Siber Soğuk Savaş mı? – Funda Başaran (Gazete Duvar)

Soğuk Savaş döneminin casusluk öykülerine, yüksek teknoloji ve internet hayatımıza girdiğinden bu yana epik öykülerin kahramanı olan hackerlar dahil olduğu için heyecan uyandırıcı. Ancak aynı zamanda da bu öyküyle dünyanın en güçlü ülkesi ABD başkanlık seçimleri şaibeli hale geliyor, Trump da bütün milliyetçi, ırkçı çıkışlarına rağmen, Rusya’nın desteğiyle başkanlığı kazanmış görünüyor.

ABD’de Trump’ın başkan olduğu 2016 seçimleri öncesinden başlayan Rusya’nın ABD başkanlık seçimlerini etkileyip etkilemediğine dair tartışmalar sürüp gidiyor. ABD’nin en güvenilir gazeteleri bu konuda yazılar yayınlıyorlar.

“RUSYA’NIN KARANLIK SANATLARI”

2017 yılının Pulitzer ödüllerinden birisi de bu konuyu ele alan “Rusya’nın Karanlık Sanatları” başlıklı yazı dizisi nedeniyle New York Times’a verildi. Pulitzer jürisi, “Putin’in ‘suikasttan çevrimiçi tacize ve muhalifler hakkında suçlayıcı deliller üretilmesine’ kadar uzanan ‘teknikler’ kullanarak uluslararası ilişkileri etkileme ve Rusyayı bir süper güç haline getirme çabalarını” açığa çıkardığı için bu ödülü New York Times’a verdiğini ifade etti.

“Rusyanın Karanlık Sanatları” yazı dizisi bir yıl önce başladı ve troll ordularının yükselişi, stratejik dezenformasyon, Rusya’nın 2016 seçimlerine siber saldırılar yoluyla müdahalesi gibi konuları içeren yazılardan oluştu. Dosyadaki makalelerden birisi de “Mükemmel Silah: Rus siber güçleri ABD’yi nasıl işgal etti” başlığını taşıyordu. 13 Aralık 2016 tarihinde yayınlanan makale, 2015 Eylül ayında DNC (Demokratik Ulusal Komite) bilgisayar sisteminin “the Dukes” isimli ve Rusya hükümeti ile ilişkili olduğu iddia edilen bir siber casus grubu tarafından ele geçirilmesinin anlaşılmasıyla başlıyordu. Aynı grup daha önce ABD’nin Beyaz Saray’ın e-posta sisteminin de aralarında olduğu en iyi korunan bilgisayar ağlarına sızmıştı.

DNC’nin teknik destek elemanlarının, özel ajanların kişisel tanıklıklarının yer aldığı yazı, bu olayı, 2016 başkanlık seçimlerine yönelik bir siber casusluk ve enformasyon savaşının ilk işareti olarak ele alıyordu. Tarihte ilk defa bir dış gücün ABD başkanlık seçimlerine müdahalesinin söz konusu olduğunu da ekliyordu. DNC’nin teknik destek elemanlarının, özel ajanların kişisel tanıklıklarının yer aldığı yazı, bu olayı, 2016 başkanlık seçimlerine yönelik bir siber casusluk ve enformasyon savaşının ilk işareti olarak ele alıyordu. Tarihte ilk defa bir dış gücün ABD başkanlık seçimlerine müdahalesinin söz konusu olduğunu da ekliyordu. Bu işaretin alınmasıyla birlikte de Obama yönetimi verilebilecek en iyi tepkiyi verdi ve sonu gelmeyen siber saldırılara karşı bir mücadele programını yürürlüğe koydu. Ancak makaleye göre bu mücadele programı Rusya’nın siber saldırılarını gerektiği denli ciddiye almadı ve Rus hacker’lar neredeyse yedi ay boyunca DNC bilgisayar sisteminde serbestçe faaliyetlerini sürdürdüler. Bu arada da DNC dışında hedefler üzerinde çalışmaya başladılar. Bu hedeflerden birisi de Hillary Clinton’ın seçim kampanyasını yöneten John D. Podesta’nın kişisel e-posta hesabıydı.

 WIKILEAKS BİR KEZ DAHA HEDEFTE 

2016 yaz aylarında Hillary Clinton’a ve Demokratlara ait kişisel e-postalar ve gizli dokümanlar Wikileaks ve diğer web siteleri tarafından yayınlanmaya ve dolayısıyla da Amerikan medyası tarafından haberleştirilmeye başlandı. Makaleye göre bu e-postalar ve gizli dokümanlar Rusya gizli servisi tarafından elde edilmiş ve Wikileaks’e servis edilmişti. Makalenin devamında Rusya’nın başka ülkelerdeki benzer faaliyetleri ele alınıyor, böylesi bir politik suikasta uğramanın anlamı sorgulanıyor, bunun ulusal bir mesele olduğu ve Demokrat-Cumhuriyetçi ayrımı yapılmaksızın bu konuyla mücadele edilmesi gereğine dair bazı görüşler aktarılıyordu. Cozy Bear ve Fancy Bear isimli iki Rus hacker grubunun ve Guccifer 2.0 isimli Romanyalı olduğu iddia edilen hacker’ın da adının anıldığı makalede, bütün bu süreçte Wikileaks ve Jullian Assange’ın doğrudan Hillary Clinton ve onun kampanyasına düşmanca davrandıkları da ekleniyordu.

Rusya’nın siber eylemlerini ele alan yazılardan bir diğeri 2016 yılının Kasım ayında Washington Post gazetesinde çıkan “Rusya’nın propaganda çabaları seçimler süresince fake haberlerin yayılmasına yardımcı oluyor” başlıklı haberdi. Haber kendilerine PropOrNot adını veren bir grubun web sitesinde yayınlanan imzasız bir rapora dayandırılıyordu. Bu anonim rapora göre Rusya tarafından üretilen yalan ve yanlış haberler, milyonlarca Amerikalıyı aldatıyordu. Raporda Truthout, Black Agenda Report, Naked Capitalism, Antiwar.com gibi Clinton karşıtı sol ve eleştirel siteler ve Wikileaks bu Rusya tarafından üretilen yalan haberlerin yaygınlaştırıldığı platformlar olarak listeleniyordu.

SİBER SOĞUK SAVAŞ

Bunların ardından, CIA (Amerikan Merkezi İstihbarata Teşkilatı), FBI (Federal Soruşturma Bürosu), NSA (Ulusal Güvenlik Ajansı) 6 Ocak 2017 tarihinde “Son ABD seçimlerinde Rusya’nın eylem ve niyetlerini değerlendirme” başlıklı bir rapor yayınladılar. Raporda “Rusya’nın 2016 ABD başkanlık seçimlerini etkilemeye yönelik çabaları, Moskova’nın ABD liderliğindeki liberal demokratik düzeni baltalamaya yönelik uzun süredir devam eden arzusunun en son tezahürünü temsil etmektedir; ancak bu eylemler, öncekilere kıyasla doğrudan olması, etkinlik düzeyi ve kapsamı açısından görünür bir tırmanış göstermektedir” ifadesi yer aldı ve Rusya Devlet Başkanı Putin tüm bu eylemlerin emrini veren kişi olarak ilan edildi.

Raporda, Rusya’nın ABD seçimlerini etkilemek üzere gerçekleştirdiği eylemler arasında Kremlin yanlısı sosyal medya hesaplarının #DemocracyRIP etiketiyle başlattığı Twitter kampanyası, ABD’nin eyalet ve yerel düzeydeki seçim kurullarına yönelik siber saldırılar, Demokrat Parti üyelerinin sosyal medya hesapları, e-postalarına dönük siber saldırılar, DNC’nin de (Ulusal Demokratik Komite) aralarında olduğu ABD’nin başlıca düşünce kuruluşları ve lobi gruplarının bilgilerini sızdırma, Guccifer 2.0 adıyla eylem yapan Romanyalı olduğunu iddia eden hacker, DCLeaks.com ve Wikileaks aracılığı ile bu sızdırılan bilgilerin yayınlanması, Russian Today ve Sputnik gibi uluslararası medya kuruluşlarının kampanyayı etkilemek üzere Kremlin mesajlarını servis etmesi, Rusya’nın devlet medyasının Trump lehine ve Clinton aleyhine yaptığı haberler, sosyal medya trollerinin para karşılığı kiralanarak seçimleri etkilemek üzere kullanılması üzerinde duruldu. Rapora göre bütün bunlar Rusya’nın Soğuk Savaş döneminden bu yana ABD iç siyasetini etkilemek üzere gerçekleştirdiği casusluk etkinliklerinin bir parçasıydı.

YENİ CASUS ÖYKÜSÜ

Bu öykü kabul edilmeli ki oldukça heyecan uyandırıcı. Soğuk Savaş döneminin casusluk öykülerine, yüksek teknoloji ve internet hayatımıza girdiğinden bu yana epik öykülerin kahramanı olan hackerlar dahil olduğu için heyecan uyandırıcı. Ancak aynı zamanda da bu öyküyle dünyanın en güçlü ülkesi ABD başkanlık seçimleri şaibeli hale geliyor, Trump da bütün milliyetçi, ırkçı çıkışlarına rağmen, Rusya’nın desteğiyle başkanlığı kazanmış görünüyor. Yani öykünün tüm unsurları neredeyse tamam.

Ama diğer yandan öykünün gözden kaçırılmaması gereken bir noktası var: eskiden çok bilindik olan ama 90’larla birlikte unutulmaya yüz tutan bir motif bu öyküde tekrarlanıyor. Bütün solcuların, eleştirellerin, muhaliflerin Rusya’nın maşası olduğu motifi…

Tam da bu motif nedeniyle, bu haber ve makalelerin bir olgunun ortaya koyulması olarak değil, Rusya’nın siber eylemlerine karşı ABD’nin siber eylemlerinin öyküsü olarak okunması gerekiyor. Ve bu yüzden de bu pilav daha su kaldırır görünüyor. Ancak bu pilav su kaldırırken, sanki dünyada gazetecilik konusunda örnek olarak gösterilen bir dizi gazete ve haber kuruluşunu da gözden düşürürmüş gibi görünüyor.

Bu yazı ilk olarak Gazete Duvar’da yayınlanmıştır.

http://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2017/06/27/siber-soguk-savas-mi/