İlkeli, değerli ve davalı yaşayan devrimcilerin birliğini yaratma zamanıdır

Partili Cumhurbaşkanlığı’nı dayatan anayasa değişikliğinin oylandığı referandum sonuçlandı ve ‘şaibe’ altındaki sandıklardan ‘evet’ çıktı. Seçim sonuçlarının sosyalistler açısından ne ifade ettiğini Hayalet Komite yazarları Başaran Aksu ve Görkem Doğan ile konuştuk.

Başaran Aksu: İlkeli, değerli ve davalı yaşayan devrimcilerin birliğini yaratma zamanıdır.

Seçim sonuçlarında kuşkusuz hayır mücadelesi kazanmıştır. Hayır mücadelesinin kazanması seçim sonuçlarının YSK onayıyla yüzde 50’nin üzerinde gözükmesi anlamına gelmez. Fiilen verilen mücadelenin kendisi önemlidir. Bu mücadele etrafında, memleketin yüzde 50’sini tutmaktadır. Şaibe gölgesi de kolay kolay ortadan kalkmaz. İktidar içinde seçimin siyasi sonuçları olacaktır. Sonucun şaibeli olması siyasetin içinde ve tarihte de gördüğümüz bir durumdur. Dolayısıyla seçim sonuçlarını hukuken kabul etmeyen bir çizgiyi sürdüreceğiz.

Kapitalist düzende ‘adil seçim’ olmaz

Karşımızdaki iktidar bloku sopa siyasetini sürdürmek durumunda olacaktır. Önümüzdeki dönemde mevcut burjuva düzenini demokratik araçlarla sürdürmenin sınırları vardır. Baskı süreçleri genişletilecektir. Tutuklamalar, KHK’lar, yargıda tasfiyeler tamama erdirilene kadar bu iktidardan yumuşama beklemek doğru bir yaklaşım değildir. Bizim ‘hayır yetmez’ yazısında ortaya koyduğumuz çerçeve doğrulanmıştır. Devrimcilerin ve sosyalistlerin tereddütlü bir duruma düşmeden, mevcut sistem içerisinde demokrasi kırıntıları peşine düşmeden, esas olarak safları sıklaştırıp emek ve ezilenler merkezli çok yönlü, yaşam alanlarımızı savunmayı da önüne koyan bir mücadele çizgisini moralli bir biçimde sürdürmesi gereklidir. Çünkü kapitalist düzende adil seçim olmaz. Devrimciler toplumun sandıktan sonuç beklediği ve siyasete etki ettiği yerde seçim süreçlerine dahil olur. Yoksa bunu adil buldukları için dahil olmazlar.

88-92 sürecini andıran bir döneme girmiş bulunuyoruz

Kuşkusuz Türkiye’nin özgür ve demokratik bir ülke haline gelmesinin mücadelesini vereceğiz ama bunu devrim ve sosyalizm iddiasıyla kuran bir hattan yapmak zorundayız. Türkiye Batılı manada -Fransa, ABD gibi- başkanlıkla yönetilen bir ülkeye doğru yol almayacak. Tersine Orta Doğu karakterli olan ülkemizde bu sonuçlarla normal bir burjuva düzeni yürütmek eşyanın tabiatına aykırıdır. Ortaya çıkacak olan krizlerden kaçınan değil krizi derinleştiren bir devrimci siyaset dönemi başlamıştır. 16 Nisan 1992’de hayatını kaybetmiş olan ve bizim saygıyla andığımız Sinan Kukullar bu açıdan önder insanlardır. 88-92 sürecinde Türkiye’nin demokratikleşmesi için verilen mücadeleye devrimci dönüştürücü eylemlerle büyük katkı sundular, önderlik ettiler. Onları hunharca 16 Nisan 1992’de katlettiler. Anıların mücadeleye ışık olması hususu bugün kitlesel milatan bir devrimci çizginin ihtiyacını anlatır. Ülkenin statükonun esiri olmayan, yenilikçilik, değişimcilik söylemini faşist, islamcı manipülatörlere bırakmayan, bayrak sallayıp, slogan atıp, bildiri dağıtmakla yetinmeyen halkın bağrına, halkın sorunlarına, dünyasına giren orada yaşayan orada dövüşen, ölen devrimcilere ihtiyacı var. Çözüm budur. Klasiktir, tarihseldir.

Kürt halkı ‘ortak gelecek arayışına’ dair önemli bir tutum sergilemiştir

Kürt halkı 2 yıl boyunca yaşadığı katliam baskı siyasetine rağmen ve demokratik siyasetleri olan HDP’nin eşbaşkanlarının, vekillerinin ve belediye başkanlarının tutksak olduğu bir dönemde bu oranda ‘hayır’ diyerek Türkiye’deki birleşik arayışın geleceğine dair önemli bir tutum sergilemiştir. Bu büyük bir başarıdır. Evet oylarındaki kısmi yükselişi de sandığa sürgün ya da korku ortamı nedeniyle gidemeyen insanların varlığına bağlamak lazım. Korkunun dizayn edici bir tarafı vardır.

İlkeli, değerli ve davalı yaşayan devrimcilerin birliğini yaratma zamanıdır

Seçimler adil olmadığı için iktidar milliyetçiliği yükselterek ve devlet olanaklarını kullanarak, baskıyı güncel kılarak Erzurum ve Maraş’ta bu kadar oy oranı elde edebilmiştir. Bunun gerçek bir ideolojik harcı yoktur. Geleceğe dair planı, programı olan bir devrimci güç bu havayı çok kolay dağıtılabilir. Önümüzdeki görev böylesi bir programı inşa etmektir. Umutsuzluğa, korkuya düşülecek hiçbir neden yoktur. Devrimci siyasetin kendini üretebileceği bir zemindeyiz. Türkiye’nin ortasından yarıldığı yerde kendi hayatının ne olacağı üzerinden endişelerle değil birliği ve toplumsallığı öne çıkaran bir mücadele çizgisine geçilmelidir. Sosyalist siyaset ‘biz siyasetidir.’ İlkesiz, değersiz, davasız bir devrimci siyaset dönemi kapanmıştır. İlkeli, değerli ve davalı yaşayan devrimcilerin birliğini yaratma zamanıdır.

Görkem Doğan: Atı alan Üsküdar’ı geçti

Atı alan Üsküdar’ı geçti. Tayyip Erdoğan istediğini aldı. Şu saatten sonra yüzde 48’i daha da düşürmek için gerekli siyaseti uygulayacaktır. İstabul’u Elazığ gibi yapmaya çalışır. Gördüğüm kadarıyla Kürtlerden gelen oylardan da memnunlar. Orada da baskı siyaseti devam eder. Bir eşik aşıldı Türkiye’de. Cumhurbaşkanı iki tane açıklama yaptı. Basın açıklamasında ‘aman yumuşayacak’ diye bekleyenlerin hoşuna gidecek bir iki şey söyledi ama halkın karşısına çıkınca ‘atı alan Üsküdar’ı geçti’ dedi. Dolayısıyla seçimi en iyi açıklayan cümle yine ‘en iyi siyasetçi’ olan Cumhurbaşkanından geldi.

Solda bir numara yok; olması için kendi statükosundan vazgeçmeye cesaret etmesi lazım

Burjuva demokrasisi parametreleriyle düşünmeye devam edersek kendimizi kandırırız. Bunun belirtileri de yakın zamanda ortaya çıkar. Biz her zaman işçi sınıfının mücadele çizgisinden söz ederiz. İşçi sınıfının kapitalizmle entegre olmuş kesimleri ‘hayır’ diyorlar. Bir iki yer istisnadır. Bursa, Kocaeli ve Kayseri gibi. Bursa Türk Metal marifetiyle tutulan bir ildir. Bu noktada dağınık güçler söz konusudur ve ciddi bir örgütlenme gerekir. Bu güçlerin ufak çıkarları bırakıp bir araya gelmesinde fayda vardır. Seküler milliyetçi denilebilecek kanatta bir hareketlenme olur fakat bu hareketlenmeyi de adli yöntemlerle bastırmaya çalışacaklardır. Çünkü sağı bölen bir şey yapıyorlar. Büyük oranda ‘evet’ oyu kimin sayesinde çıkmadı? Seküler milleyetçi, MHP’li muhalifler sayesinde çıkmadı. Solda bir numara yok. Olması için de örgütlenmesi ve kendi statükosundan vazgeçmeye cesaret etmesi lazım.

Yorum Yazın