Sağlık Ağızdan Başlar – Dr. Hülya Şen

Bugün İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’ne gittim. Tramvaydan “Çapa” durağında iniyorsunuz karşınızda Tıp Fakültesi… Yokuştan aşağı inerken Tıp Fakültesi’nin bölümler halinde farklı binalarda yaygın olarak yerleştiğini görüyorsunuz. Yokuşun sonunda da Diş Hekimliği Fakültesi var. Tabelalarında “Çapa” yazmıyor ama semt ile öyle özdeşleşmişler, tarihi dokuya öyle sinmişler ki herkes burayı Çapa Tıp/Çapa Diş diye biliyor.

Deprem İstanbul’u tekrar uyardı. Fakülteyi sallamakla kalmamış görünüyor. Hatta içindeki öğrencileri bile dağıtmış (!) durumda. Eski binanın depreme dayanıksızlığı biliniyordu. Fakülte hocaları bir gün İstanbul’da deprem olacağı gerçeğiyle zamanında çözüm önerilerini de yetkili makamlara sunmuş fakat ilgilenen olmamıştı. Şimdi bir kez daha sallanınca fakülteyi apar topar boşaltma kararı almış Valilik. ”Boşaltın” demiş başka bir şey dememiş.

İlk kez geldiğim için sora sora buluyorum Diş Hekimliği’ni. İlk sorduğum görevli benim hasta olduğumu sanıyor. Kapalı orası, diyor. “Deprem yüzünden boşaltıldı”. “Hasta değilim, bir arkadaşımı ziyarete geldim” diyorum. “Valla kimi bulursun bilmiyorum. Çoğu işe gelmedi” diye cevaplıyor beni. Diş Hekimliği’ne yaklaştığımda formalarından çalışan olduğunu anladığım bazı kişiler bekleşiyor. İki kadınsa ağlıyor. Neden ağladıklarını sormaya yöneldiğim esnada geç kalıyorum, yerlerinden ayrılmak üzere kalkıyorlar. Diğer bekleyenler binayı boşaltma kararı olduğunu ama kendilerine hiçbir açıklama yapılmadığını, o yüzden ne yapmaları gerektiğini bilmediklerini söylüyor. Sadece bekliyorlar.

İçeri girince bir huzursuzluk insanı sarıyor. Öğrenciler yok, hastalar yok. Hocalar kalmış yalnızca. Tek tük de personel… İnsanlar odalardan odalara geçip birbirine sürekli soru soruyor ama kimse cevapları bilmiyor. Her kapının önünde bir yığın var. Odalardan koridora fırlatılıp atılmış gibi duran yazılar, evraklar, kitaplar, anılar, yıllar… Herkes bu yığınlar gibi mutsuz; kendilerini kapının önüne konuluvermiş, unutulmuş, terk edilmiş hissediyor.

Hocalar şahsi eşyalarını toplamışlar ama kalanlar ne olacak, böyle apar topar nasıl taşınılacak? En önemli soru da nereye gidilecek? Hiçbirinin cevabı yok. Bu karmaşa içinde benim de sorularım var anlamaya çalışıyorum ama susuyorum.

“Sağlık ağızdan başlar” diyor hocalarım. O yüzden dünyada diş hekimliği fakülteleri hep tıp fakülteleri ile yan yana. Birlikte akademik çalışmalar yürütüyorlar. Bu yüzden tıp fakültesinden ayrılmak istemiyorlar. Çapa’dan da ayrılmak istemiyorlar. Yerinde dönüşüm ile kısa süreli prefabriklere geçerek dağılmadan parçalanmadan krizi atlatmayı umuyorlar. Ellerinde projeleri var. Konuşmak, tartışmak ortak akılla bir çözüm bulmak gayretindeler. Bu yüzden 9 Ekim’de “Fakültenin Geleceği” gündemli Olağanüstü Genel Akademik Kurul olarak toplanıyorlar.