Ver gazı… – Mehmet Polat

Putin geçen hafta yine Türkiye’deydi, yakında düğün, nişan törenlerine de gelmeye başlarsa şaşırmayalım. Bu kez, “Türk Akım” doğalgaz hattının son borusunun döşenmesiyle ilgili törene katılmak için geldi. Kırklareli’nin ilçesi Kıyıköy’de 3 bin kişinin katıldığı bir törenle, Rusya’nın Karadeniz kıyılarındaki Anapa kentinden başlayan hat Türkiye’ye bağlandı. Rus gazeteci Andrey İsaev’in aktardığına göre Rusya’da çıkan bazı gazetelerde düzenlenen törenle ilgili olarak “ boru hattında önemsiz bir aşamaya gelindi diye şov yapılıyor” yorumları çıktı.

Şu an bir hattın boruları döşendi ve aynı güzergâhtaki paralel hattın boruları da yerleştiriliyor. Hatların her birinden yılda yaklaşık 16 milyar metreküp gaz geçecek. Tamamlanan hattan yalnızca Türkiye gaz alacak. İlk gaz akışının gelecek yıl sonlarına doğru başlaması bekleniyor. Eğer gerekli anlaşmalar tamamlanırsa, döşenen diğer hattan gelecek gaz doğrudan Avrupa’ya aktarılacak. Ancak henüz AB ile bu konuda anlaşmaya varılabilmiş değil. Ama iktidar sözcüleri ve havuz medyası böyle demiyor, sanki Avrupa Türkiye’den gaz almak için sıraya girmiş gibi yazıp çiziyor. Benzer ifadeler, Azerbaycan’la ortak proje olan TANAP boru hattının geçtiğimiz 12 Haziran’da Eskişehir’deki açılış töreni sırasında da kullanılmıştı. Ortada fol yok yumurta yok, yıllardır yönetim katlarından yapılan açıklamalarda ve havuz medyasının durmadan tekrarladığı biçimde “Türkiye’nin enerji koridoru olacağı” söyleniyor. Oysa İran’la 1996’dan bu yana devam eden yıllık 10 milyar metreküplük gaz alım anlaşmasının işletilmesi bile, son ambargo kararı nedeniyle ABD’nin iznine bağlı hale geldi. Gaz başkasının, irade başkasının ama sen “enerji piyasasında aktör olacağım” diye durmadan gaz veriyorsun. Sakın figüran olmayasın?

Her ne kadar adı “Türk” olsa da boru hattının mimarı Türkiye değil, Putin. Nasıl olduğunu kısaca hatırlayalım: Rusya Avrupa’nın en büyük gaz ve petrol tedarikçisi. Mühdan Sağlam’ın belirttiğine göre, örneğin bu yılın ilk 6 ayında Avrupa kullandığı doğalgazın yüzde 40,6’sını Rusya’dan almış Avrupa’ya doğalgaz göndermenin en kestirme yolu Ukrayna’dan geçiyor. Ama istikrarsızlıklar ve yolsuzluklar nedeniyle bu ülkenin ekonomisi çökme noktasına gelince kullandığı gazın parasını  ödeyemez duruma düştü ve bunun üzerine Rusya gazı kesti. Ukrayna da Avrupa’ya giden boru hatlarından gaz kullanmaya başladı. Doğal olarak işler çığırından çıktı ve Rusya Ukrayna’dan kurtulmak için çareler aramaya başladı. Biri, Baltık Denizi’nden geçirdiği Kuzey Akım hattını Almanya’ya ulaştırmak oldu. Hat 2011’de açıldı ve şimdi ikincisi döşeniyor. Diğer çare Karadeniz’den Güney Akım hattını geçirerek, Bulgaristan üzerinden Avrupa’ya ulaşmaktı. Ama Avrupa Ukrayna’dan yana tavır alarak bu hattı desteklemedi. Bunun üzerine Putin 2014 sonunda, yaklaşık 5 milyar dolar harcanan Güney Akım boru hattını iptal ettiğini açıkladı ve Türkiye’ye gelerek, geçen hafta tören düzenlenen hattı kurmayı önerdi. Proje böyle başladı.

Ama 24 Kasım 2015’de Hatay yakınlarında uçağının düşürülmesi üzerine Rusya projeyi askıya aldı. İlk günlerde uçağın düşürülme emrini kimin verdiği yarışı yapan yöneticilerimizin bir süre sonra akılları başlarına geldi ve özür dileyerek projeyi yeniden başlattılar. Şu an ikinci hattın inşası devam ediyor. Bu tür işlerde kullanılan dünyanın en büyük gemisi  “Pioneering Spirit” geçen hafta Boğazlardan geçti ve Karadeniz’de çalışıyor.

Eğer gerekli anlaşmalar yapılırsa Türk Akım’ın Avrupa’ya gidecek hattı Bulgaristan üzerinden Orta Avrupa ülkelerine, Yunanistan üzerinden İtalya’ya uzanacak. Yunanistan ve Bulgaristan, AB’ye boru hattına onay vermesi için baskı yapıyor. Rus devlet şirketi Gazprom yalnızca doğalgaz üretimi ve satışı yapmıyor, aynı zamanda Avrupa’nın yerel dağıtım şirketleriyle de bağlantılar kurarak ya da bunları satın alarak, ülke altyapılarında söz sahibi oluyor. Bu yüzden Rus gazının Ukrayna dışında herhangi bir yoldan Avrupa’ya ulaşması yeterli görünüyor.

Ancak ABD durumdan memnun değil. Özellikle Almanya’nın Kuzey Akım 2 hattı da tamamlandığında yılda 55 milyar metreküp gaz alacak olmasından hiç hoşlanmıyor. Almanya’nın yıllık tüketimi 90 milyar metreküpün üzerinde. Dolayısıyla açığını kapatmak için başka kaynaklara da yönelmek zorunda. ABD’den gelen kaya gazı ve Katar’dan gelen sıvılaştırılmış doğalgaz başlıca alternatifler. Trump, Almanya’nın Kuzey Akım 2 hattından vazgeçmesini istiyor. Gazprom’un tekel oluşturduğundan yakınıyor. İşte Türkiye bu gerilimlerden yararlanarak, Azerbaycan’la ortak, Hazar Denizinden çıkarılan doğalgazı ve Orta Asya ülkelerinin doğalgazını Avrupa’ya ulaştırma projeleri yapıyor.  Bu amaçla Azerbaycan’la ortak sürdürülen TANAP projesi ile Gürcistan sınırından giren ve Yunanistan sınırına ulaşan boru hattından yıllık 32 milyar metreküp gaz taşınması öngörülüyor. Boru döşeme çalışmaları halen sürüyor.

Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşması genişçe bir kesim tarafından, tuhaf biçimde olumlu karşılanıyor. Enerji Piyasası Kurulu’nun kayıtlarına göre Türkiye geçen yıl Rusya’dan yaklaşık 28 milyar metreküp gaz satın almış. Bu, kullanılan gazın yarısından fazla. Sedat Ergin’in dediği gibi, Türkiye’de doğalgazla ısınan her iki evden biri Rus gazı kullanıyor.

Rusya Türkiye’ye yalnızca gaz satmıyor, kurduğu boru hatları ve dağıtım noktaları ile ülke altyapısı üzerinde de söz sahibi oluyor. Ukrayna ve Bulgaristan örneklerinde gördüğümüz gibi, iki ülke arası anlaşmazlıklarda boru hatlarını kapatıp, gazı kesebiliyor. Öte yandan Akkuyu nükleer santrali, S-400 anlaşması, Suriye’de Türkiye’nin verdiği taahhütler de buna eklendiğinde, Rusya’ya bağımlılık ciddi bir hal alıyor. Ülkeler arasındaki toplam ticaret hacmi yaklaşık 20 milyar dolar ve Türkiye’nin bundaki payı, 2,7 milyar dolar tutarındaki ihracattan ibaret. Ancak geçen yıl Türkiye’ye 5 milyonun üstünde Rus turist gelmiş. Rusya’daki Türk müteahhitler de son 10 yılda 67 milyar dolarlık taahhüt yerine getirmişler. Ülkeler arası ticaret biraz bunlar sayesinde dengeleniyor.

Bazıları Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşmasını,  ABD etkisinden uzaklaştırıcı olduğu için “hayırlı” buluyor. Bunu, Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki Sovyetlerle olan yakınlığa benzetiyorlar. Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki ülke ve dünyayla bugünkü aynı değil. Ayrıca Sovyetlerle Putin Rusya’sını benzer görmek için insanın ya narkoz alması, ya da gözlerinin görmüyor olması lazım. Rusya askerî gücü ve enerji kaynaklarına dayanarak emperyalistler arası rekabet sofrasından pay kapmaya çalışıyor. Türkiye ise iç ve dış sorunlarını yönetebilmek için küresel güç dengeleri içinde geziniyor. İki ülke arasında eşitsiz bir ilişki var. Rusya’dan alınacak üç beş füze ve imzalanan birkaç ticari anlaşma,  ülkemiz egemenlerinin ABD ve Avrupa’dan uzaklaşmasına yeter mi? Soruyu kendimize değil, ülke egemenlerine soruyoruz. Çünkü ABD’den sağladıkları güvence ve Avrupa ile olan ticaretlerinden gelen kâr, başka kapılara yönelmelerinin en büyük engelidir…