgi istenmiş, fakat özlük tarafından başvuru sanki BİMER’e yapılmış gibi gösterilmiştir.

Başhekimliğin keyfi tutumuna güya gerekçe oluşturan bu yanlış bilgi de ortaya konulmuş ve düzeltilmiş olmasına rağmen bu keyfi görev değişikliği konusundaki yanlıştan dönülmemiştir.

Ortada bir değil birden fazla yanlış vardır. Ne bilgi edinmek için başvuru yapılması ne de açıkça ifade edilmeyen bir başka sebep, bırakalım bizim yahut bir başka sendikanın işyeri temsilcisini, herhangi bir çalışanın bile keyfe keder biçimde yerinin değiştirilmesine gerekçe olamaz. Aksi halde bu kurumlardaki çalışanlar hakları, bilinçleri, iradeleri olan birer birey değil, kapıkulu olarak görülüyor demektir. Üstelik bu somut durumda ne iddia edildiği gibi bir BİMER başvurusu vardır ne de açık-somut bir başka neden. O halde ortada Başhekimliğin subjektif görüşlerine dayalı bir karardan başka bir şey yoktur. Kendi öznel gerekçeleri ile çalışanların çalışma yerlerini değiştirmenin adı sürgündür, bunun bir başka adı da yoktur.

Görev yeri değişikliği olarak sunulan ama esası sürgün olan bu uygulama tümüyle yanlış olduğu gibi yasalara da aykırıdır. Nitekim 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 18/2 maddesinde, “Kamu işvereni, işyeri sendika temsilcisi, sendika il ve ilçe temsilcisi ile sendika ve sendika şube yöneticilerinin işyerini sebebini açık ve kesin şekilde belirtmedikçe değiştiremez” hükmü gün gibi ortadadır.

Dolayısı ile bu karar daha baştan yanlıştır. Bu yanlıştan ivedilikle dönülmelidir. Bu yanlıştan dönülmediği takdirde sendikamız hızla yasal süreci başlatacağı gibi, bu ve benzer tutumları her platformda teşhir edecek, fiili ve meşru mücadele hattımız çerçevesinde bu uygulamalara karşı koyacaktır. Konfederasyonumuz KESK’in ve sendikamız Tüm Bel-Sen’in idare kim olursa olsun tutumu budur, bu olmuştur.

Büyükşehir ve bağlı kuruluşlarında çalışan kamu emekçileri ve işçiler artık tebaa muamelesi görmekten usanmışlardır. Bu durumu değiştirmek üzere çalışanlara nesne muamelesi yapanlara hakları, bilinçleri ve örgütlülüğü olan bir özne olduğumuzu göstereceğiz. Kendisini dışa dönük “sosyal belediye” olarak sunan bir kurumun, çalışanlar söz konusu olduğu zaman “geleneksel belediye” haline dönmesine müsaade etmeyeceğiz.

Büyükşehir idaresine çağrımız; tüm açıklığı ile ortaya koyduğumuz bu yanlışa zımnen destek olunmaması, yanlıştan dönme erdemi gösterilmesi, sürgün olarak anlaşılacak uygulamalara cevaz verilmemesi yönündedir.

Bu sürecin takipçisi olacağımızı başta üyelerimiz, duyarlı çalışma arkadaşlarımız, işçi dostlarımız olmak üzere tüm çalışanlara ve kamuoyuna beyan ederiz…

SÜRGÜNLERE GEÇİT VERMEYECEĞİZ!

KEYFİ TUTUMLARA, BASKILARA SON!

KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ!

Yorum Yazın