“Teknoloji İşçilerinin Grevi Üzerine Düşünmek Zorundayız”: Infoproletarios grubuyla röportaj – Felix Holtwell

Teknoloji işçilerini örgütleyen radikal Brezilyalılarla tanışalım.

Son birkaç yıl teknoloji işçileri arasındaki örgütlemelerde Trump’ın seçildiği 2016’dan sonra güçlü bir şekilde sahneye çıkan Tech Workers Coalition [Teknoloji İşçileri Koalisyonu] gibi örgütlenmelerle büyük bir ivmeye tanık oldu. Yine de bu örgütlenmelerde ilgi odağı çoğunlukla Silikon Vadisi’yle veya geniş tabirle Batı ülkeleriyle sınırlı kalmaktadır. Oysa Teknoloji ve BT (IT) işçileri dünya geneline yayılmış bir olgu olup, teknoloji şirketlerine karşı kapsayıcı bir karşı güç inşa etmek için Batı odaklı çerçevenin kenara bırakılması gerekmektedir.

Aşağıda Brezilya’da teknoloji ve IT işçilerini örgütleyen gruplardan Infoproletarios’la röportajımızı görebilirsiniz. Kendileriyle teknoloji işçilerinin sendikalaşması, Brezilya’nın dünyadaki konumu ve teknoloji işçilerinin neden greve gitmesi gerektiğini konuştuk.

FH: Kısaca Infoproletarios’un ne olduğunu açıklayabilir misiniz?

I: Brezilya’da grubumuzdaki işçilerin ve bütün olarak işçi sınıfının maruz kaldığı sömürü ve suiistimallerle mücadele edip bunları ortadan kaldırmayı hedefleyen, teknoloji veya IT işçilerinin oluşturduğu toplumsal bir hareketiz.

FH: Neden ve nasıl başladınız? Infoproletarios’un arkasındaki öyküden biraz bahseder misiniz?

I: Infoproletarios’un arkasında çok da uzun bir öykü yok çünkü her şey daha çok yeni. Bizim açımızdan yaptıklarımıza yönelik ilginin son zamanlarda bu denli artmış olması çok şaşırtıcı. Hareketimizi, daha çok sol görüşlere sahip olan ve yıllardır kendileriyle sektörlerindeki diğer işçileri örgütleme ihtiyacı duyan bir grup IT işçisi arasındaki tartışmalar sonucunda 2017’de kurduk. Hep IT işçilerinin aynı çağrı merkezi çalışanları veya hizmet sektöründekiler gibi yüksek işgücü devrinden mustarip olduğundan ötürü örgütlenebilecek bir grup olmadığını işitmiştik. Bu anlatının yanlış olduğunu kanıtlama mücadelesi veriyoruz.

FH: Brezilya’da teknoloji ve IT işçilerinin karşılaştığı en önemli sorunlardan bazıları neler? Brezilyalı IT işçileri de, diğer Batı ülkeleri gibi ayrıcalıklı bir çalışan kesimine sahip mi?

I: Yaşanan sorunlardan sadece bir kısmına değinmek mümkün çünkü işçilerin şikayet listesi oldukça uzun ve çoğu teknoloji işçileriyle sınırlı kalmayan şeyler.
Ama en başta kuşkusuz, teknoloji işçileri arasında sınıf bilincinin olmayışı. Veya militanca terimler kullanmazsak, Brezilyalı işçiler sömürüldüklerinin farkında değiller. Yazılım geliştirmede veya diğer IT alanlarında çalışan işçiler, genelde üretim çevriminde bulundukları pozisyon hakkında çeşitli hayallere sahipler. Liberal propaganda medyada çok güçlü ve çalışma dünyası hakkında bir dolu vaatte bulunuyor. Birçok meslektaşımız başka bakış açılarıyla karşılaşmadıkları için kendilerini işçi olarak değil de “partner,” “işbirlikçi” veya “girişimci” olarak tanımlıyorlar. Bazen patronlarla tek tek pazarlık yapacak kadar güçlü olduklarını zannediyorlar. Ki bu bariz bir şekilde yanlış. Araştırmalar, analizlerimiz ve şahsi deneyimlerimiz, gerçekliğin tamamen farklı olduğunu gösteriyor. Yaptığımız iş karşılığında düşük ücret alıyor, uzun ve stresli vardiyalarda çalışıyor, işte büyük baskılar görüyor, hatta ahlaki ve cinsel tacizlere maruz kalıyoruz.

Ayrıca teknoloji sektörü, görece açığa çıktığı günden beri, çalışma hayatını örgütlemeye dönük yeni formların denendiği bir laboratuvar işlevini görmektedir. Yakın zamanda Brezilya’da emek haklarını hatırı sayılır ölçüde zayıflatan yeni iş kanunları çıkarıldı fakat bu değişikliklerin bir kısmı yasaya dönüşmeden önce, zaten IT ve teknolojide yaygın rastlanan uygulamalardı. İşçileri örnek olarak serbest çalışan konumuna zorlayan düzenlemeler çok yaygındır (işçi bireysel bir işletme kurar ve ücretli tatil gibi hiçbir hakkı olmadan özel bir hizmet sağlayıcısı gibi çalışır). Bugün bazı işletmelerin işçilerine çalışan saat bazında ödeme yapmak için kullandığı, CLT Kota olarak bilinen melez bir model var. Diğer pratikler işçileri çok daha esnek bir şekilde çalışmaya zorluyor (tabi işçinin yararına olmayacak şekilde bunu yapıyor) ve zaman zaman çalışma aralıklarını keyfi bir şekilde uzatıyor. Bu örneklerin her birinde girişimci start-up kurma söylemi, bu korkunç sömürü koşullarını gizlemek için kullanılmakta.

Finansal cephede IT işçileri, ortalama bir Brezilyalı işçiden daha fazla kazanıyor. Ancak bu farkın asıl sebebi nitelikli profesyonellerin olmayışı ve profesyonel eğitimin çok maliyetli oluşu. Ne var ki son birkaç yılda insanların hızla mezun olduğu kurslarla ve bahsi geçen reformlarla bu tablo da değişiyor. Bu adımlar piyasayı daha hazırlıksız işçilerle dolduruyor ve teknoloji işçilerinin ücret düzeyini düşürüyor. Ayrıca maaşlarımız görece yüksek doğru, fakat buna ağır fiziksel ve duygusal bir stres eşlik ediyor. Birçok işçi bu yüzden erken yaşta mesleği bırakıp çalışma sahasını değiştiriyor.

FH: Brezilya’da IT alanındaki sendikalaşma ne durumda?

I: Durum biraz hassas. Onca yıllık fedakarlıktan ve yoğun işçi seferberliklerinden sonra toplumsal haklar her cepheden saldırı altında. Brezilya işçi sınıfının geneli hala, Michel Temer’in hükümeti döneminde yapılan sert saldırılara düzgün ve incelikli bir yanıt verememiştir. Brezilya’daki sendikal hareket, süregelen emek “reformuna” desteklerini sunmuş az sayıda ama büyük sendikaya düşmandır.

IT’de de durum aynıdır. Örgütlenme açısından bakıldığında aslında daha da kötüdür. Resmi sendikaların tabanla temasları yoktur ve çok destekleri yoktur. Destek aldıklarında bile mücadeleci örgütler olarak değil de basit birer hizmet sağlayıcısı olarak görülmektedirler.

Genelde sendikalara inanmayan teknoloji işçileri iş yerlerinde izole olmuş haldedirler, bireyciliği öven anlatıların kurbanı olup kendilerini “girişimci” olarak görmektedirler. Sorunlarını nasıl çözebilecekleriyle ilgili bilince pek sahip değillerdir ve her gün yaşadıkları sorunların kaynağında neyin yattığını görememektedirler.

İşçi Partisi iktidarında, işçiler hakları ve sınıfsal çıkarları için nasıl mücadele edeceklerini unuttular. Şimdi bu şeyleri baştan öğrenip kendilerini yeniden örgütlemeleri gerek.

FH: Infoproletarios’u kurduktan sonra yaptıklarınızı kısmen anlatabilir misiniz? Yürüttüğünüz kampanyalardan bazıları neler? Teknoloji ve IT çalışanlarının tepkisi ne oldu?

I: Başlarda üyelerimizin teorik eğitimine, kapitalizmle, politik ekonomi, sendikacılık, cinsiyet meseleleri ve çalışma ilişkileri üzerine okuyup tartışmaya odaklandık. Ayrıca zihinsel sağlık ve teknik beceriler gibi teknoloji işçilerini ilgilendirebilecek konularda periyodik atölyeler düzenledik.

Genelde öz-örgütlenmeyi teşvik eden ve çalışma ilişkilerinin doğasını ifşa eden konuları tercih ettik fakat kendimizi bunlarla sınırlamadık. Hala birçoğu büyük şirketlerin sponsorluğunda gerçekleştiğinden büyük konferanslara ve IT etkinliklerine katılıp katılmamayı tartışıyoruz. Neticede bizler tam da bu şirketlerin pratiklerini sorgulayan özerk, kendi mali gücüyle ayakta duran bir işçi hareketiyiz.

IT ve teknoloji işçileriyle gündelik yaşamlarında yan yana olmak, onların talepleriyle temas etmek, sınıf odaklı bir şekilde onlarla tartışmak ve statükoya alternatifler üretmek istiyoruz.

Şimdilik tepkiler gayet olumlu. Bizi destekleyen insanlar genelde zaten solcu insanlar ve teknoloji alanında daha iyi çalışma koşulları için mücadele verildiğini bilmekten, bunun kapitalizmi aşma projesiyle yan yana olmasından memnunlar. Bugün önümüzdeki zorluk, meslektaşlarımız içinde Infoproletarios’u bilmeyen ve kendilerini hala işçi olarak görmeyen kalabalık kesimi kendimize çekmek.

FH: Örgütlediğiniz eylemlerden bazı örnekler verebilir misiniz?

I: Şimdiye dek, IT alanındaki çalışma koşulları ve ruhsal sağlıkla ilgili yaptığımız atölyeleri yayınladık ve bir podcast başlattık. Bunu düzenli bir şeye dönüştürmeye çalışıyoruz ve sınıfımız için önemli konuları tartışıyoruz. İşyerlerimizde olası misillemeler yüzünden açık faaliyet yürütemediğimizden, help desk şirketlerinde Uluslararası Kadın Emekçileri Günü’nde broşür kampanyası düzenledik ve yakın gelecekte tekrarlamayı planlıyoruz.

Son yıllarda gerçekleşen bazı genel grevlerde, bu grevlerin önemini ve neyin söz konusu olduğunu anlatan farkındalık kampanyaları yaptık. Ayrıca hareketi daha iyi tanımak ve üye olmak isteyen herkesle periyodik söyleşiler yapıyoruz. Geçtiğimiz yıl Sao Paulo’daki Cryptorave’deydik. İşçilerin kişisel verilerinin kayda geçirilip devlet tarafından kullanılmasını tartıştık. Kampanyalarımızla ve podcast’lerimizle kaç kişiye ulaştığımızı hala bilmiyoruz fakat atölyeler ve diğer etkinliklerle şimdiye dek yaklaşık yüze yakın insan aramıza katıldı.

FH: Size göre IT işçilerini örgütlemek için normal işçilerden farklı tekniklere başvurmak gerekir mi? Örneğin ABD’de Slack, teknoloji işçilerini örgütlemek için faydalı bir araç oldu.

I: İşin doğasından ötürü, yerel toplantılar düzenlemek çok zor. Görevlerimizi yürütmek için forumlar, video konferanslar ve oylama araçları gibi şeylerden yararlanıyoruz. Fakat belli bir isim vermeyi tercih etmiyoruz.

Başlangıçta IT işçilerinin özel bir kategoriye ait olduğunu ve yeni örgütlenme modellerine ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyorduk. Fakat IT işçilerinin neticede çok da istisnai olmadığını gördük.

Elbette her işçi grubu kendi özgün niteliklerine sahiptir ve bunlar taktiksel açıyla değerlendirilmelidir fakat biz teknoloji işçileri klasik örgütlenme taktiklerini göz ardı edecek kadar farklı değiliz.

Neticede grev grevdir ve diğer sektörler gibi teknolojide de üretimle dolaşımı durdurabilecek güçtedir. Bizimki gibi bir sektörde, grevin etkisi ekonominin tamamında hissedilecektir. Dolayısıyla eski pratiklerin daha önce hiç tahayyül edilmemiş yeni çalışma pratiklerinde gözden geçirilmesi gerektiğini ve eski taktikleri IT’nin yeni gerçekliğine uygulamak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz.

Özetle IT ve teknoloji işçilerinin nasıl grev yapacağına kafa yormak zorundayız.

FH: Start-up kültürü hakkında ne düşünüyorsunuz ve IT’deki çalışma koşullarıyla nasıl ilişkilendiriyorsunuz?

I: Sanki bu model verimliliğin ve işletmelerdeki ivmelenmenin temeliymiş gibi, start-up kültürünü yenilikçi bir aura sarmış durumda. Oysa gerçeğin bununla hiçbir alakası yok. Aramızda hep şakasını yapıyoruz. 19. Yüzyılda Britanya’da kurulan fabrikalardan bu yana, üretimi idare etmede start-up’ların kullanılması kadar eski ve köhnemiş bir uygulama yok.

Yaşamımızın ve bize ait emeğin gasp edilmesi start-up firmalarda daha sistematik haldedir. Çalışma aralıkları alışıldık tarzdan daha uzun ve daha yoğundur.

Çalışma rejimi çok daha güvencesizdir. Genelde kayıt dışı iş alımları yapılır ve boş zamanlarla çalışma zamanları sürekli iç içe geçer.

Start-up’ların renkli ve yenilikçi suretinin arkasında, idari pratiklerinin işçilere zarar veren yapısını görmek için çok uzağa bakmanıza gerek yok. IT sektörü en azından Brezilya’da, yeni pratiklerin ve çalışma modellerinin denendiği bir laboratuvar. Bize göre start-up kültürü de bunun bir parçası ve işçilerin zararına.

FH: Infoproletarios’un arkasındaki politik çizgiden bahsedebilir misiniz? Çoğunlukla solcu eylemciler olduğunuzu söylemiştiniz.

I: Herhangi bir partiye bağlı olmayan, üyelerimiz arasında çeşitli toplumsal hareketlerden, partilerden ve bağımsız gruplardan kişilerin olduğu solcu bir hareketiz. Ağırlıkla Marksistlerden oluşuyoruz ve etrafımızda olup biteni bu mercekten analiz ediyoruz. Teknolojinin bize sunduğu yüksek maaşlara ve avantajlara rağmen, günün sonunda diğer işçilerden farklı olmadığımızı biliyoruz. Ayrıca ulusal kalkınma hedefi veya şansı olmayan bağımlı bir çevre ülkesinde olduğumuzu da biliyoruz. Bu hareketimiz için merkezi bir öneme sahip ve bizi zorunlu olarak anti-emperyalist, anti-kapitalist bir çizgiye sokuyor.

FH: Bir röportajınızda Tech Workers Coalition [TWC] gibi Amerikan gruplarından ilham aldığınızı söylemiştiniz. Onlardan neler öğrendiniz? Ayrıca sizin koşullarınız onlardan ne kadar farklı?

I: TWC Infoproletarios’tan çok öncesinde de vardı fakat IT işçilerini örgütlemekle ilgili tartışmalar epeydir sürüyor. TWC ve dünyanın başka yerlerindeki özerk girişimleri duyduğumuzda, hareketimiz Sao Paulo’da büyümeye başlamıştı. Bu girişimlerin tümü bize, yaptığımız analizin doğru olduğunu gösterdi ve hedeflerimize duyduğumuz güveni perçinlemiş oldu.

Farklı yerlerde farklı toplumsal tarihi arka planlarda yaşasak da, hepimiz dünya genelinde politik temsiliyetin içine düştüğü krize (sendikalar da bunun parçasıdır) ve neoliberal kapitalizmin açmazlarından kaynaklanan ekonomik krize tepki veriyoruz.

Hala küçük bir grup olduğumuzdan, odak noktamız yoğunlaştığımız büyük kent merkezlerindeki teknoloji işçileri. Help desk firmalarından IT altyapı desteğe varıncaya dek, doğrudan veya dolaylı bir şekilde sektörle ilişkili herkese ulaşmaya çalışıyoruz. TWC ve Infoproletarios’un benzer hedefleri var ancak bunlar yerel koşullarımıza uyarlanmak zorunda.

FH: Sizce teknoloji özgürleştirici olabilir mi? Öyleyse nasıl?

I: Teknoloji hiçbir zaman tarafsız değildir ve içeriği hep sınıfsal bir perspektifi yansıtır. Genel olarak hakim sınıfların çıkarına hizmet edecek şekilde kullanılır. Kapitalizmde işçiler değil burjuvazi yönetimdedir. Böyle bir bağlamda teknolojinin kapitalist düzen altında özgürleştirici olması imkansızdır. Statükoyu güçlendirecek şekilde tasarlanır.

Her gün iş yerinde ürettiğimiz ürünlerin çoğu, başkalarının çalışmalarını gözetlemenin yeni yollarını bulmaya dönük şeyler. Üretimin nasıl daha iyi denetleneceğini, çalışanların işte ne yaptıklarını tam olarak nasıl göreceklerini, işlerin süresini daha iyi nasıl takip edeceklerini ve sineğin yağını en iyi şekilde nasıl çıkaracaklarını gösteren şeylerdir. Bir şekilde bunlar zihnimize doluşup yaratıcı düşünmemizi engellemekte ve bizi farklı sorunlara farklı çözümler getirmekten uzaklaştırmaktadır.

Ancak görünüşte devrimci ve özgürleştirici çözümler üzerinde düşünsek bile, onları yaratma ve kullanma biçimimiz tam tersi sonuçlar üretebilir. Birinin büyük finansal kuruluşlara gitmeden parayı transfer etmek için yeni bir sanal birim yarattığını düşünün. Bu gerçekten özgürleştirici olacak mı? Olmayacak. Çünkü bu teknoloji ilgi çektiği anda, şirketler ve piyasaların kullanımına girecek.

Teknoloji devrimi garanti etmez. Devrim tüm işçilerin yaşam koşullarını garanti altına alacak ve onları gerçekten özgürleştirecek şekilde, mevcut düzenin topyekun bir şekilde yok edilmesidir. Teknoloji bunu yapmaz. Teknolojinin yapabileceği şey bir şeyleri yapma tarzımızı değiştirmektir ve bu değişimle yaşamımızı meydana getiren somut ilişkiler de değişir. Geçmişte İnternet ve demiryolu nasıl devrime hizmet etmediyse, 3D yazıcılar ve büyük veriler de kendi başına bunu yapmayacaktır. Devrimi insanlar yapar.

Kaynak: Notes From Below

Çeviri: Akın Emre Pilgir