Tahir Elçi raporu yayımlandı, şüpheli polisler ifadeye bile çağrılmadı

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesi ile ilgili doğru düzgün soruşturma yapmayan savcılık, Forensic Architecture (Adli Mimarlık) tarafından hazırlanan raporu da dikkate almadı. Raporda belirlenen şüphelilerin ifadesi dahi alınmadı.
Londra Üniversitesi Goldsmith Koleji bünyesindeki Forensic Architecture (Adli Mimarlık), Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesiyle ilgili raporunu açıkladı. Aralık ayında tamamlanan rapor, Diyarbakır Barosu tarafından savcılığa da verilmişti. Baro, aradan geçen zamanda muhtemel faillerin ‘şüpheli’ sıfatı ile çağrılıp, ifadelerine başvurulmaması halinde ellerindeki verileri kamuoyu ile paylaşacağını duyurmuştu.
Forensic Architecture, raporunu Diyarbakır Barosu’nun sağladığı görsel, işitsel ve belgesel delilleri analiz ederek ve olaylar silsilesinin aslına sadık üç boyutlu bir dijital modelini oluşturarak hazırladı. Kurum, olaya dair yaptığı mekânsal araştırmada, basın mensuplarının ve polis memurlarının çektiği video kayıtları, sivillerin ve polis memurlarının emniyete verdiği tanık ifadeleri, baronun talebiyle hazırlanan ya da Türkiye Cumhuriyeti resmi makamları tarafından hazırlanan raporlardan da yararlandı.
Tahir Elçi’nin hâlâ hayatta olduğu zamandan ölümünden dakikalar sonrasına kadar uzanan bir zamanı kapsayan ve üçü basın mensubu, biri de basın açıklamasına dair istihbarat toplamakla görevli bir polis memuru tarafından çekilen görüntüleri inceleyen uzmanlar, Elçi’nin tam olarak vurulduğu anın görsel olarak kayda geçmemesi sebebiyle sahneyi mekânsal ve zamansal olarak yeniden canlandırdı ve bütün aktörleri bu canlandırma içine yerleştirdi.

Polislerin doğrudan ateş hattı bulunduğu saptandı
İncelenen dokuz saniye on karelik zaman aralığında kırk ayrı mermi atışı tespit eden Forensic Architecture ekibi, bunların çıktığı silahları ve hedefini ya da yönünü belirledi. Video kayıtları sayesinde 26 silah atışının polis memurları tarafından yapıldığı gözlemlenirken; 14 atışı kimin yaptığı ise belirlenemedi. Bağımsız Adli Tıp Uzmanı Dr. Ümit Biçer’in, Tahir Elçi’nin yüzü ile ellerindeki yara ve sıyrıkların düşmeye karşı koymaya çalışmadığı, dolayısıyla da aniden ölümüne ya da bilinç kaybına yol açtığı yorumuna dayanarak yaptığı, ‘Vurulduğunda Elçi’nin cesedinin bulunduğu konumdan en fazla 1 metre kadar geride ayakta duruyor olabileceği’ tespitini de dikkate alan ekip, zaman aralığını 7 saniye,12 kareye indirdi. Bu da, tespit edilen son 10 atışın elenmesini sağladı.

Forensic Architecture daha sonra YDG-H mensupları ile polislerin eylemlerini ayrı ayrı inceledi. YDG-H’lilerin Elçi’nin ölümünden sorumlu olup olmadıkları incelenirken, polis memurları tarafından yapıldığı görsel olarak tespit edilen atışlar elendi, geriye 13 atış kaldı. Belirsiz atışların yapıldığı kareleri tek tek inceleyen ekip, YDG-H üyelerinden birinin (Raporda ‘Koşan 1, K1’ isim koduyla geçiyor) ilk karelerde silahını Elçi’ye doğrulttuğunun ya da ateşlediğinin görülmediği, ilerleyen karelerde ise silahı kabzasından değil namlusundan tuttuğu sonucuna ulaştı. Raporda, diğer YDG-H’linin de (Raporda ‘Koşan 2, K2’ isim koduyla geçiyor) tabancasını elinde tuttuğu süre boyunca Elçi’nin bulunduğu yöne nişan almadığı ve bu durumun da Elçi’yi vurabilmesini büyük ölçüde olanaksız kıldığı belirtildi ve şu tespite yer verildi: “İki PKK mensubunun araştırmamıza konu olan zaman aralığında Tahir Elçi’yi öldürmüş olmaları büyük ölçüde imkânsız.”

Tahir Elçi’nin polislerin silah atışlarından biriyle öldürülmesi ihtimaline dair incelemede ise ilk olarak polis tarafından yapılan atışlara odaklanıldı ve Elçi’ye yönelik doğrudan bir ateş hattı bulunmayanlar elendi. Geriye olay yerindeki beş polisin üçü tarafından ateşlendiği görülen, 3’ü kısmi, 4’ü doğrudan ateş hattına sahip 7 atış hattı kaldı. Raporda, polislerin üçünün de Elçi’yi vurmasının ihtimal dahilinde olduğu belirtilirken, içlerinden birinin 4 farklı atış sırasında da ‘Elçi’ye doğru engelsiz bir ateş hattına açıkça sahip olan tek memur olduğu’ kaydedildi.

Yapılan incelemeler sonrasında ulaşılan sonuçlar raporda şöyle özetlendi:

– Tahir Elçi 28 Kasım 2015 tarihinde, yaklaşık olarak saat 10:55’te, 7 saniye 12 karelik (7:12) bir süre diliminde tek bir mermiyle vurularak öldürülmüştür.

– PKK mensuplarından ikisi de öldürücü atışı yapmamış görünmektedir.

– Araştırmaya konu olan zaman aralığında yapılan bütün atışların benzer ses profilleri vardır. Bu süre içinde kayda değer derecede uzak bir mesafeden uzun namlulu bir silahın ateşlendiğine dair herhangi bir işitsel delil yoktur.

– Üç polis memurunun (A, C ve D) Elçi’ye yönelik doğrudan bir ateş hattı vardır ve silahlarını birden çok kere ateşledikleri görülmektedir. Polis memuru C, Elçi’ye yönelik açık ve engelsiz bir ateş hattıyla silahını ateşleyen tek memurdur.

Raporun sonunda, araştırmanın olay yerindeki polis memurlarından kesin olarak hangisinin Elçi’nin ölümünden sorumlu olduğunu tespit etmediği belirtilirken; “kuvvetli suç şüphesi altında olan polis memurlarını saptandığı” kaydedildi ve “Öldürücü atışın Elçi’yi vurma kastıyla yapılmış olup olmadığının saptanması araştırmanın kapsamı dışındadır” notu düşüldü.

Kaynak: T24 (GÖKÇER TAHİNCİOĞLU & GONCA TOKYOL)