Kara delikler: Fotoğrafın önemi – Ramazan Şahin

Einstein’in 100 yıl önce ortaya attığı, uzayı ve zamanı büken yer çekimsel dalgaların varlığı ve zaman/mekan üzerindeki etkileri fotoğraflanarak bugün artık kanıtlandı. Einstein’in Genel Görelilik kuramına göre cisimlerin kütleleri ne kadar büyükse bununla doğru orantılı olarak cisimler kütle çekimi oluşturuyor, uzay ve zamanı büküyorlar.

Stephan Hawking ise yıldızlarda çökmenin kaçınılmaz olduğunu kanıtladı. Bir kara delik oluşması için bizim güneşimizden çok daha büyüklükte bir yıldız gereklidir. Devasa kütlenin kendi çekirdeğine çökmesiyle kara delik oluşur. Kara delikler, bizim güneşimizden çok daha büyük yıldızlarda doğmuştur. Kara deliklerde geri dönmenin imkansız olduğu bir sınır vardır. Bu sınıra ”olay ufku” denir.

Evrende bilinen en büyük yıldızlardan biri “VY Canis Majoris” adlı yıldızdır. Bize yaklaşık 3800 ışık yılı uzaklıkta ve Köpek Takım Yıldızı’nın içindedir. Çapı bizim güneşimizin 1500 katıdır. Ömrünün sonlarına yaklaşan bu yıldız, birkaç milyon yıl içinde yakıtını bitirerek süpernova patlamasıyla kara deliğe dönüşebilir. Canis Majoris, dev bir nükleer üretim reaktörüdür. Enerjisini diğer yıldızlar gibi dışa doğru pompalar. Şu anda da iç kısmında çok büyük bir yerçekimi sıkışması vardır. Birkaç milyon yıl içinde birleşme ve yerçekimi savaş başlatacaktır. Ama yıldız, yakıtını bitirince birleşme duracak ve yıldız bir çıkmaza girecektir. Yıldızların yakıtı olan hidrojen gazı biterken yıldızın merkezinde füzyonla hidrojen, helyuma ve daha ağır elementlere dönüşecek. Merkeze yaklaştıkça elementler ağırlaşacak. Neon, oksijen, demir oluşacak. Yıldızın merkezinde demir çoğalmaya başlayınca tüm yakıt dışarı taşacak. Yerçekimi yıldızı olduğu yerde sabitleyecek. Yerçekimi, yıldızın kütlesini orijinal boyutundan çok daha dar bir alana sıkıştırır. Yıldız bu aşamada Kaos aralığındadır. Diyalektiğin yasası bu anda devrededir. Bir saniyenin binde birinde bu sıkışma oluşur ve o anda nitel sıçrama ile yıldız içine çöküp patlar. Bu patlamanın adı süpernovadır. Bir yıldız ölüyor ve yepyeni bir şey doğuyor. İşte bu yeni doğan şey kara deliktir. Kara delik hemen yıldızdan arta kalanları yemeye başlar. Dev enerji ışınları infilak eder. Kara delik yıldızdan kalan her şeyi içine çeker. Bir saniye içinde yıldızın tüm ömrü boyunca ürettiği enerji açığa çıkar. Bu çıkan enerjiye ”Gama ışık patlaması” adı verilir. Bu gama ışık patlaması bizim gezegenimizin yanı başında olsaydı gezegenimiz bu patlama yüzünden buharlaşırdı. Gama ışık patlaması kara deliğin doğum çığlığıdır. Karşıtların birliği dev yıldızın bağrında yatmaktadır.

Evren, kara deliklerle doludur. Kara delikler evrenin yapısını dokuyan bir fabrika gibidir. Kara deliklerde bilindik fizik kurallarının geçerliliğini yitirebileceği düşünülmektedir. Kara deliğin merkezinde ne olduğunu bilmiyoruz ama fizik kurallarını yıkacak kadar bir yoğunluk olduğunu biliyoruz. Bizim galaksimizin kalbinde de bir kara delik var. Adı da Sagittarius-A dır. 4 milyon güneşin kütlesi kadardır Bir kara delik çevresindeki ışığı dahi çekim kuvvetiyle kozmik bir lens misali içine çeker. Öylesine yoğun ki uzay zamanı sonsuz derinlikteki bir kuyuya doğru eğebilir. Bizim güneşimiz, ömrünün sonuna geldiğinde inanılmaz bir şok dalgasıyla patlayacak ve geriye 16 km genişliğinde atomdan bile küçük parçacıklardan oluşan,yoğun bir çekirdeği olan bir kara deliğe değil de bir nötron yıldızına dönüşecek. O kadar yoğun ki bir kaşık nötron yıldızı maddesi yaklaşık bir milyar ton ağırlığında olacaktır. Dün, görüntüsü yayınlanan kara deliğin kütlesi dünyanın kütlesinden 3 milyon kat daha fazla. Kütlesi o kadar dar bir alana sıkışmış ki kütlesi bilinen evrenin dışına çıkmış ama bu kütlenin yarattığı etki hala evrenin içinde. Kütle hala orada. Bu da uzayda derin bir çukura giden bir bükülmeye neden oluyor. Hiçbir şey kara delikten kaçamaz. Tüm galaksileri içine çekebilir. Bir yıldızın,bir maddenin, bir enerjinin hatta yerçekiminin bittiği uç noktadır. Kara delikler galaksilerin oluşmasına yardımcı olduğu düşünülmektedir. Büyük evrensel çarkın can damarıdır onların gücü yerçekiminin gücünden geliyor. Yerçekimi, ayaklarımızın yere basmasını, dünyanın güneş etrafında dönmesini sağlar. Bütün evrenin inşa bloğu yerçekimidir.Kara deliğe yaklaşılınca yerçekimi aşırı hale gelir.Fakat bir kara delikte yerçekimi ölçülemez. Her şey kara deliğe girebilir ama gerisin geriye çıkamaz.

Avrupa Güney Gözlem Evi dün (10 Nisan 2019) saat 16.00 da Messier87 (M87) galaksisinin merkezindeki süper kütleli kara deliğin olay ufkunu görüntülemeyi başardı. Bilimde çığır açacak bir çalışma olarak nitelenen ”Olay ufku teleskobu” projesiyle elde edilen ilk kara delik fotoğrafı yayınlandı. Olay ufku teleskopu(EHT), iki yıl süren uğraş sonucunda aşağıda resmini gördüğünüz bu gerçek fotoğrafın elde edilmesini sağladı. 40 ülkeden, 200 den fazla bilim insanı bir arada çalıştı. Bu çalışmada radyo teleskopları kullanıldı. Dünyanın dört kıtasına dağılmış 6 dağ üzerindeki gözlem evlerinde bulunan 8 tane teleskop kullanıldı. Yani proje için Dünya’nın kendisi devasa bir teleskoba dönüştürüldü. Kara delikten gelen radyo dalgaları bu 8 teleskop tarafından yakalandı, bir araya getirildi ve bu görüntü elde edildi. Tek bir teleskop kullanılsaydı çözünürlük çok düşük olurdu. Teleskoplar tek bir noktaya odaklandı, Dünya’nın çapının kattığı ek çözünürlük ile resim oluştu. Gözlem 4 gün sürdü.Bugüne kadar matematiksel formüllerin işletildiği kara delikler böyle olabilir gibi simülasyon görüntüleri vardı. Oysa aşağıdaki resim bir simülasyon değil, gerçek bir görüntü. Ölçümlü, deneysel bilimin görüntüsü.

Böylece kara deliklerin varlığı teori olmaktan çıkmış oldu. Bu kara delik 40 milyar km çapında, Dünya’dan üç milyon kat daha büyük. Dünya’dan 53 milyon ışık yılı uzaklıkta. Yani aşağıda görülen resim bu kara deliğin 53 milyon yıl önceki hali,
Teleskopların 4 gün önce yakaladığı radyo sinyalleri 53 milyon yıl önce yola çıkmıştı. Görüntü tam bir halka değil. Alt tarafı daha parlak.Bunun nedeni alt taraftan fışkırtılan ışık doğrudan bize doğru geliyor.Üstteki ışık bizden uzaklaşıyor. Dün yapılan basın toplantısında bir gazeteci Einstein’in görelilik kuramlarında bir hataya ulaşabildiniz mi diye sordu? Yanıt veren bilim insanı “maalesef bir hataya raslamadık.” diye yanıtladı. Tam da bilim insanına yakışan bir yanıt. Bilim, bazı olgularda yanlışlanabilir doğrulardan yola çıkılarak ilerler. Einstein’in 100 yıl önce söylediği “kütlesel çekim dalgalarının var olduğu” bilimsel olarak 2015 yılında kanıtlanmıştı. 10 Nisan 2019’da yapılan basın toplantısında Einstein bir kez daha doğrulandı.Einstein, İzafiyet Teorisini yazarken “Uzayın herhangi bir bölgesindeki yer çekimi ani bir olay sonucu değişirse o bölgeden uzaya ışık hızıyla yer çekimi enerjisi dalgaları yayılır. Bu dalgalar da uzayda geçtikleri yerleri gerer ya da sıkıştırır.” demişti. İşte bu dün bir kez daha doğrulandı. Dünkü basın toplantısında açıklama yapan her bilim insanı ayrı ayrı politikacılara seslendi.İşte bu proje için şu kadar miktar para harcandı ama daha gelişmiş teleskoplar için daha çok para lazım dediler. Bu parayı da dünyayı hırsla yaşanmaz hale getiren kapitalistlerden istediler. Adeta yalvarır gibiydiler. Ayrıca ortada bu kadar abartılacak bir buluş, paradigmayı değiştirecek bir atak bence yok. Teknolojik olanaklar kullanılarak yüz yıl önceki bir olgu doğrulandı hepi topu bu.

Aşağıdaki resmi asla küçümsemiyorum ama 100 yıl geçmiş aradan. Ancak bir arpa boyu kadar ilerlemişiz. Ne yazık ki ortada bu kadar yaygara koparacak bir durum yok. Şimdiye kadar insanlığın bilim tarihinde beş büyük atak oldu. İlk büyük atak günümüzden 12 bin yıl önce Urfa Göbekli tepe’de başlayıp İ.Ö. 500’lerde sona eren Mezopotamya atağı. İkinci atak İ.Ö. 700’lü yıllarında Miletos’ta başlayıp İ.S. 500’lü yıllarda sona eren Yunan atağı. Üçüncüsü ise İ.S. 750’li yıllarda başlayıp 950’li yıllarda sona eren Hint, İran, Arap atağıdır. 4. büyük atak, 900 yılında başlayıp 1905 yılında sona eren Avrupa atağı. 5’ncisi ise 1905 yılında başlayan Einstein atağı.120 yıldır 6. atak henüz yapılamadı. Kuantum fiziğinin yasaları ile Kaos’un yasalarını birleştirip büyük atağı yapacak bilim insanı veya birden fazla bilim insanını bekliyoruz. Bugün, 1927 yılında beşinci Solvay Konferansı’nda bir araya gelen 29 efsane bilim insanının düzeyinde bir bilim insanı ne yazık ki çıkmıyor. 100 yıldır bu yüzden yerimizde sayıyoruz. Dünkü basın toplantısında tek tek çıkıp konuşma yapan bilim insanları sosyalist bir Dünya’ya konuşmuş olsalardı şöyle diyeceklerdi: ”Dünya’da yaşayan bütün halklar ve işçi sınıfı adına şu kadar para harcadık.Daha gelişmiş teleskopları devreye sokmak için şu kadar da para ayırdık.Bu resmi bilimin aydınlık yüzü adına tüm dünya halklarına armağan ediyoruz.” diyeceklerdi.