Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu, tarih boyunca var olan ezen-ezilen ilişkilerine değinerek, işçi sınıfı tarihinin henüz toy olduğunu ve sınıf mücadelesinin günün çelişki ve çatışma koşulları içerisinde sürekli güncellenmesi gerekiğini ifade etti. Konuşmasında dünya ve Türkiye’de sınıf mücadelesinin yükseldiği tarihsel dönemlere değinen Aksu, Lyon dokuma işçilerinin birbiri ardına gelen ayaklanmalarına, Paris Komünü ve Sovyet Devrimi’ne; Türkiye’de Saraçhane Mitingi’ne, 15-16 Haziran direnişine, 1980 faşist darbesine kadar sınıf mücadelesinin izlediği seyre dair düşüncelerini paylaştı. Türkiye’de devrimciliğin, 1971 yılında Denizlerin, Mahirlerin ve İbrahimlerin gerçekleştirdiği kopuş ve devrimci yaşamla anlamlandırılabileceğini belirten Aksu, ‘’Bu isimler mücadelenin her tarafında yer aldılar. Hem teorisini yazdılar hem işçileri örgütlediler hem de yoldaşlarına nasıl örgütlenileceğini öğrettiler. Bu tür bir önderlikten söz ediyoruz. Bizler de fikri olarak pratik olarak kendimizi her gün, her an yenilemek, mücadelenin içinde öğrenmek zorundayız. Bugün sınıfın partisi yok. 71 döneminden sonra gelen önderliklerin hepsi bir tür ‘aygıt yöneticiliği’ ifade ediyor bizlere. İşçilerin mücadelesinin içinde var olamayan, gelişmeyen hiçbir fikrin ve pratiğin devrim yapması söz konusu olamaz’’ dedi.

Kaynak: Umut-Sen