Taksim Dayanışması Gezi’nin 4. yılında Taksim’e çağırdı

Taksim Dayanışması, Gezi Parkı eylemlerinin 4’üncü yıldönümünde Taksim’den Gezi Parkı’na yürüyüş düzenliyor.

Taksim Dayanışması, Gezi’nin 4’üncü yılında 31 Mayıs günü saat 19.30’da da Taksim’den Gezi Parkı’na yürüyüş gerçekleştirileceğini açıkladı.

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy Binası’nda düzenlenen basın toplantısında Taksim Dayanışması Sekreteryası adına Mücella Yapıcı, Gezi’nin 4’üncü yılı programı çerçevesinde 31 Mayıs saat 19.30’da Taksim’den Gezi Parkı’na gideceklerini açıkladı.

“Dört yıl önce bugünlerde Taksim Meydanı ve Gezi Parkı başta olmak üzere, yaşam alanlarımıza amansız ve hukuksuz bir şiddetle saldıranların karşısında omuz omuza mücadele verdik” ifadelerini kullanan Yapıcı şöyle konuştu: “Gençlerimizin yaratıcı zekâsıyla, annelerimizin kucaklayan şefkatiyle, işçi kardeşlerimizin emekten gelen gücüyle, kadınlarımızın gür sesiyle, LGBTİ bireylerimizin ‘Biz de varız’ çığlığıyla el ele verip dayanışmamızı ve direnişimizi büyüttük. Bu onurlu direniş ve evrensel dayanışma karşısında çaresizlerin ve korkakların günden güne daha da kirlenen politikalarına, günden güne tırmandırılan şiddetine, adaletsizliğine karşı biz ‘Gezi’nin çapulcuları’ onlarca ayrı dille, sesle, renkle bir arada durduk, nefes aldık.”

Yapıcı, hukuksuzluğa ve polis şiddeti sonucu hayatını kaybedenlerin davalarındaki cezasızlığa dikkat çekerek şunları söyledi: “Ne Anayasa’nın ne uluslararası sözleşmelerin, ne de AİHM kriterlerinin dikkate alındığı, hukuksuzluk ve keyfiliğin kutsandığı bir siyasal iklimde yaşıyoruz. Bu keyfiliği biz Gezi sürecinden iyi tanıyoruz. İktidar sahiplerinden güç alan, hukuk ve kural tanımaz polis şiddetinin yaşamlarımızı nasıl kararttığını unutmuş değiliz. Onlarca arkadaşımızın gözlerini kaybetmesinin, binlercesinin yaralanmasının, bunun ardından faillerin ve azmettiricilerin cezasız bırakılmasının böylesi bir kural tanımazlıktan beslendiğine şahit olanlarız. Ethem Sarısülük ile Medeni Yıldırım’ı öldüren polis ve jandarma kurşunlarının, Ali İsmail’e yönelen ölümcül tekmelerin sahiplerinin, Abdullah Cömert’i, Ahmet Atakan’ı, Berkin Elvan’ı yaşamdan koparan biber gazı fişeklerinin, Hasan Ferit’i vuran mafya bozuntularının ve Mehmet Ayvalıtaş’ı bizden alan pervasızlığın bu hukuksuzluktan güç aldığını bilenleriz.”

Yapıcı geçtiğimiz günlerde tutuklanan iki eğitimci Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ve oğlunun cenazesi için açlık grevi yapan Kemal Gün’ün durumunu da hatırlattı: “Özgürlükten, demokrasiden, barıştan ve doğadan olan herkesin açlıkla, ölümle ve hapisle sınandığını, hırsızlığın, yolsuzluğun, katliamların, taciz ve tecavüzlerin cezasızlıkla ödüllendirildiğini; bir insanı katletmenin bedelinin mahkeme masraflarından daha az olduğunu; 80 gündür çocuğunun kemiklerini alabilmek için açlık grevi yapan babaya oğlunun kemiklerinin kargoyla gönderildiğini görenleriz.”

Yapıcı tutuklamalara ve ihraçlara da dikkat çekti: “Gezi’de barıştan, özgürlükten, doğadan eşitlik ve dayanışmadan yana kurduğumuz hayatın peşinde olanların KHK’larla, ihraçlarla, açlıkla, tutuklamalarla sınandığı bu karanlıkta, dayanışmamızdan ve birbirimizden vazgeçmiyoruz. OHAL adı altında yerleştirilen bu karanlığa, haksızlığa, talana, şiddete, cezasızlığa Gezi’den aldığımız güç ve kazanımlar ışığında hayır diyoruz.”

Gezi’nin kriminalize edilmesine izin vermeyeceklerini belirten Yapıcı şöyle devam etti: “Bilinsin ki Gezi direnişi bu toplumun tarihinde bir onur sayfası olarak yerini almıştır. Dünyaya örnek olan Gezi direnişi, en temel hak taleplerinin hukuksuzca cezalandırılmaya çalışıldığı davalarda suç unsuru olarak gösterilip kriminalize edilmeye çalışılmaktadır. Bunu reddediyor, kendi hukuksuz ve onursuzluklarının yarattığı korku ve kâbusları nedeniyle bu sayfanın karalanmasına izin vermiyoruz. Dört yıl önce bir parkta birlikteliğimizden yarattığımız gücümüzle tekrarlıyoruz; Başta Taksim Meydanı ve Gezi Parkı olmak üzere yaşam alanlarımızın, ormanlarımızın, parklarımızın, meydanlarımızın, kentlerimizin, insan hakları anıtımızın dahi abluka altına alınmasını ve yok edilmesini, ülkemizin bir cezaevine dönüştürülmesini hiçbir zaman kabul etmiyoruz, kabul etmeyeceğiz.”

İktidarın ‘Gezi’ korkusu sürüyor: Parka bariyer ve TOMA