Sol Popülizm Üzerine – Orhan Bilikvar

Zamanımız Türkiyesini anlamaya çalıştığımızda AKP iktidarının tarihi boyunca popülist söylemi kullandığını kolaylıkla söyleyebiliriz. Başlangıçta bu, “Cumhuriyet elitlerine” karşı halkın liderinin mücadelesi olarak formüle edilmişti. Günümüzde biraz biçim değiştirerek bürokrasi, iç ve dış düşmanların odaklandığını söyleyebiliriz.

Son büyük kriz (2008) sonrasında diğer ülkelerde de benzer söyleme sahip liderlerin iktidara geldikleri veya en azından güçlendikleri görüldü. Sanırım en ünlüsünün Trump olduğu söylenebilir.

Sosyalistler olarak bizi öncelikle ilgilendiren, büyük ekonomik krizin ardından solun(1) değil, sağ popülist hareketlerin yükselmesidir.

Amacımız; bir söylem ve tutum olarak popülizmin nasıl sosyalist sola eklemlenebileceğini tartışmaya açmaktır.

Gündelik yaşamdaki kullanımıyla popülizmin; politikacıların gerçekleştiremeyecekleri vaatleri önermesi olarak algılandığını söyleyebiliriz. Ancak biz popülizm kavramını; “halkın yaşanmakta olana tepkisinin, öfkesinin yönetilmesi” olarak ele alıyoruz.

Politikacıların gerçek dışı vaatleri de yönetilme gereksiniminin bir sonucudur. Varolan sistemin politikacılarının normal söylemlerinin halkta karşılık bulmaması, bir etki yaratmamasıdır. Bunun nedeni yaşanmakta olan gerçekliğin gücünün, söylemleri aşmasıdır.

Burada popülizmin varlığı ile egemen sistemin (yeniden üretiminin) krizi arasında bağ olduğunu görebiliriz. Sağ popülizm; krize giren sistemin temel kodlarını saklı tutarak revize etme çabasını temsil eder. Aynı zamanda “halk” olarak kodlanan kesimlerin öfkesini, elitlere yönlendirerek yönetir. Genellikle “elitler”, tasfiye edilecek kesimlere karşılık gelecektir.

Trump’ın başlangıç dönemini ele alırsanız, “elitlerin” küresel finansın politik temsilcileri olduğunu söyleyebiliriz. ABD alt ve orta sınıflarının öfkesi, yaşadıkları yıkımın yaratıcılarına kolaylıkla yönelmişti.

Sol popülizm, sistemin temel kodlarının saklanmasını değil, değiştirilmesini yani öfkenin bizzat kaynağa yönlendirilmesini hedefleyecektir. Bunun için, sistemin temel dişlilerini, yani şirketleri ve rantiyeyi öfkenin eliti yapmak zorundadır.

Sosyalist politikalara alan açacak popülist sol bir söylem ancak şirket ve rantiye düşmanlığı üzerinden kurgulanabilir.

Evet bu bir düşmanlığın üretilmesidir. Hak etmediklerini kim söyleyebilir?

1- Yazıda “sol” olarak kastettiğimiz, düzen dışı sosyalist oluşumlardır

Orhan Bilikvar