ÖZEL | Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi: “Okulumuzda baskı ve muhbirlik var”

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) Afrin’e girmesinden sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde lokum dağıtan grubu protesto eden üniversitelilere yönelik operasyonlar devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “O komünist, o vatan haini terörist gençlere üniversitede okuma hakkı vermeyeceğiz” demesi üzerine birçok üniversitelinin hedef gösterildiği, işkenceyle gözaltına alındığı Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan baskıları üniversiteden bir öğrenciyle konuştuk.

19 Mart Pazartesi günü, Boğaziçi Üniversitesi’nde Türkiye’nin Afrin’e yönelik operasyonlarını destekleyen bir grubun kampüste lokum dağıtması üzerine, barış isteyen öğrenciler “İşgalin, katliamın lokumu olmaz” diyerek grubu protesto etti. Olaydan 3 gün sonra, 22 Mart Perşembe günü sabah saatlerinde eyleme katılan öğrencilerin bir kısmı ev baskınlarıyla gözaltına alındı. Aynı gün, yapılan gözaltıları protesto etmek için okulda toplanan öğrencilere karşı saldırıda bulunan çevik kuvvet polisleri, birçok öğrenciyi işkenceyle gözaltına aldı. Boğaziçi Üniversitesi’ne yönelik olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz gün Samsun’da yaptığı konuşmasında “O komünist, o vatan haini terörist gençlere üniversitede okuma hakkı vermeyeceğiz.” diyerek öğrencileri hedef gösterdi. Erdoğan’ın sözlerinden sonra art arda yapılan sabah baskınlarıyla 17 öğrenci gözaltına alındı.

boğaziçi üni lokum ile ilgili görsel sonucu

Boğaziçi Üniversitesi öğrencisine, üniversiteye yönelik baskıların ne zaman başladığını sorduğumuzda, sürecin, “kayyum rektör” Mehmed Özkan’ın gelmesiyle birlikte bütün özgürlük alanlarında ufak ufak kısıtlamalarla başladığını söyledi. Öncelikle Sosyal Bilimler Kulübü ya da LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü gibi bazı kulüplerin etkinlikleri yasaklandı. Bu kulüplerin etkinlikleri yasaklanırken tabii ki muhbirler yine ön plandaydı.” dedi. “Kayyum’un gelmemesi için çok fazla protesto yapıldı, hocalar ve öğrenciler arasında gerilimler dahi yaşandı. Ancak hiçbir işe yaramadı. Geçen sene Sosyal Bilimler Kulübü’nde yapacağımız bir etkinliğe Can Dündar’ı çağırmak istediğimizde milletvekillerine varıncaya kadar birçok insanın müdahalesiyle etkinlik iptal edildi” ifadelerini kullandı.

“Medya sadece tek bir noktaya odaklanmış durumda”

19 Mart’ta polisin öğrencilere saldırdığı Afrin protestosunun nasıl gerçekleştiğini sorduğumuzda “Bir grup öğrenci okulda Afrin için lokum dağıtmaya kalkıştı. Muhalif öğrenciler ise buna tepki gösterince arbede yaşandı. Fakat ana akım medya, lokumların yerlerde süründüğü anlar gibi olayın uç noktalarına odaklandı.” dedi. Ek olarak, “Ben Boğaziçi’ndeki bu saldırılara; Boğaziçi’ndeki birçoğu apolitik olan insanın bizim gibi bakmadığını düşünüyorum. Çoğu insan Afrin operasyonlarının ne anlama geldiğini bilmiyor. En başta sıkıntılı olan konu da bu. Politikaya meraklı olmayan bir insanın anlaması çok zor geliyor bana.” açıklamasını yaptı.

“Okulda sürekli bir baskı ve ‘muhbirlik’ var”

Üniversitede “muhbirliğin” olduğunu vurgulayan üniversiteli, “Okulda, bizim kim olduklarını bilmediğimiz ve çoğunlukla AKP’lilerden oluşan “Perinçekçiler”den bir grup ve Boğaziçi İslam Araştırmaları Kulübü (BİSAK) var. Halihazırda bu kişilerin okulda sürekli muhbirlik yaptığını düşünüyoruz. Okulda olup biten her şeyi ihbar ediyorlar. Biz okul içinde BİSAK ile TGB’nin bir ortaklık içinde hareket ettiğini düşünüyoruz. Ortada planlı bir ortaklık var ve bu şekilde okul içindeki gruplar arasında çatışmalar sürekli devam ettiriliyor.” dedi.

“Öğrencilerin geneli, üniversiteyi bir hedef tahtası haline getirenlerin lokum dağıtanlar olduğunu düşünüyor.”

Öğrenciler, saldırıdan sonra okuldaki durumu anlattıklarında, “Bir şeyler yapmaya gayret edeceğiz ancak genel olarak okulda ve öğrencilerde umutsuz bir hava hakim. Gözaltına alınan arkadaşlarımız için endişe ediyoruz çünkü kimse ne olacağı konusunda net bir şey bilmiyor. Onlar hakkında herhangi bir haber alamıyoruz. Sosyal medya üzerinden de biz öğrencilere yönelik bir tehdit ve linç kampanyası örülüyor. Bu konuda konuşan, çizen herkese büyük tehditler savruluyor. Öğrencilerin geneli, Boğaziçi Üniversitesi’nin prestijinin bozulmasından rahatsız ve üniversiteyi bir hedef tahtası haline getirenlerin lokum dağıtanlar olduğunu düşünüyor.” dedi.

Gazete Hayır