Kıdem fonuna ‘HAYIR’ da örgütlenmeli – Atilla Özsever (BirGün)

Referandum sonrası kıdem tazminatı konusu yine gündeme geldi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun kıdem tazminatının fona devriyle ilgili olarak bu hafta taraflarla görüşmeye başlaması bekleniyor.

Türk-İş, kamuda çalışan 200 bin işçinin toplu sözleşme görüşmeleriyle ilgili olarak yarın (26 Nisan 2017)Bakan’la bir görüşme yapacak. Bu görüşmede kıdem tazminatı konusunun da gündeme gelmesi mümkün gözüküyor.
Öncelikle şunu çok net ifade edelim: Fona devir, kıdem tazminatının gaspı demektir. Kamuoyunda, medyada “İşçi bir gün çalışsa dahi kıdem tazminatını alacak” şeklinde kendinden menkul “müjdeli” haberler veriliyor. Hatta tarafsız, referandumda ‘Hayır’ tercihini de objektif ölçüler içinde veren kimi televizyonlar bile bu söyleme bilerek ya da bilmeyerek, farkında olmadan itibar ediyorlar.
Fonun sakıncaları
Kıdem tazminatının fona devri demek, bu tazminatın en az 10 yıl sonra alınabilmesi demektir. Medyada gündeme gelen taslakta, fona devir halinde 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3.600 gün (10 yıl) prim ödenmesi halinde fondan ödeme yapılacağı belirtiliyor. Oysa halen bir işçi, bir yıllık bir süre sonunda işten çıkarılırsa kıdem tazminatı hakkına sahip.

Yine mevcut koşullarda askerlik hizmeti, kadınların evlenmesi, emeklilikte yaş şartını beklemeden belirli sigortalılık süresi ve prim ödenmesi halinde işçinin kendi isteği ile ayrılması durumunda da kıdem tazminatına hak kazanılıyor.

DİSK’in önerisi
Fona devirle birlikte tüm bu haklar ortadan kalkacak, 10 yıl sonra fondan ne kadar ödeme yapılacağı da belli değil. Hükümetin en çok gündeme getirdiği “işçilerin yüzde 75’i, yüzde 80’i kıdem tazminatını alamıyor, işverenler ödeme yapamıyor” şeklindeki iddialarına karşılık da DİSK’in şu önerisi geçerli:

“Eğer amaç, ‘kıdem tazminatı alamayan işçilerin alabilmesi’ ise modelin değiştirilmesi ve fon kurulması gibi karmaşık yollara girmeye gerek yoktur. Yapılması gereken basittir. Mevcut yasaya bir cümle koyarak bir yılın altında çalışanlara da kıdem tazminatı ödemesi sağlanmalıdır.”

Yine işverenlerin ödemede acze düşmesi durumunda İşsizlik Sigortası Kanunu’nda yer alan “Ücret Garanti Fonu” kapsamında ödeme yapılması mümkündür. Bu kanuna da ek bir madde konarak kıdem tazminatı dahil tüm işçi alacaklarının kapsamı genişletilmiş olur.

80 yıllık hak
Kıdem tazminatı tam 80 yıllık bir hak. İlk kez 1936 tarihli İş Kanunu’nda bir yıl sonra uygulanmak üzere yer aldı. 12 Eylül 1980 askeri yönetimi bile bu hakkı kaldıramadı, fona devretmedi sadece tavan getirdi. Şimdi AKP iktidarı, işçilerin son kalesi olan bu hakkı ortadan kaldırmaya çalışıyor.

Hükümetin 2017 Programı’nda, “Bireysel hesaba dayalı kıdem tazminatı sistemine yönelik mevzuat çalışması yapılacaktır” deniliyor. 2017 yılı başı itibariyle kademeli olarak uygulamaya konulan zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ile bağlantılı olarak kıdem tazminatının fona devri söz konusu olacak.

Türk-İş’in tavrı
DİSK’in fon konusundaki tavrı net, genel grev sebebi olarak görüyor. Türk-İş’in genel kurul kararında da “kıdem tazminatının fona devredilmesi, süre azaltılması gibi hakkın tasfiyesine ya da zayıflatılmasına yönelik her türlü girişimin karşısında cevap genel grev olacaktır” şeklinde bir karar söz konusu.

Ancak Türk-İş yönetimi, zaman zaman farklı açıklamalarla fon konusunun müzakere edilebileceği yönünde işaretler veriyor. 20 Nisan 2017 tarihinde yapılan Türk-İş Başkanlar Kurulu’nda da bu konu uzun uzun tartışıldı. Genel kurul kararına atıf yapıldı.

Başkanlar Kurulu’nda kıdem tazminatı hakkının Türk-İş Genel Kurulu’nun aldığı karar çerçevesinde savunulmasını dile getiren TÜMTİS Genel Başkanı Kenan Öztürk, fonun hiçbir şekilde tartışılmaması gerektiğini belirtiyor.

Genel grev, göstermelik olmamalı
Kenan Öztürk, genel grev konusunda da işçinin önceden hazırlanması gerektiğini, fonun ne gibi hak kayıplarına yol açacağının somut olarak anlatılmasının gerekli olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Sadece günü geldiğinde göstermelik bir genel grevle sonuç alınmaz.”

Gerçekten öyle. Kiralık işçilik, Özel İstihdam Büroları konusunda da sendikaların söylediği lafta kaldı. Kıdem tazminatı meselesi, sadece bir milyon dolayındaki sendikalı işçiyi ilgilendirmiyor. 13 milyon dolayındaki sendikasız işçiyi de doğrudan ilgilendiriyor. Bildirilerle, broşürlerle, açıklamalarla işçilerin bulunduğu bölgelerde aydınlatma yapılmalı. Fona devirle nelerin kaybedileceği anlatılmalı. Zorunlu tasarruf gibi diğer fonların akıbeti gündeme getirilmeli.

1 Mayıs’ın gündemi
Nasıl referandumda ‘Hayır’ çalışması yaygınlık kazanmış, toplumun en az yarısı bu yönde tavır koymuş ve özellikle emekçilerin yoğun olduğu sanayi kentlerinde “Hayır” denmişse kıdem tazminatında da bu tarz bir çalışma yürütülmeli.

Önümüzdeki 1 Mayıs’ın temel konusu da bu olmalı. Kıdem tazminatı fonuna “Hayır”ın örgütlenmesi, işçi sınıfının da ayağa kalkmasına, istibdat rejimine karşı mücadelede önemli bir mesafe alınmasına da katkı yapacaktır…

Yorum Yazın