Ukrayna’nın Azov denizi çıkarması – Hazal Yalın (Yakın Doğu Haber)

Bu yazıyı hazırlarken Poroşenko’nun savaş kabinesini toplantıya çağırdığı haberleri de geliyordu.

Dün Azov denizinde acayipbir askeri hareketlilik, herkese “ne oluyor?” dedirtti.

Acayipti, çünkü bir taraftan bakınca ‘casus belli’ (savaş sebebi) sayılabilecek olan bu girişim, diğer taraftan bakılınca deniz şovundan başka bir şey değildi.

Okurlarımız için gelişmeleri özetleyelim.

İlk açıklama, FSB’nin Kırım Sınır Güvenliği Dairesindengeldi. Açıklamaya göre Ukrayna donanmasına bağlı Berdyansk ve Nikopol adlı iki sahil koruma botuyla Yanı Kapu (Yenikapı) adlı kıyı römorkörü, sabah saat yedi sıralarında BM deniz hukuku konvansiyonunun 19 ve 21. maddelerini ihlal ederek Rusya karasularına girdiler.

Üç tekne hızla Kerç boğazına hareket halindeyken Rusya kuvvetleri tarafından durduruldular.

Günün ilerleyen saatlerinde boğaz boş bir şileple kapatıldı, sahil koruma kuvvetlerinden başka Kerç köprüsünün üzerinde ve civarında ise Su-25’ler ile askeri helikopterler devriyeuçuşuna başladılar.

Ukrayna ordusu ise, söz konusu teknelerin Odessa’dan Mariupol’e doğru planlanan bir seferde olduklarını, seyrüseferin haber verildiğiniiddia etti.

Ne var ki, video görüntülerine bakılırsa pek de normal bir seyrüseferden söz edilemezdi; üç tekne ani manevralarla açık bir şekilde provokasyon girişiminde bulunuyordu.

Öte yandan seyrüseferden kime haber verildiği de meçhuldü: Kırım makamlarına bakılırsa önceden böyle bir bilgi verilmemişti, ayrıca gene video kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla Ukrayna gemileri telsiz mesajlarına da cevap vermiyorlardı.

Gerçi gemi derken, yenilmez armadanın gerçek gücünü yansıtmış olmayız. Rusyalı uzmanların gün boyunca gelen açıklamalarına bakılırsa buteknelerin üçü birden, onları takip eden sahil koruma gemilerinin biri kadar etmiyordu. Tekneler öyle güçsüzdü ki, her birindeki askeri personel sayısı beşten fazla olamazdı.

Akşam saatlerinde InfoResist adlı Ukrayna haber ajansının Ukrayna Savunma Bakanlığına dayanarak verdiği habere göre, Rusya karasularını ihlal eden üç gemiden birine (Yanı Kapu) bodoslamadan bindirerek motorları işlemez hale getirilmiş, ancak gemiler yine Kerç Boğazı’na doğru hareketlenince (motorları işlemez hale gelmişken nasıl hareketlenmiş, bilinmiyor) ateş açılmış, Berdyansk’taki bir personel yaralanmış ve gemiler Kerç boğazında Rusya özel kuvvetleri tarafından ele geçirilmişti.

Tam bu sırada Ukrayna ordusu, yenilmez armadanın muharebeye devam etmesine karar verdi. Bölgeye iki zırhlı sahil koruma botu daha gönderildi.

Bu gemilerin Rusya karasularına yaklaşırken hızlarını sıfıra indirmeleri ve açık denizde durmalarıyla da büyük deniz zaferi kazanılmış oldu.

Rusya Senatosu Uluslararası İşler Komitesi Başkan Yardımcısı Andrey Klimov, geç saatlerde “Kiev’in yabancı akıl vericilerinin yeterince sağduyulu olduğunu ve bu meselenin devam etmesine izin vermeyeceklerini umduklarını” söyledi.

Rusya Özerk Cumhuriyeti başkanı Aksyonovise biraz daha açık konuştu:

“Karadeniz’deki provokasyonun arkasında Kiev rejiminin Batılı patronları var. Bugün Ukrayna savaş gemileri, uluslararası deniz hukuku normlarını ağır bir şekilde ihlal ederek Rusya Federasyonu sınırlarını geçti. Bu provokasyonun arkasında, Kiev rejiminin Batılı patronlarının olduğuna eminim. Avrupalı ve Amerikalı siyasetçilerin son aylarda Azov denizindeki durumda endişeli olduklarını mütemadiyen söylemeleri sebepsiz değildir. Ukrayna, egemenliğini kaybetmiş ve yabancı idaresi altında bulunan bir ülke olarak, uluslararası gerilimi yaymanın aracıdır. Komşu ülkedeki isteri ve provokasyonun, Kiev’deki iktidarda yurtdışından idare edilen rusofobik bir rejim bulunduğu müddetçe devam edeceğini düşünüyorum.”

Şimdi, yenilmez armadanın bu büyük deniz zaferinin sebeb-i hikmeti sorgulanıyor. Ortak kanı, provokasyon girişiminin arkasında bizzat Poroşenko’nun olduğu yönünde.

31 Mart 2019’da Ukrayna’da başkanlık seçimleri yapılacak. Kiev Uluslararası Sosyoloji Enstitüsü adlı özel kuruluşun bu ay başında Donbas dahil bütün bölgelerde 10 bin denekle yaptığı araştırmaya göre, seçmenlerin yüzde 21’i Yulya Timoşenko’yu, yüzde 11’i artist Vladimir Zelenskiy’i, sadeceyüzde 10’u şimdiki başkan Poroşenko’yutercih ediyor. Poroşenko, 2014’de yüzde 55 oyla seçilmişti. Timoşenko aynı seçimlerde yüzde 13 almıştı.

Klimov’a göre:

“Olay, seçimlere yönelik; ayrıca AB konseyinde Avrupa devlet başkanları da toplanıyor. Poroşenko’nun kendini göstermesi için en uygun fırsat. Avrupa Birliği’nin sert tepki göstermesi ve bu ‘katiye bükülmez’ başkan Poroşenko’nin reytinginin yükselmesi için ülkede savaş isterisini büyütmek ve bizi provoke etmek istiyor.”

Bu eylemin seçimlerde kazanmasını sağlayıp sağlamayacağı meçhul; ama denemekte zarar yok. Kaldı ki, bu tür durumlarda dört başı mamur planlar, stratejiler aramak da doğru olmaz. Ukrayna oligarklarının savaş hükümetinin başlıca arzusu, Rusya’yı mümkün olduğunca kışkırtıp çatışmaya zorlayarak Batılıların ülkeyi NATO şemsiyesi altına almasını sağlamak; bir başka deyişle Baltık ülkelerinin “demokrasi” yolunu takip etmek.

Bunu henüz başaramadılar; ama milliyetçilikle gözleri kör edilmiş, kolaylıkla kurban edilebilecek sıradan insanlar ve faşist çeteler varken, provokasyonların arkası kesilmez.

Bu yazıyı hazırlarken Poroşenko’nun savaş kabinesini toplantıya çağırdığı haberleri de geliyordu. AB derhal “taraflara itidal” telkin etti, NATO ise “Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü ve seyrüsefer hakkını tanıdığını” ilan edip Rusya’dan bu haklara riayet etmesini istedi. Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetlerine yönelik yoğun topçu ateşi haberleri de eş zamanlı düştü.

Kim bilir, belki de bir plan işliyordur. Demek ki, yenilmez armadanın başka seferlerini de bekleyebiliriz.

Kaynak: Yakın Doğu Haber