Suruç davası 21 ay sonra başladı: Vücudumda hala şarapnel parçaları var

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 33 kişinin hayatını kaybettiği IŞİD saldırısına ilişkin dava yaklaşık iki yıl sonra başladı.

Davada, tutuklu sanık Yakub Şahin, firari sanıklar İlhami Ballı ve Deniz Büyükçelebi yargılanıyor. Sanıklar hakkında ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma, tasarlayarak ve yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama ya da nükleer, biyolojik, kimyasal silah kullanarak öldürme’ suçlarından 34’er kez, ‘tasarlayarak ve yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama ya da nükleer, biyolojik, kimyasal silah kullanarak öldürmeye teşebbüs etme’suçlarından 70’er defa ağırlaştırılmış müebbet hapis isteniyor.

Evrensel’in haberine göre, 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerinin ve müdahil olmak isteyen kurumlar ile kişilerin ifadeleri alındı. Duruşmada hiç sanık yoktu.

Saldırıda oğlu Çağdaş Aydın’ı kaybeden Feti Aydın, oğlunun iki üniversite bitirdiğini belirterek, duruşmadaki güvenlik önlemlerine tepki gösterdi: “Biz buraya gelirken defalarca arandık. Bomba patlayınca da bizi hastaneye götürmek yerine gaza boğdular. Benim hala vücudumda şarapnel parçaları var.”

Gaz bombası atılmasına eleştiri

Sultan Yıldız, saldırıda hayatını kaybeden 59 yaşındaki eşi Cemil Yıldız’ın, Sinoplu olduğunu, Kürt olmadığını ifade ederek, eşinin insanların sevdiğini kaydetti.

Yıldız da saldırı gününde yaralıların üzerine gaz bombası atıldığını vurgulayarak, ilçe emniyet müdürü Mehmet Yapalıal’ın, ‘görevi ihmal ve kötü kullanma’ suçundan 7 bin 500 lira para cezasına çarptırılmasına ve ilk duruşmanın 21 ay sonra yapılmasına tepki gösterdi, davanın genişletilmesini talep etti.

Özge Sadet, kardeşi Hatice Ezgi Sadet’in saldırıda yaralı kurtulduğunu ancak gaz bombası atılması nedeniyle hayatını kaybettiğini savunarak, “33 insan öldü, ben burada bir sanık görmek istiyorum. Diyarbakır dosyası için, bu dosya için ve Ankara dosyasında gizlilik kararı alınmasından da şikayetçiyim” diye konuştu.

Saldırıda kardeşi Polen Ünlü’yü yitiren Doğukan Ünlü, sıkı güvenlik önlemlerini eleştirerek kendilerine ‘suçluymuş gibi davranıldığını’ söyledi.

‘Devlet hesap verecek’

Ünlü’nün annesi Şennur Ünlü’yse, “Bu dava nereye giderse gitsin takipçisiyiz. Şurada görmek istiyorum tüm sorumluları. Bu devlet, benim kızımın öldürülmesinin hesabını verecek”dedi.

Babası Cemil Şeker’i yitiren Yağmur Şeker, “Siz hiç babanızın üzerine toprak atılırken ‘Baba kalk, üstüne toprak atıyorlar’ dediniz mi? Yeğenim dokuz yaşındaki Ege soruyor,‘Benim dedeme neden terörist diyorlar? Kitaplarımı, oyuncaklarımı çocuklara götürmek neden suç oluyor?’diye…” diye konuştı.

Saldırıda yaralanan Koray Türkay, “Eski jimnastikçiyim. Savaştan kurtulan Kobaneli çocukları jimnastikle tanıştıracak aparatlar almıştım yanıma. Oraya gidecektik. 400 vekil isteyen, düşmanlaştırıcı ötekileştirici politikalar uygulayan AKP hükümeti bu katliamdan sorumludur” dedi.

‘Tek bir polis elimizden tutmadı’

Yaralılardan Sezgin Dağ ise şunları söyledi: “Hastanede yatarken yan tarafımda yatan kişinin IŞİD’li olduğunu anladım, can güvenliği için orada kalmak istemedim, Gaziosmanpaşa’ya naklimi aldım. Bizi terör örgütü gibi göstermeye çalışıyorlar. Ben de, katliamda ölen İsmet amca da CHP’den tanışıyoruz. İsmet amca kalıcı bir eser bırakmak istiyordu, bu yüzden oradaydık.”

Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV) yöneticisi Şahin Tümüklü şunları kaydetti: “Connect marka polis aracında bulunan mavi gömlekli bir polis aracın camını da kırarak ateş açtı. Yardım istediğimiz halde iki taraftan üstümüze gaz sıkıldı. Zırhlı araçlardaki kamera kayıtları, mobese kayıtları nerede? Bizi, yaralıları Suruç zabıtası taşıdı, tek bir polis elimizden tutmadı. Bizi düşman gibi görüyorlar. O gün Figen Yüksekdağ da gelecekti, hedefte 7 Haziran seçiminin galiplerinin olduğunu düşünüyorum. Özgürlük ve demokrasi isteyenleri yok etmek istiyorlar.”

Aileler adına müdahillik talebinde bulunan Suruç Adalet Platformu’ndan avukat Gülhan Kaya, “18 aylık gizlilik kararı altındaki soruşturma evresinde hiçbir şey yapılmadığı için, katillere yol verildiği için aynı failler 10 Ekim katliamını gerçekleştirdiler” diye konuştu.

SGDF eş başkanına suç duyurusu

Duruşmadaki sözleri nedeniyle Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) Eş Başkanı Ceren Çoban hakkında, ‘cumhurbaşkanına hakaret’, ‘terör örgütü propagandası’ve ‘devlet kurumlarını aşağılama’dan suç duyurusunda bulunulması kararlaştırıldı. Çoban, devlet görevlileri dahil tüm sorumluların açığa çıkarılarak yargılanmasını istemişti.

Çok sayıda kurumun müdahillik talebini reddeden mahkeme, duruşmayı 14 Temmuz’a erteledi.

Mahkeme, ‘ailelerin müdahillik talebinin kabul edilmesine, Suruç emniyet müdürünün yargılandığı dava dosyasının incelenmesine, Abdurrahman Alagöz’ün aramalarda ele geçirilen telefonunun baz istasyonu tepiti için müzekkere yazılmasına, M. Kadir Cebael, Mehmet Akaltın, Şeymus Sarı ve Deniz Büyükçelebi’nin eşi Songül Büyükçelebi ve Nusret Yılmaz hakkında IŞİD soruşturması olup olmadığının araştırılmasına, kimlik ve iletişim bilgileri için müzelere yazılmasına, 10 Ekim davasından da tutuklu yargılanan Yakub Şahin’in bu dava için de tutuklanmasına ve sonraki duruşmaya SEGBİS ile hazır edilmesine’ de karar verdi.

Ne olmuştu?

İstanbul’dan Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine Kobani’ye yardım kampanyası amacıyla gelen Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi yaklaşık 300 kişi, Suriye’ye geçmeden önce Amara Kültür Merkezi’nin bahçesinde 20 Temmuz 2015’te basın açıklaması yapmak istemişti.

IŞİD’li intihar eylemcisi kalabalığın içine girerek üzerindeki bombayı infilak ettirmişti. Saldırıda 33 kişi yaşamını yitirmişti.

Patlama mahalinden toplanan delil ve vücut parçalarının Ankara’da incelenmesinin ardından bombacının Abdurrahman Alagöz olduğu kesinleşmiş, Alagöz’ün, El Kaide soruşturması kapsamında ifadesinin alındıktan sonra serbest bırakıldığı ve hakkında takipsizlik kararı verildiği öğrenilmişti.

Alagöz hakkındaki ‘terör nitelikli aranan şahıs’ kaydının da saldırıdan bir ay kadar önce, 16 Haziran’da Suruç emniyetine ulaştığı ortaya çıkmıştı.

Yorum Yazın